DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Nazîr İbrahim/Zihį kāşāne merġūb u zįbā
Tarih Manzumesi · 18. yüzyıl

Zihį kāşāne merġūb u zįbā

Sultan-zâde Abdülkerim Ağa'nın bahçeye açılan yazlık ve kışlık konağı, çiçekleri ve onarımıyla 1172'de övülür.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Zihį merġūb u zįbā

    Śafā-baħş ķuǾūdı rūĥa zįrā

    1Ne güzel, beğenilen ve süslü bir konak;

    2çünkü oturuşu ruha huzur verir.

    Konak ‘beğenilen’ ve ‘güzel’ sıfatlarıyla tanıtılır; burada oturmanın ruha huzur vermesi, mimari değeri görüntüden iç duyguya taşır. Yapının asıl övgüsü büyüklüğü değil, sakininde oluşturduğu sükûnettir.

  2. 2

    Ki özenle

    Virür gül yāsemen bū-yı dilārā

    1Özenle bahçeye açılır;

    2gül ve yasemin gönül alan koku verir.

    Bahçeye açılan konak, gül ve yasemin kokusunu içeri alan geçirgen bir mekân olarak kurulur. ‘Dilârâ’ koku yalnız hoş değil, gönlülleri kendine çeken bir etkidir; mimariyle bahçe duyusu aynı solukta birleşir.

  3. 3

    Açıldıkça

    Śafā-yı ķalb olur dillerde peydā

    1Lale bahçesi baştan başa açıldıkça,

    2gönül huzuru içlerde belirir.

    Lale bahçesinin baştan başa açılmasıyla gönül huzuru insanların içinde belirir. Çiçeğin dıştaki renklenmesi ile kalbin içteki ferahlığı neden-sonuç ilişkisine girer; bahçe, duyguyu üreten canlı bir çevredir.

  4. 4

    Ĥadįŝ-i zülf-i cānānı rivāyet

    İder sünbülleri Ǿuşşāķa ĥālā

    1Sevgilinin saçının sözünü

    2sümbülleri şimdi âşıklara anlatır.

    Sümbüller, sevgilinin saçına ilişkin hadisi âşıklara aktarır; kıvrımlı ve kokulu çiçek, klasik şiirin zülf benzetmesini bahçede canlandırır. Bitki sessiz süs olmaktan çıkar, sevgili hakkında anlatı nakleden bir raviye dönüşür.

  5. 5

    Okur āyet-i fe’n-žur Ǿārifāne

    Benefşe kūşelerde bį-mehābā

    1‘Bak’ ayetini ârifçe okur,

    2menekşe köşelerde korkusuzca.

    Menekşe köşelerde korkusuzca ‘bak’ ayetini okur; küçük çiçeğin duruşu, bahçeyi ibretle seyretmeye çağıran bir okuyucu gibi yorumlanır. ‘Ârifâne’ okuyuş, görsel zevki doğadaki işaretleri kavrayan manevî bakışa yöneltir.

  6. 6

    Nihāyetsizdür evśāfı anuñ-çün

    Gerekmez vaśfınuñ aślā

    1Onun nitelikleri sonsuz olduğu için,

    2övgüyü uzatmaya hiç gerek yoktur.

    Konağın nitelikleri sonsuz sayılırken, şair tam da bu nedenle sözü uzatmanın gereksiz olduğunu söyler. Bu, eksik anlatım itirafı değil bilinçli bir belagat hareketidir; övgünün çokluğu kısa kesmeyi haklı çıkaran kanıt olur.

  7. 7

    Ķarar-gāhı o bir źāt-ı şerįfin

    Ki ĥüsn-i ħulķ-ile Ǿālemde yektā

    1O, seçkin bir kişinin yerleşme yeridir;

    2o kişi güzel huyuyla dünyada eşsizdir.

    Yapının değeri sahibinin kişiliğine bağlanır: konak güzel huylu ve dünyada eşsiz seçkin bir kişinin yerleşme yeridir. Mekânın estetik övgüsü, orada oturanın ahlâkıyla meşrulaştırılır; ev sahibi evin anlamını belirler.

