Zulmet
Konuşan kişi karanlığın ve yaklaşan ölümün içinde sevgiliye gitmesini söyler; kendi yorgun bedenini geceye bırakırken onun gençliğini korumaya çalışır. Altın, yıldız ve ay ışığı sevgilide toplanır; denize benzeyen zulmet ise benliği ağır ağır hareketsizleştirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey sen
Ki şimdi şüpheli bir şekl-i pür-hayâl oldun
Bu semâ-yı mesânın altında!
Gecenin mevti ufku bağlamadan
Susmadan her teneffüs-i zinde,
Ey sen
Ki sönmemiş zer-i zülfünde son ziyâ-yı nehâr,
Bu genç elinle bu yorgun cebîn-i lâlimi sar,
Ve sonra git. Bana bî-va’d olan bu yollar hep
Adımlarınçün açılmış pür-incilâ vü zeheb…
Bırak leyâle bu cism-i garîb ü merdûdu,
Dizim eğildi; soğuk bir deniz gibi
Ağır ağır boğuyor bende ömr-i bî-sûdu.
Diken ve taşları üstünde bir çetin râhın
Dağıldı nesc-i harîr-i ümîd-i mahrûmum
Ve mutlaka gelecek, gölgelerle şimdi ölüm…
Lâkin sen
Ki gözlerinde güler nûru bir gümüş mâhın
Eğilme, git
Ve eyle gölgede pây-ı şebâbını tesbît...
Beni bir tûde eyleyen
Sana hüsn-i hayâli nakşedecek:
Oldu çeşmin nücûm ile mâlî,
Onların işti’âl-i seyyâli
Seni gûyâ karanlık üstünde
Etti bir heykel-i ziyâ gibi hak.
Sen git
Ve eyle da’vet-i iklîm-i rûhuna rağbet.
Bu yol, bu yol, bu derin yol ki dâimâ mümted
Bu yol uzun ve benim dizlerim eğildi; gözüm
Kapandı. Da’vet-i yeldâla titriyor rûhum;
Bırak ve git, beni -i leyâle tevdî et.
Büyük, derin ve soğuk bir deniz gibi
Etti eşkâl-i arzı bî-hareket,
Ve döktü rûhuma rü’yâya benzeyen bir
Büyük, derin ve soğuk bir deniz gibi :
Lâkin sen
Dudakların yine pür-hande, gözlerin pür-zer
Saçın nücûm ile meşbû’ u müştail yine ter
Bırakma rûhunu düşsün bu öldüren hisse,
Ve git
Ve eyle gölgede pây-ı ümîdini tesbît...
O belde-i zer ü hülyâda bekleyen gözler
“Nerde?” derlerse,
“Ne oldu, nerde o?” derlerse, âh o gözler eğer,
Miyâh-ı sâyede -i fecî’imi anlat.
1Ey sen,
2Şimdi hayallerle dolu, belirsiz bir şekle dönüşen sen,
3Bu akşam göğünün altında!
4Gecenin ölümü ufku kapatmadan,
5Her canlı soluk susmadan önce,
6Ey sen,
7Saçının altınında günün son ışığı henüz sönmemişken,
8Bu genç elinle yorgun ve dilsiz alnımı sar;
9Sonra git. Bana hiçbir şey vaat etmeyen bu yolların hepsi
10Senin adımların için parlaklık ve altınla açılmış...
11Bu yabancı ve dışlanmış bedeni gecelere bırak.
12Dizlerim çöktü; karanlık, soğuk bir deniz gibi,
13İçimdeki yararsız ömrü ağır ağır boğuyor.
14Çetin bir yolun dikenleri ve taşları üzerinde
15Yoksun bırakılmış umudumun ipek örgüsü dağıldı;
16Şimdi ölüm, gölgelerle birlikte mutlaka gelecek...
17Ama sen,
18Gözlerinde gümüş bir ayın ışığı gülen sen,
19Eğilme; git
20Ve gençliğinin ayağını gölgede sağlam bas...
21Beni bir yığına dönüştüren karanlık
22Sana hayal güzelliğini nakşedecek:
23Gözlerin yıldızlarla doldu;
24Onların akışkan parıltısı
25Seni sanki karanlığın üzerinde
26Seni ışıktan bir heykel gibi oydu.
27Sen git
28Ve ruhlar ülkesinin çağrısına yönel.
29Bu yol, hep uzayıp giden bu derin yol,
30Bu yol uzun; dizlerim çöktü, gözlerim
31Kapandı. Ruhum en uzun gecenin çağrısıyla titriyor.
32Beni bırak ve git; beni gecelerin ölümüne teslim et.
33Karanlık, büyük, derin ve soğuk bir deniz gibi,
34Yeryüzündeki biçimleri hareketsiz bıraktı
35Ve ruhuma düşe benzeyen bir ölüm döktü;
36Karanlık, büyük, derin ve soğuk bir deniz gibi...
37Ama sen,
38Dudakların yine gülüş dolu, gözlerin altınla dolu;
39Saçların yine yıldızlara doymuş, parlayan ve ışıl ışıl.
40Ruhunun bu öldürücü duyguya düşmesine izin verme;
41Ve git,
42Umudunun ayağını gölgede sağlam bas...
43O altın ve düş ülkesinde bekleyen gözler
44“Nerede?” derlerse,
45O gözler, “Ne oldu, nerede o?” derlerse eğer, ah,
46Gölgeli suların içinde korkunç ölümümü anlat.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Ahmet Haşim adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 140737 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Annemle karanlık geceler bazı çıkardık;Ahmet Hâşim · manzume→
Konuşan kişi karanlığın ve yaklaşan ölümün içinde sevgiliye gitmesini söyler; kendi yorgun bedenini geceye bırakırken onun gençliğini korumaya çalışır. Altın, yıldız ve ay ışığı sevgilide toplanır; denize benzeyen zulmet ise benliği ağır ağır hareketsizleştirir.