Baş Ucunda
Uyuyan bir genç kızın baş ucundan yazılmış dört bentlik bir manzume. Işık, beyazlık ve uyku üzerine kurulu. Son bentte tarif yerini bir dileğe bırakıyor: hayatın bu uykunun dışına hiç çıkmaması.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
gibi süzülür bir ,
Beyaz perdelerinden beyaz hâbgehin;
Nazar sanır ki olur her derîçesinde bedîd
Ya hâle-i keremi mâderâne bir nigehin,
Ya ruh-ı bîlekesi bir sabî-i bîgünehin!
1Süt gibi süzülür tertemiz, apak bir ışık,
2beyaz uyku odasının beyaz perdelerinden;
3göz sanır ki her küçük penceresinde belirir
4ya bir ana bakışının lütuf halesi,
5ya da günahsız bir çocuğun lekesiz ruhu!
- 2
Bu -i seherâgîn içinde bir
Kadın dilindeki serkeş bir gibi
Kim hem görünmemek ister hem inkişâf eyler
Yarım açık yatıyor şûh bir hayal gibi,
Derin derin uyuyor bir huzûr-ı bâl gibi!
1Seher rengine bürünmüş bu yuvanın içinde bir kız,
2kadın dilindeki başkaldıran bir kırgınlık gibi —
3ki hem görünmek istemez hem kendini açar —
4yarı açık yatıyor şuh bir hayal gibi,
5derin derin uyuyor bir gönül rahatlığı gibi!
Uyuyan kız tarif edilmiyor, benzetmeyle veriliyor: “kadın dilindeki serkeş bir infi'âl”, yani hem saklanan hem kendini gösteren bir kırgınlık. “Yarım açık” duruş aynı ikiliği sürdürüyor; kafiyeye giren üç “gibi” bütün bendi kesinleşmemiş hâlde tutuyor.
- 3
Bu lâneye getirir ninniler riyâh-ı sabâh;
Bu hüsn-i nâimi yelpazeler ziyâ-yı seher;
Dü çeşm-i bestesini seyreder bütün ervâh;
Hicâb-ı çeşmine düştükçe, dîde seyreyler
Rakîk bir tülün altında mâî sünbüller!
1Bu yuvaya sabah rüzgârları ninniler getirir;
2bu uyuyan güzelliği seher ışığı yelpazeler;
3kapalı iki gözünü bütün ruhlar seyreder;
4gözünün örtüsüne ilişince, göz seyreder
5ince bir tülün altındaki mavi sümbülleri!
Bent duyular arasında ilerler: rüzgâr ninni söyler, ışık yelpaze olur, ruhlar seyreder. Son iki dizede bakış göz kapağının tülünde durur ve altındaki damarları mavi sümbüller olarak görür; yorum bu şiirdeki geçişlerle sınırlıdır.
- 4
Bu içinde hudâ hep melekleri uyutur;
Bu içinde girer nevbâhara hissiyât;
Bu içinde dil elbette derdini unutur;
Bu içinde gelir sem'a şüphesiz nagamât;
Nolurdu, âh, geçeydi bu içinde hayat!?
1Bu uykunun içinde Tanrı hep melekleri uyutur;
2bu uykunun içinde duygular ilkbahara girer;
3bu uykunun içinde gönül elbette derdini unutur;
4bu uykunun içinde kulağa şüphesiz nağmeler gelir;
5ne olurdu, ah, hayat bu uykunun içinde geçseydi!
Dört dize de aynı kalıpla açılıyor: “Bu hâb içinde”. Tekrar uykuyu bir mekâna çeviriyor; melekler, ilkbahar, dertsizlik ve nağmeler artık orada. Beşinci dize kalıbı bozup dilek kipine geçiyor ve şiiri tek bir isteğe indiriyor: hayatın bu uykunun dışına çıkmaması.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 162643 numaralı sürüm esas alındı; başlık ve imza satırı metne alınmadı. İkinci dize kaynakta on iki heceyle, kalıbın üç hece altında dizilmiş; olduğu gibi bırakıldı. Bentler kaynakta ayrılmamış, ababb kafiye düzenine göre dörde bölündü.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bir varakpâre-i hazandîdeCenab Şahabeddin · Manzume→
Beş dizenin dördü beyazla kurulu: leben (süt), pâk, sefîd, beyaz perde, beyaz hâbgeh. Işık maddeleşiyor, akan bir sıvı gibi süzülüyor. Son iki dize aynı ışığa iki ad veriyor — ana bakışının halesi ya da çocuk ruhu — ikisi de dokunulmamışlığı imliyor.