DDizegâhDijital şiir arşivi
manzume · 19.–20. yüzyıl

Zulmet

Konuşan kişi karanlığın ve yaklaşan ölümün içinde sevgiliye gitmesini söyler; kendi yorgun bedenini geceye bırakırken onun gençliğini korumaya çalışır. Altın, yıldız ve ay ışığı sevgilide toplanır; denize benzeyen zulmet ise benliği ağır ağır hareketsizleştirir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ey sen

    Ki şimdi şüpheli bir şekl-i pür-hayâl oldun

    Bu semâ-yı mesânın altında!

    Gecenin mevti ufku bağlamadan

    Susmadan her teneffüs-i zinde,

    Ey sen

    Ki sönmemiş zer-i zülfünde son ziyâ-yı nehâr,

    Bu genç elinle bu yorgun cebîn-i lâlimi sar,

    Ve sonra git. Bana bî-va’d olan bu yollar hep

    Adımlarınçün açılmış pür-incilâ vü zeheb…

    Bırak leyâle bu cism-i garîb ü merdûdu,

    Dizim eğildi; soğuk bir deniz gibi

    Ağır ağır boğuyor bende ömr-i bî-sûdu.

    Diken ve taşları üstünde bir çetin râhın

    Dağıldı nesc-i harîr-i ümîd-i mahrûmum

    Ve mutlaka gelecek, gölgelerle şimdi ölüm…

    Lâkin sen

    Ki gözlerinde güler nûru bir gümüş mâhın

    Eğilme, git

    Ve eyle gölgede pây-ı şebâbını tesbît...

    Beni bir tûde eyleyen

    Sana hüsn-i hayâli nakşedecek:

    Oldu çeşmin nücûm ile mâlî,

    Onların işti’âl-i seyyâli

    Seni gûyâ karanlık üstünde

    Etti bir heykel-i ziyâ gibi hak.

    Sen git

    Ve eyle da’vet-i iklîm-i rûhuna rağbet.

    Bu yol, bu yol, bu derin yol ki dâimâ mümted

    Bu yol uzun ve benim dizlerim eğildi; gözüm

    Kapandı. Da’vet-i yeldâla titriyor rûhum;

    Bırak ve git, beni -i leyâle tevdî et.

    Büyük, derin ve soğuk bir deniz gibi

    Etti eşkâl-i arzı bî-hareket,

    Ve döktü rûhuma rü’yâya benzeyen bir

    Büyük, derin ve soğuk bir deniz gibi :

    Lâkin sen

    Dudakların yine pür-hande, gözlerin pür-zer

    Saçın nücûm ile meşbû’ u müştail yine ter

    Bırakma rûhunu düşsün bu öldüren hisse,

    Ve git

    Ve eyle gölgede pây-ı ümîdini tesbît...

    O belde-i zer ü hülyâda bekleyen gözler

    “Nerde?” derlerse,

    “Ne oldu, nerde o?” derlerse, âh o gözler eğer,

    Miyâh-ı sâyede -i fecî’imi anlat.

    1Ey sen,

    2Şimdi hayallerle dolu, belirsiz bir şekle dönüşen sen,

    3Bu akşam göğünün altında!

    4Gecenin ölümü ufku kapatmadan,

    5Her canlı soluk susmadan önce,

    6Ey sen,

    7Saçının altınında günün son ışığı henüz sönmemişken,

    8Bu genç elinle yorgun ve dilsiz alnımı sar;

    9Sonra git. Bana hiçbir şey vaat etmeyen bu yolların hepsi

    10Senin adımların için parlaklık ve altınla açılmış...

    11Bu yabancı ve dışlanmış bedeni gecelere bırak.

    12Dizlerim çöktü; karanlık, soğuk bir deniz gibi,

    13İçimdeki yararsız ömrü ağır ağır boğuyor.

    14Çetin bir yolun dikenleri ve taşları üzerinde

    15Yoksun bırakılmış umudumun ipek örgüsü dağıldı;

    16Şimdi ölüm, gölgelerle birlikte mutlaka gelecek...

    17Ama sen,

    18Gözlerinde gümüş bir ayın ışığı gülen sen,

    19Eğilme; git

    20Ve gençliğinin ayağını gölgede sağlam bas...

    21Beni bir yığına dönüştüren karanlık

    22Sana hayal güzelliğini nakşedecek:

    23Gözlerin yıldızlarla doldu;

    24Onların akışkan parıltısı

    25Seni sanki karanlığın üzerinde

    26Seni ışıktan bir heykel gibi oydu.

    27Sen git

    28Ve ruhlar ülkesinin çağrısına yönel.

    29Bu yol, hep uzayıp giden bu derin yol,

    30Bu yol uzun; dizlerim çöktü, gözlerim

    31Kapandı. Ruhum en uzun gecenin çağrısıyla titriyor.

    32Beni bırak ve git; beni gecelerin ölümüne teslim et.

    33Karanlık, büyük, derin ve soğuk bir deniz gibi,

    34Yeryüzündeki biçimleri hareketsiz bıraktı

    35Ve ruhuma düşe benzeyen bir ölüm döktü;

    36Karanlık, büyük, derin ve soğuk bir deniz gibi...

    37Ama sen,

    38Dudakların yine gülüş dolu, gözlerin altınla dolu;

    39Saçların yine yıldızlara doymuş, parlayan ve ışıl ışıl.

    40Ruhunun bu öldürücü duyguya düşmesine izin verme;

    41Ve git,

    42Umudunun ayağını gölgede sağlam bas...

    43O altın ve düş ülkesinde bekleyen gözler

    44“Nerede?” derlerse,

    45O gözler, “Ne oldu, nerede o?” derlerse eğer, ah,

    46Gölgeli suların içinde korkunç ölümümü anlat.

    Konuşan kişi karanlığın ve yaklaşan ölümün içinde sevgiliye gitmesini söyler; kendi yorgun bedenini geceye bırakırken onun gençliğini korumaya çalışır. Altın, yıldız ve ay ışığı sevgilide toplanır; denize benzeyen zulmet ise benliği ağır ağır hareketsizleştirir.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Şiir, bağlı kaynakta Ahmet Haşim adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.

Atıf kanıtını aç ↗

Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 140737 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Önceki şiirSensiz
Annemle karanlık geceler bazı çıkardık;
Ahmet Hâşim · manzume

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

şebab

gençlik

guyâ

sanki

zulmet

karanlık

mevt

ölüm

ömr-i bî-sûd

Yararsız geçtiği düşünülen ömür.

leyl-i yeldâ

Yılın en uzun ve karanlık gecesi.