Zikr-i Hakdan Gayrı Hem-dem Bulamaz ‘Âşık Müdâm
Fahrî, Hakk'ın sırrını gönülde beliren ve dibi bulunmayan bir deniz olarak işler; âşığı onun kıyısına çağırır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Zikr-i Hakdan gayrı bulamaz ‘âşık müdâm
Sırr-ı Hakka vâsıl olur zikr iden ‘âşık müdâm
1Âşık sürekli Hakk'ın zikrinden başka yoldaş bulamaz;
2Hakk'ı anan âşık onun sırrına erişir.
- 2
Sırr-ı Hakkıyla gönülde fazl-ı Hakkıyla zuhûr
Lutf-ı Hakka olur ise ‘âşık müdâm
1Hakk'ın sırrı, onun fazlıyla gönülde belirir;
2âşık sürekli Hakk'ın lütfunu beklerse.
İkinci beyit sırrın gönülde belirmesini kişinin başarısı saymaz; belirme “fazl” ile olur. Buna karşılık âşığa düşen iş bekleyiştir. “Muntazır” sözcüğü etkinliği askıya alır ve sabrı asıl uygulama hâline getirir.
- 3
Enbiyâ vü evliyâ bildirdigi sırr-ı Hakka
Nâ’il olur ile kulluk iden ‘âşık müdâm
1Peygamberlerin ve velilerin bildirdiği Hakk'ın sırrına
2içtenlikle kulluk eden âşık erişir.
Üçüncü beyit sırra bir aktarım zinciri kurar: peygamberler ve veliler onu bildirmiştir. Erişimin koşulu keşif değil, içtenlikle sürdürülen kulluktur; bilgi böylece kişisel bir sıçrama olmaktan çıkıp öğrenilen bir yola bağlanır.
- 4
Sünnet-i peygamberi farz-ı Hakkı işleyen
Sırr-ı gayba olur şübhesiz ‘âşık müdâm
1Peygamberin sünnetini ve Hakk'ın farzını uygulayan âşık
2kuşkusuz gaybın sırrını öğrenir.
Dördüncü beyit koşulu iki somut uygulamaya indirir: sünneti ve farzı işlemek. Gaybın sırrına vâkıf olmak olağanüstü bir hâl değil, bu iki işin sonucu gibi sunulur; şiir yüksek iddiayı gündelik ibadete bağlar.
- 5
Sırr-ı Hakdır çün senüñ özini tahrîk eyleyen
Gâfil olmak saña lâyık mıdır ey ‘âşık müdâm
1Çünkü seni harekete geçiren Hakk'ın sırrıdır;
2ey âşık, sürekli gaflette olmak sana yakışır mı?
Beşinci beyit yön değiştirip soru sorar. Kişiyi harekete geçirenin zaten o sır olduğu söylendikten sonra gaflet bir tutarsızlık hâline gelir; “lâyık mıdır” sorusu suçlama değil, kendi içindeki çelişkiye işarettir.
- 6
Pâk olursa hâne-i kalb sırr-ı Hak ile nüzûl
Cümlesi esrâr-ı Hakkuñ lutfıdır ‘âşık müdâm
1Kalp evi temiz olursa Hakk'ın sırrı iner;
2ey âşık, bunların hepsi Hakk'ın sırlarının lütfudur.
Altıncı beyit kalbi bir konak yapar: temizse sır oraya iner. İkinci dize bütün bunların kişinin kazancı değil lütuf olduğunu söyleyerek önceki beyitlerdeki şart dizisini sahiplenmekten alıkoyar.
- 7
Sırr-ı Hak bahr-i ‘amîkdir ka‘rına had yok velî
Sâhil-i bahre irişir Fahrîyâ ‘âşık müdâm
1Hakk'ın sırrı dibi sınırsız derin bir denizdir;
2ey Fahrî, âşık sürekli o denizin kıyısına erişir.
Kapanış beyti sırrı dibi ölçülemeyen bir denize benzetir ve hemen ardından ulaşılan yeri söyler: kıyı. Şair dibe indiğini değil kenara vardığını bildirir; iddiayı geri çekmeden erişilenin sınırını da açıkça çizer.
Metnin kaynağı
Sabit kaynak DEU-AVESIS.173d4472-4f1c-42be-8afc-48c2c8ea7a0d:pdf152-printed143-n104. 104 numaralı kayıt sonraki numaraya kadar tam 14 dizedir; basılı ölçü aynı sınırdadır. AVESİS profili dosyanın yanında CC BY 4.0 bağlantısı verir; PDF içinde gömülü lisans cümlesi yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
‘Ālem-i lâhûta pervâz itmek isterseñ göñülMehmed Fahrî-i Sünbülî · 5 beyit→
Açılış beyti zikri bir yoldaş yerine koyar: âşığın başka arkadaşı yoktur. İkinci dize aynı eylemi bir varış aracına çevirir; anmak hem eşlik hem de sırra ulaşma yolu olarak iki iş birden görür.