DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Mihrî Hatun/Zülfi Müşginün Nola Boynuma Saldıysa Kemend
Gazel · 15. yüzyıl

Zülfi Müşginün Nola Boynuma Saldıysa Kemend

Mihrî Hatun, sevgilinin zülfünü kement, gözünü büyücü ve yanağını gönül şahını mat eden oyuncu olarak kurarken aşk uğruna çektiği belâyı sahiplenir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    nola boynuma ṣaldıysa

    Dōstum lāzımdurur dīvāneye elbette bend

    1Misk kokulu zülfün boynuma kement attıysa buna şaşılır mı?

    2Dostum, deliye elbette bir bağ gerekir.

    Misk kokulu zülfün boyna kement atması, sevgilinin güzelliğini aynı anda hem çekici hem tutsak edici kılar. İkinci dizede âşık kendisini deli sayarak bu bağı gerekli bulur; böylece esaret şikâyet değil, aşkın doğasına uygun ve gönüllü bir teslimiyet olur.

  2. 2

    ʿİlm'i cādūluḳda bir üstāddur çeşmüñ senüñ

    Görse Hārutile Mārutu geçerdi anlara bend

    1Senin gözün büyücülük ilminde bir ustadır;

    2Gözün Hârût ile Mârût’u görseydi, onlara da bağ vururdu.

    Sevgilinin gözü, büyücülüğü öğreten bir usta olarak Hârût ile Mârût efsanesini aşar. Onları bile bağlayabilecek kudret, bakışın sıradan bir çekicilikten güçlü olduğunu anlatır; ilk beyitteki kement ve bağ imgesi burada mitolojik bir ölçekte sürdürülür.

  3. 3

    Ruẖlaruñ dil-şāhını māt eyledi bir luʿb(i)le

    Gözlerüñ cān ferzina ḥācet degül sürmek semend

    1Yanakların bir oyunla gönül şahını mat etti;

    2Gözlerinin can vezirini ele geçirmek için ata binmesi gerekmez.

    Yanakların gönül şahını tek hamlede mat etmesi beyte satranç düzeni verir. Gözler de canın vezirini ele geçirmek için ata ihtiyaç duymaz; sevgilinin yüzündeki iki unsur, savaşmadan kazanan oyuncular gibi âşığın iç dünyasını bütünüyle teslim alır.

  4. 4

    Kellesin ortaya ḳoyub öykünmiş lā'lüñe

    Anuñçün çār-sūlar içre ber-dār oldı ḳand

    1Şeker, lal dudağına öykünerek başını ortaya koydu;

    2Bu yüzden çarşıların ortasında dara çekildi.

    Şeker, sevgilinin lal renkli dudağına benzemeye kalkıştığı için başını ortaya koymuş bir suçlu gibi düşünülür. Çarşıda asılma görüntüsü, şekerin dükkânlarda asılı veya sergilenmiş oluşunu aşk rekabetine bağlayan nükteli bir sebebe dönüştürür.

  5. 5

    Gerçi çoḳ seyreyledüm bāġ'ı cihān ṣaḥrāların

    Rāstī ḳaddüñ gibi hiç görmedüm

    1Gerçi dünya bağlarını ve kırlarını çok gezdim;

    2Doğrusu, boyun gibi uzun bir servi hiç görmedim.

    Şair dünya bağlarını ve kırlarını gezdiğini söyleyerek benzetmesini geniş bir görgüye dayandırır. Buna rağmen sevgilinin boyuna denk uzun bir servi bulamaz; klasik servi imgesi burada ezber bir övgü değil, bütün gezilerin sonunda verilen karşılaştırmalı bir hüküm olur.

  6. 6

    Ḳo bizi meh-rūlaruñ mihriyle var sen fāriġ ol

    Nāṣiḥā etmez es̲er rusvāy'ı ʿışḳ olana pend

    1Bizi ay yüzlülerin sevgisiyle bırak, sen kaygısız ol;

    2Ey öğütçü, aşk yüzünden rezil olana öğüt işlemez.

    Mihrî, kendisini ay yüzlü güzellerin sevgisiyle baş başa bırakmasını öğütçüden ister. Aşk yüzünden toplum önünde rezil olmayı kabul eden kişiye nasihatin işlememesi, dışarıdan dayatılan ölçü ile âşığın seçtiği hayat arasındaki kesin ayrılığı gösterir.

  7. 7

    Ḫūblaruñ tīġ'i cefāsından yüzüm döndürmezem

    Ṭoġrasalar sīnemi ger rīze rīze bend bend

    1Güzellerin cefa kılıcından yüz çevirmem;

    2Göğsümü parça parça doğrasalar bile.

    Güzellerin cefası keskin bir kılıç gibi düşünülür; fakat şair bu tehdide sırtını dönmez. Göğsün parça parça doğranması abartısı, aşk bağlılığının bedensel acıdan daha güçlü olduğunu söyler ve önceki beyitte reddedilen öğüdün neden sonuçsuz kaldığını açıklar.

  8. 8

    Derpeyince yollarına düşdügüm dil-berlerüñ

    Dir gören ẖayli belā-keşdür bu Mihrī derd-mend

    1Sevgililerin yollarına peş peşe düştüğümü

    2Gören kişi, ‘Bu dertli Mihrî çok belâ çekmiştir,’ der.

    Sevgililerin yollarına düşmek hem peşlerinden gitmeyi hem de onların uğrunda güçlük çekmeyi anlatır. Dışarıdan bakan kişi Mihrî'yi ‘belâ-keş’ ve ‘dert-mend’ diye tanımlar; mahlas, aşk macerasının tanınan öznesi olarak doğrudan bu hükmün içine yerleşir.

  9. 9

    Yıllar ile ben yüzin görmem dirīġā āh kim

    Sāyesinde ẖoş geçer dil-dārumuñ bir levend

    1Yıllardır yüzünü görmüyorum; ne yazık, ah!

    2Sevgilimin gölgesinde bir yiğit hoşça yaşar [özne bağlanışı belirsiz].

    Kapanış beyti yıllardır yüzü görülmeyen sevgili için açık bir hasret sözüyle başlar. Son dizedeki ‘bir levend’ öznesinin kime bağlandığı basılı dizimde kesin değildir; modern aktarım bu düğümü çözülmüş gibi göstermeden sevgilinin gölgesindeki hoş hayat imgesini korur.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Sabit 147724 revizyonunun eser sahibi alanı Mihrî Hatun adını verir; mahlas ve kanonik TEİS kimliği bu atfı destekler.

Atıf kanıtını aç ↗

Türkçe Vikikaynak sabit 147724 revizyonundaki tam şiir gövdesi; özgün dize yüzeyi korunmuş, modern aktarım ve editoryal katmanlar eklenmiştir.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Önceki şiirSarrâfi de Benden Beter Âvâre Olupdur
Sarrâfi de benden beter âvâre olupdur
Mihrî Hatun · Gazel (redd-i matla)

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

zülf'i müşgīnüñ

misk kokulu saçının

kemend

kement, bağlamak için atılan ip

Hārut

büyücülük anlatısıyla ilişkilendirilen melek

çār-sū

çarşı, dört yol ağzı

serv'i bülend

uzun servi

belā-keş

çok sıkıntı çeken