Âşık olduğum tuyaldan yüzüme bakmaz habîb
Her beyit “habîb”, “garîb”, “nasîb”, “tabîb” gibi kafiyelerle ilerliyor. Şair kendini hasta, sevgiliyi ise hastayı görmeye gelmeyen hekim olarak kuruyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Âşık olduğum tuyaldan yüzüme bakmaz
Yöresine uğramaz ölümlü bimârun
1Âşık olduğumu duyduğundan beri sevgili yüzüme bakmıyor;
2hekim, ölümlük hastanın yanına uğramaz.
- 2
Çîn-i zülfümden çekilsün dir imişsin dôstum
Hey ne çâre boğaz ip
1“Saçımın kıvrımından çekilsin” demişsin dostum;
2hey Allah korusun, ne çare — işte boğaz, işte ip.
“İşte boğaz, işte ip” sözü ayrılık emrine kendine zarar verme tehdidiyle cevap veriyor. Bu tarihsel şiir mübalağası burada onaylanmadan, anlatıcının çaresizliği ve tehlikeli teslimiyet dili olarak okunmalıdır.
- 3
Dil garîbin urur ayaklara zülfün gerçi kim
Eller üstine tutarlar anı kim ola garîb
1Saçın garip gönlü ayaklar altına atıyor, doğru;
2ama garip olanı el üstünde tutarlar.
Bir atasözü mantığı devreye giriyor: gariplere iyi davranılır. Şair töreyi delil olarak kullanıyor — sevgili geleneğe aykırı davranıyor. Ayak altına atılmakla el üstünde tutulmak arasındaki dikey karşıtlık, bu haksızlığı bedensel bir görüntüye çeviriyor.
- 4
Kısmet olmağ ister isen derd ü gam cân u dile
Ok bıraksun gamzen ey ebrû-kemânum
1Cana gönüle dert ve keder kısmet olsun istiyorsan,
2ey yay kaşlım, gamzen ok atsın: ya nasip!
“Yâ nasîb” ok atarken söylenen bir dua. Şair sevgiliyi nişan almaya davet ediyor ve isabet etmesini kadere bırakıyor; ölmek bir talih işi sayılıyor.
- 5
Mest olıcak kan içer dirler senünçün dôstum
Hey gözi mestüm şarâb-ı nâzı neylersin içib
1Sarhoş olunca kan içtiğini söylerler dostum;
2hey mahmur gözlüm, naz şarabını içip ne yapacaksın?
Şarap ve kan birbirine karışıyor. “Şarâb-ı nâz” yani naz şarabı: sevgiliyi sarhoş eden şey içki değil, kendi kayıtsızlığı. Mahmur göz ile kan içme söylentisi yan yana gelince güzellik, âşığın korktuğu bir yırtıcılığa dönüşüyor.
- 6
ile görinmez oldum kimden umayın
Görmeyicek hastayı kime 'ilâc eyler tabîb
1Zayıflıktan görünmez oldum, kavuşmayı kimden umayım?
2Hekim, görmediği hastaya kimin için ilaç yapar?
Zayıflık görünmezliğe kadar ilerliyor ve bu kısır bir döngü kuruyor: hasta görünmediği için tedavi edilmiyor, tedavi edilmediği için daha da görünmez oluyor.
- 7
Acır isen gel Necâtî derd-mende acı kim
Ne leb-i dilber nasîb oldı ne halvâ-yı
1Acıyacaksan gel Necâtî'nin derdine acı;
2ne sevgilinin dudağı nasip oldu ne rakibin helvası.
Mahlas beyti gazeli bir mizah dokunuşuyla kapatıyor: âşık ne sevgiliyi elde etti ne rakibin ikramından pay aldı. Büyük acının yanına konan bu küçük mahrumiyet, şikâyeti abartıdan kurtarıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142072 numaralı sürüm esas alındı; şairin 15. yüzyıl imlâsı korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Gazel bir teşhisle açılıyor: sevgili hekim, âşık ise umutsuz vaka. Hekimin gelmemesi ihmal değil, kurtulma şansı olmadığının işareti. “Habîb” sözü hem sevgiliyi hem tabibi düşündürdüğü için iki rol daha matla beyitte birbirine bağlanıyor.