DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Abdülhak Hâmid Tarhan/Bir Sefilenin Hasbihalinden
Manzume · 19. yüzyıl

Bir Sefilenin Hasbihalinden

Düşmüş bir kadının kendi ağzından anlattığı geçmiş: kırda büyümüş bir çocukluğun, bozulmadan önceki hâlinin tablosu. Şiir suçlamaz, hatırlatır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ne idim ben, ne tabii bir kız

    Belki sahrada bir kız

    1Ben ne idim; ne kadar doğal bir kız,

    2belki kırda bir bahar kızı.

    Şiir geçmiş zamanla açılıyor ve ilk sözcük bir soru: “Ne idim ben.” Anlatıcı kendini bugünkü hâliyle değil, kaybettiği hâliyle tanımlayacak.

  2. 2

    En büyük zevkim, ümidim, neşem

    Kırda idi, her gün, her dem

    1En büyük zevkim, umudum, neşem

    2kırda gezinmekti; her gün, her an.

    Mutluluğun tanımı bu kadar sade: gezmek. Üç soyut ad (zevk, ümit, neşe) tek bir eyleme bağlanıyor, çünkü o çocukluğun başka bir programı yok.

  3. 3

    Düşünürken o büyük sahrada

    Beni halk eyleyeni tenhada

    1O büyük kırda, tenhalıkta

    2beni yaratanı düşünürken

    Kır burada bir oyun alanından çok düşünme yeri olarak kuruluyor. “Tenhada” sözü yalnızlığı olumsuz bir hâl değil, