DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Dünyaya ün salışım ahımla feryadımdan mı?
Şiir · 17. yüzyıl

Dünyaya ün salışım ahımla feryadımdan mı?

Şair ününün ah ve feryattan mı, merhametsiz sevgiliden mi kaynaklandığını sorgular. Leyla saçlı güzel onu Mecnun’a çevirmiş, göğsünü yaralarla doldurmuş ve ayrılık gecesinde inletmiştir. Lokman’ın bile bilemediği yarasını sevgiliye anlatamaz; Ömer son beyitte sarhoş ve başıboş hâlinin erguvan renkli dudaklardan doğup doğmadığını sorar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Âleme olduğum âh ü figanımdan mıdır

    Yâ bana rahm etmeyen serv-i revânımdan mıdır

    1Dünyaya ün salmam ahım ve feryadımdan mıdır?

    2Yoksa bana acımayan servi boylu sevgilimden midir?

    Şairin dünyaya yayılmış ünü başarıdan değil ah ve feryattan doğar. Açılıştaki iki soru, acının kaynağını kendi sesiyle merhametsiz servi boylu sevgili arasında bölerek kesin bir suçlu seçmez.

  2. 2

    Dîde-i bahtım açılmaz hâb-ı gafletten benim

    Tâli’im nahs olduğu devr-i zamânımdan mıdır

    1Talih gözüm gaflet uykusundan açılmıyor.

    2Bu, talihimin uğursuzluğundan mı, zamanın dönüşünden mi?

    Talih gözü gaflet uykusunda kapalıdır; uğursuzluk ile zamanın dönüşü birbirine rakip açıklamalar olur. Şair, bahtsızlığı tek olaya değil uyanmayan bir kader düzenine bağlama eğilimindedir.

  3. 3

    Ol saçı Leylâ beni Mecnûn u şeydâ kılduğu

    Mihnet ü âlâm ile hâlim olduğu

    1Leyla saçlı güzelin beni Mecnun ve çılgın etmesi,

    2Sıkıntı ve acılarla hâlimin değişmesi,

    Leyla saçlı sevgili şairi Mecnun’a çevirirken sıkıntılar bütün hâlini değiştirir. Efsanevi aşk adı, kişisel deliliği büyütür; dönüşüm hem zihinsel hem gündelik hayatı bozan bir sonuçtur.

  4. 4

    Sînemin sahnı serâser şerhalarla dolduğu

    Cevr-i dilberden midir dâğ-ı dehânımdan mıdır

    1Göğsümün baştan başa yarıklarla dolması

    2Sevgilinin eziyetinden mi, ağzımın yarasından mı?

    Göğsün yarıklarla dolması sevgili eziyeti ile ağızdaki yara arasında sorgulanır. Bedendeki iki ayrı bölge, söylenen feryadın ve içeride taşınan yaranın aynı acıdan beslenen izleri olarak görünür.

  5. 5

    Aşk mıdır ben âşıkı her hâle hayrân eyleyen

    Yâ felâket mi şeb-i firkatte nâlân eyleyen

    1Beni her hâle şaşkın bırakan aşk mıdır?

    2Yoksa ayrılık gecesinde inleten felaket midir?

    Aşk ile felaket, âşığı şaşkın ve ayrılık gecesinde inleyen hâle getiren iki olası güçtür. Şiir aşkı doğrudan yüceltmez; onun felaketle ayırt edilemeyecek kadar sarsıcı etkisini soru biçiminde açar.

  6. 6

    Bülbülânı bâğ-ı ikbâlin perîşân eyleyen

    Dembedem bu na’rehâ-yi cansitânımdan mıdır

    1Baht bahçesinin bülbüllerini perişan eden

    2Her an çıkan can alıcı haykırışlarımdan mıdır?

    Baht bahçesinin bülbülleri, can alıcı haykırışlar yüzünden dağılır. Şairin sesi yalnız kendi kederini duyurmaz; çevredeki şarkı ve düzeni de bozan güçlü bir uğultuya dönüşür.

  7. 7

    Bir sitemkârın elinden çektiğim Sübhân bilür

    Ne benim yârem biter ne derdimi Lokman bilür

    1Bir zalimin elinden çektiğimi Tanrı bilir.

    2Ne yaram kapanır ne de derdimi Lokman bilir.

    Zalimin verdiği acının gerçek ölçüsünü yalnız Tanrı bilir; yara kapanmaz, hekim Lokman bile derdi çözemez. Dinsel tanıklık ile efsanevi tıp, âşığın çaresizliğini iki ayrı otorite üzerinden büyütür.

  8. 8

    Düşmana uyma desem uymaz beni düşman bilür

    Bilmezem benden mi suç yoksa cenânımdan mıdır

    1Düşmana uyma desem dinlemez, beni düşman sayar.

    2Bilmiyorum, suç bende mi yoksa sevgilimde midir?

    Sevgili düşmana uyma uyarısını dinlemez ve şairi düşman sanır. Bu yanlış tanıma yüzünden konuşan suçun kendisinde mi cananda mı olduğunu bilemez; ilişki içindeki güven bütünüyle tersine döner.

  9. 9

    Hâl-i aşkı bilmeyen fehmeylemez hayranlığım

    Böyle gören elbet çeker mestanlığım

    1Aşk hâlini bilmeyen şaşkınlığımı anlayamaz.

    2Beni böyle suskun gören sarhoşluğumu fark eder.

    Aşk hâlini yaşamayanlar şaşkınlığı anlayamaz; dışarıdan görülen suskunluk sarhoşluğa yorulur. Birim, iç deneyim ile toplumun gözlemi arasındaki farkı vurgulayarak âşığın yalnızlığını derinleştirir.

  10. 10

    Bilmezem Âşık Ömer sermest ü sergerdanlığım

    Lebleri câm-ı şerâb-ı ergavânımdan mıdır

    1Ey Âşık Ömer, sarhoş ve başıboş hâlim

    2Onun erguvan şarabı kadehi gibi dudaklarından mıdır?

    Ömer kendi sarhoş ve başıboş hâlinin kaynağını sevgilinin erguvan şarabı gibi dudaklarında arar. Son soru, önceki kader ve felaket sorgularını yeniden bedensel güzelliğin büyüsüne bağlar.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 19. dize “Bilmezem Âşık Ömer sermest ü sergerdanlığım”.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 544 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirDünyanın zevkini kendime haram ettim senin için
Âlemin zevkin harâm ettim seninçün sevdiğim
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

şây

Yayılmış, ünlenmiş.

hâb-ı gaflet

Gaflet uykusu.

diğergûn

Başka hâle dönmüş.

şeb-i firkat

Ayrılık gecesi.

dembeste

Sesi kesilmiş, suskun.

sergerdan

Başıboş ve şaşkın.