Âşık Oldum Leblerinin Kandine Bir Kimsenin
Şair bir kişinin şeker dudaklarına tutulup hilesine yenildiğini, yeminlerine artık inanmayacağını söyler. Divana başvurur gibi hâlini anlatmak ister; son bölümde Âşık Ömer, daha önce dinlemediği öğüdün haklı çıktığını kabul eder.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Âşık oldum leblerinin bir kimsenin
Düştü gönlüm çâresi yok bendine bir kimsenin
1Birinin dudaklarının şekerine âşık oldum.
2Gönlüm onun bağına düştü; çaresi yok.
- 2
Çerha boyun eğmez iken ol esîr etti beni
İrmedi aklım benim hiç bir kimsenin
1Feleğe bile boyun eğmezken o beni esir etti.
2O kişinin hilesini aklım hiç kavrayamadı.
Feleğe boyun eğmeyen kişinin sevgili tarafından esir edilmesi güç dengesini tersine çevirir. Âşığın aklı hileyi kavrayamaz; yenilgi yalnız iradede değil, karşı tarafın yöntemini anlayamamakta da yaşanır.
- 3
Görmemiştir kimseler anın gibi inâd
Bil anın cevr ü cefâsı gün begün oldu ziyâd
1Kimse onun kadar başına buyruk ve inatçı birini görmemiştir.
2Onun eziyeti ve cefası günbegün arttı.
Sevgilinin inadı ve başına buyrukluğu kimseyle karşılaştırılamaz. Eziyetin günbegün artması bir anlık öfke değil, düzenli bir davranış biçimidir; şairin umudu zamanla hafiflemek yerine ağırlaşır.
- 4
Emr-i Hak’la ger ölürsem kaydedin benden
Tevbeler inanmayım ben andına bir kimsenin
1Hakk’ın emriyle ölürsem beni bu bağdan kurtulmuş sayın.
2Tövbeler olsun, birinin yeminine bir daha inanmayayım.
Ölüm, bağdan resmî bir azat sayılır. Şair yeminlere inanmayacağına tövbe ederken yalnız sevgiliyi değil, kendi kolay inancını da sorgular; aşk deneyimi güvene karşı sert bir öğüt üretir.
- 5
Bir iktidârım yok benim sîm üzere
Varayım dîvâna bir gün yazılan gelür sere
1Ben bir yoksulum; gümüş üzerinde gücüm yok.
2Bir gün divana varayım; yazılan neyse başa gelir.
Kendisini yoksul ve güçsüz sayan âşık divana başvurmayı düşünür. “Yazılan başa gelir” sözü kaderi kabul ederken adalet arayışını bütünüyle bırakmaz; çaresiz kişi yine de hâlini duyuracak bir kapı arar.
- 6
Yâ azad ede beni yâ kahr ede ol öldüre
Arzederim hâlimi ben kendine bir kimsenin
1Ya beni özgür bıraksın ya da kahredip öldürsün.
2Hâlimi o kişinin kendisine anlatacağım.
Seçeneklerin özgür bırakılmak ya da öldürülmekle sınırlanması esaretin dayanılmazlığını gösterir. Hâli doğrudan sevgiliye sunmak, aracılardan vazgeçip hükmü bağın sahibine bırakmaktır.
- 7
Taşa çaldın başımı almadın asla bir haber
Demedim mi ol güzel sana kıyar ziyân eder
1Başımı taşa çaldın, ama hiç haber almadın.
2“O güzel sana kıyar, zarar verir” demedim mi?
Başını taşa çalmak pişmanlığın bedensel ifadesidir. Önceden “bu güzel sana kıyar” diye yapılan uyarının gerçekleşmesi, şairi hem sevgilinin zalimliğine hem kendi söz dinlemezliğine tanık eder.
- 8
Bu felâketler sana hem çok değil Âşık Ömer
Tutmadın asla kulak sen bir kimsenin
1Ey Âşık Ömer, bu felaketler sana az bile.
2Çünkü o kişinin öğüdüne hiç kulak vermedin.
Mahlas beyti Ömer’i dışarıdan azarlayan bir iç ses kurar. Felaketlerin az sayılması sevgiliyi haklı çıkarmaz; dinlenmeyen öğüdün bedelini vurgular ve şiiri öz eleştiriyle kapatır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.471; görünür Ömer/Âşık Ömer mahlası ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırması.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer baskısındaki 471 numaralı metnin 16 dizesi ve 8 birimi basılı sırayla, harfi harfine korunmuştur. Kaynak sürümü: ergun1936-n471-6CD0F3FE302E.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Âşık oldum sen meh-i tâbâna kurbân olduğumÂşık Ömer · Şiir→
Dudak şekeri tatlılık, bağ ise esaret taşır. İlk iki dize aşkın hazla başlayıp çare bulunmayan bir tutsaklığa dönüştüğünü gösterir; gönül kendi isteğiyle girdiği yerde artık çıkış yolu bulamaz.