Aşk-ı cânan bir yana dostumla Leylâ bir yana
Leyla’ya duyulan aşk, düşmanın kınaması, baştaki sevda ve bütün âleme karşı tek başına inleyen âşık art arda tartılır. Servi boy, tükenen beden, aşk ateşi, gece boyu gözyaşı, hasret kılıcı ve sevgilinin gelmeyişi şiiri büyütür; kapanış yâre minnet ile hasma iyi geçinme zorunluluğunu iki ayrı yük sayar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Aşk-ı cânan bir yana dostumla Leylâ bir yana
bir yana başımda sevdâ bir yana
1Sevgilinin aşkı bir yana, dostum Leyla bir yana;
2Düşmanların kınaması bir yana, başımdaki sevda bir yana.
- 2
Geçmezin ol nâzeninden nîtekim can tendedir
Olsa âlem bir yana ben bir yana
1Can bedende olduğu sürece o nazlıdan vazgeçmem;
2Âlem bir yana olsa, ben inleyen ve çılgın bir yana.
Nazlı sevgiliden vazgeçmeme sözü “can tendedir” koşuluyla yaşam süresine bağlanır. Âlemin bir tarafa, inleyen “zâr ü şeydâ” âşığın öte tarafa konması nicelik ile yalnızlık arasında abartılı bir karşılaştırmadır; tek kişi bütün dünyanın karşı ağırlığı olur.
- 3
Dilrübâlar içre böyle bir mi var
Dâimâ cevrü cefâsın çekmeğe tâkat mi var
1Gönül çelenler içinde böyle cömert/uzun bir boy var mı?
2Onun sürekli cevrini çekmeye güç var mı?
“Sehî kamet” cömertlik ile uzun boy çağrışımını aynı sıfatta buluşturabilir; soru, güzeller arasında böyle bir bedenin bulunup bulunmadığını arar. Ardından cevrü cefaya “tâkat” sorusu gelir ve hayranlıkla acıya dayanma gücü tek portrede çatışır.
- 4
Kalmadı tende bir nefes râhat mi var
Âteş-i aşk bir yana illerle gavga bir yana
1Bedende gücüm kalmadı; bir nefes rahat var mı?
2Aşk ateşi bir yana, ellerle kavga bir yana.
Tende “mecâl” kalmaması aşkın bedensel tükenişini bildirir; “bir nefes râhat” bile bulunmaz. İçteki aşk ateşi tek başına bir yükken “illerle gavga” toplumsal çatışmayı ekler, âşık hem kendi duygusuyla hem dış çevreyle aynı anda savaşır.
- 5
Ettuğün bana bir gün bulur
İntikamım sanma ki âlemde yanına kalur
1Bana ettiğini kötü yüzlü düşman bir gün bulur;
2İntikamımın bu dünyada yanına kalacağını sanma.
Konuşan gördüğü kötülüğün bir gün “adû-yi bedlikâ”ya döneceğini söyler; adalet sevgiliden rakibe doğru ertelenmiş karşılık biçiminde tasarlanır. “Yanına kalur” ifadesinin olumsuzu intikamı kesin tehdit diline yaklaştırır, fakat zamanı yalnız “bir gün” kadar belirsiz bırakır.
- 6
Giceler tâ subh olunca çektiğim Mevlâ bilür
Âh ü efgan bir yana göz yaşı deryâ bir yana
1Geceleri sabaha kadar ne çektiğimi Mevlâ bilir;
2Ah ve feryat bir yana, gözyaşı denizi bir yana.
Gece sabaha dek çekilen acının gerçek tanığı Mevlâ’dır; insan çevresinin bilmediği şey ilahî bilgiye emanet edilir. Ah ile figan ses tarafını, “göz yaşı deryâ” su tarafını oluşturur; tekrarlanan tartı acının işitsel ve görsel büyüklüklerini ayırır.
- 7
Dil harâb oldu kebâb oldu ten ü cân ü ciğer
Derd ü mihnet nâr-ı firkat içre kaldım
1Gönül yıkıldı, kebap oldu; ten, can ve ciğer...
2Dert, sıkıntı ve ayrılık ateşinde baştan başa kaldım.
Dil “harâb”, ten ve ciğer “kebâb” olur; yıkılmış yapı ile pişmiş beden aynı iç çöküşü iki maddede anlatır. “Serteser” baştan başa kuşatılmayı belirtir, dert ile mihneti “nâr-ı firkat”in içine yerleştirerek hiçbir organı ayrılık ateşinin dışında bırakmaz.
- 8
Vech-i pâkin görmek içün devr ider şâm ü seher
Şems-i garrâ bir yana mâh-ı mücellâ bir yana
1Temiz yüzünü görmek için gece gündüz döner;
2Parlak güneş bir yana, aydınlık ay bir yana [özne bağı açık].
Temiz yüzü görmek için “şâm ü seher” dönme eyleminin öznesi basılı dizimde açık değildir; âşık ya da göksel ışık eklenmez. Güneşin parlaklığı ile ayın aydınlığı ayrı kefelere konur, sevgilinin yüzünü çevreleyen kozmik kıyas görünürken kişi bağı kapalı kalır.
- 9
Ey Ömer sînemi etmekte çâk
Hey dirîga bu temennâlar beni eyler helâk
1Ey Ömer, hasret kılıcı göğsümü yarmaktadır;
2Yazık, bu dilekler beni yok eder.
Hasret “şemşîr”e dönüşüp göğsü “çâk” eder; özlem görünmez duygu olmaktan çıkıp kesici silahın tekrar eden eylemine dönüşür. “Hey dirîga” ünlemi temennilerin umut vermek yerine konuşanı helak etmesine şaşkın ve acılı bir karşılık verir.
- 10
Çok zamandır gelmedi teşrif içün ol hüsn-i pâk
Yâra minnet bir yana bir yana
1O temiz güzel çok zamandır teşrif için gelmedi;
2Sevgiliye minnet bir yana, düşmana iyi geçinme bir yana.
Sevgilinin “teşrif” etmemesi sıradan gelmeyişi saygın bir ziyaretin eksikliği yapar. Son tartıda âşık bir yanda yâre minnet etmek, öte yanda hasımla “müdârâ” etmek zorundadır; aşk, sevilen kişiye borç ile düşmana katlanma yükünü birlikte üretir.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.288 gövdesinde “Ey Ömer şemşîr-i hasret sînemi etmekte çâk” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n288-53950BFA7F91. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.288, PDF 239–240; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
“Bir yana” tekrarı aynı ölçüye sığmayan yükleri art arda tartar: sevgilinin aşkı, Leyla’nın şahsı, düşmanların kınaması ve baştaki sevda. Her parça ayrı bırakıldıkça konuşanın dünyası birlikten uzaklaşır; çoğalan karşıtlıklar tek merkezde birleşmeyen bir aşk bilançosu kurar.