  8. 8

    Melek-ħaślet maǾārif pįşedür ol

    Ĥaķįķat źāt-ı pākinde hüveydā

    1Melek huyludur ve bilgiyle uğraşır;

    2hakikat temiz kişiliğinde görünür.

    Melek huylu ev sahibi bilgiyle uğraşan biridir; hakikatin onun temiz kişiliğinde görünmesi, ilim ile ahlâkı birleştirir. Övgü, yalnızca meslek ya da soy belirtmez; içsel saflığı bilgi pratiğinin görünür dayanağı sayar.

  9. 9

    O sulŧān-zāde kim miŝli nādir

    Vücūdın ĥıfž ide Bārį TeǾālā

    1O, benzeri az bulunan Sultan-zâde'dir;

    2yüce Yaratıcı varlığını korusun.

    Sultan-zâde'nin benzerinin az bulunması, önceki eşsizlik yargısını soy ve kişi kimliğiyle tamamlar. Yüce Yaratıcı'nın varlığını koruması duası, uzun övgüyü sahibin esenliğine yöneltir; konakla birlikte insanın devamı istenir.

  10. 10

    Şeref virince źātı bu sarāya

    Śafā-yāb oldı bi’l-cümle aĥibbā

    1Kişiliği bu saraya şeref verince,

    2bütün dostlar huzur buldu.

    Ev sahibinin kişiliği saraya şeref verince bütün dostlar huzur bulur. Bu beyit yapının etkisini bireysel oturuştan toplumsal buluşmaya genişletir; konağın ferahlığı sahibinin itibarı aracılığıyla dost çevresine dağılır.

  11. 11

    İdüp taǾmįr ü termįmi ile nev

    Dilārā oldı merġūb oldı ĥālā

    1Onarım ve tamirle onu yenileyince,

    2şimdi gönül alan ve beğenilen oldu.

    Onarım ve tamir yapıyı yeniler; sonuçta konak yeniden gönül alan ve beğenilen duruma gelir. Beyit estetik niteliği soyut bir vasıf olarak sunmaz, yapılan somut yenilemenin sonucu sayar; ‘hâlâ’ bugün görülen değişimi vurgular.

  12. 12

    içün ol

    Bu zįbā meskeni yapdurdı aǾlā

    1O, kışlık ve yazlık kullanım için,

    2bu güzel meskeni yüce biçimde yaptırdı.

    Konağın hem kışlık hem yazlık kullanım için yaptırılması, övgüye işlevsel bir ayrıntı ekler. Güzel mesken yalnızca seyredilecek süs değil, mevsimler boyunca yaşanacak yüksek nitelikli bir barınaktır; mimari plan kullanım sürekliliğine dayanır.

  13. 13

    Nažįri bir bulunmaz miŝl-i tārįħ

    bu beyt-i aǾlā

    1Benzeri bulunmayan tarih dizesi şudur:

    2bu yüce ev ferahlık verir, gönül açar.

    Benzeri bulunmayan tarih dizesi, konağı ‘ferah veren, gönül açan yüce ev’ diye özetler. Başlangıçta ruha huzur veren oturuşla kurulan ana fikir kapanışta yeniden duyulur; bahçe, sahip ve onarım ayrıntıları tek bir ferahlık hükmünde toplanır.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

DEU-AVESIS.e8807444-8be2-473b-8401-17fe7c7cc29b:tarih165-pdf1052-1053; Târihler no.165, basılı 1007-1008/gerçek PDF 1052-1053, basılı yıl 1172; ayrı numaralı tam kayıt. CC BY profile-adjacent, PDF içine gömülü değil.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirÂdetidür Kullar Âzâd Eylemek Her Seyyidüñ
ǾĀdetidür ķullar āzād eylemek her seyyidüñ
Nazîr İbrahim · Kıta

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

kāşāne

Konak

küşāde bāġ-zāra

Bahçeye açık

ser-ā-pā lāle-zārı

Baştan başa lale bahçesi

iŧnābı

Sözü uzatma

Şitāiyye vü śayfiyye

Kışlık ve yazlık

Feraĥ-zā dil-küşā

Ferahlık veren, gönül açan