DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Muhibbî/Bâr-ı gamdan kâmetümdür ham gibi
Gazel · 16. yüzyıl

Bâr-ı gamdan kâmetümdür ham gibi

Gam yüküyle bükülen bedenin en sadık yoldaşını yine gamda bulduğu gazel, sevgilinin mahallesini Kâbe'ye ve gözyaşını zemzeme dönüştürür; susamış gönül lütuf çeşmesini ister, yanaktaki teri gül üstündeki çiğ sayar ve Muhibbî'nin uzakta kalmasına karşı rakiplerin mahrem görünüşüyle kapanır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    kâmetümdür ham gibi

    Bulmadum hergiz gam gibi

    1Gam yükünden boyum bükülmüştür;

    2gam kadar sürekli bir arkadaş hiç bulmadım.

    Gam önce sırtta taşınan bir yük olup bedeni büker, ardından âşığın ayrılmayan musâhibi olur. Aynı kelimenin fiziksel ağırlık ile sürekli arkadaşlık arasında yinelenmesi, acının hem bedene hem zamana yayıldığını gösterir.

  2. 2

    Ka‘be varup buldum safâ

    Anda çeşmüm görinür zemzem gibi

    1Kâbe gibi olan mahallene varıp huzur buldum;

    2orada gözüm zemzem kaynağı gibi görünür.

    Sevgilinin kûyu Kâbe'ye dönüşünce oraya varmak ziyaretin safâsını verir; sürekli akan gözyaşı da zemzem olur. Kutsal mekân benzetmesi, âşığın ağlayışını sıradan kederden çıkarıp ziyaretin su kaynağına bağlar.

  3. 3

    Dostum rahm itmedüñ

    Çeşme-i lutfuñ senüñ ‘ayn-ı kerem gibi

    1Dostum, gönlü susamış biriyim; bana acımadın;

    2oysa senin lütuf çeşmen kerem kaynağı gibidir.

    Konuşan kişi susuzluğunu bedene değil gönle yükler ve sevgilinin merhametsizliğini doğrudan söyler. Karşısındaki çeşme lütuf, kaynağı da keremdir; suyun varlığı ile susuz bırakılma arasındaki çelişki sitemi keskinleştirir.

  4. 4

    Zâhiren gördüm

    Güller üzre jâle-i şebnem gibi

    1Yanağında dışarıdan görünen teri gördüm;

    2güllerin üstündeki çiğ damlası gibiydi.

    Yanak gül yüzeyine, üzerindeki ter damlaları sabah çiğine benzetilir. Önceki beyitlerin yoğun gözyaşı ve çeşme sularından sonra bu küçük damlalar sevgilinin bedeninde belirir; iki tarafın suyu ölçek ve anlam bakımından ayrılır.

  5. 5

    Bu Muhibbî dergehüñden dûr olup

    çün saña mahrem gibi

    1Bu Muhibbî dergâhından uzak kalmışken,

    2rakipler sana mahremmiş gibi yakın duruyor.

    Mahlas beyti mekânsal adaletsizliği açık eder: gerçek âşık eşikten uzakta, iddiacı rakipler ise mahrem konumundadır. Dûr ile mahrem karşıtlığı, Kâbe kûyuna varma arzusunun kalıcı bir kabul değil geçici bir erişim olduğunu gösterir.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

adile1890:p219:g1 bağımsız görsel karşılaştırmada kaynakla birebir bulundu; mahlas kapanışta açıktır.

Atıf kanıtını aç ↗

adile1890:p219:g1; Âdile Sultan 1890, basılı s. 219. Gövde, Muhibbî mahlaslı son ve sonraki incipit 500 dpi görselde kapatıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirBir nazar her kim göre ruhsâr-ı âteşnâkiniMuhibbî · Gazel

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

Bâr-ı gamdan

Gam yükünün ağırlığından

musâhib

Sürekli yanında bulunan arkadaş

kûyuña

Mahallene, bulunduğun yere

dil-teşneyem

Gönlü susamış biriyim

‘izâruñda ‘arak

Yanağındaki ter

Müdde‘îler

Âşıklık iddiasındaki rakipler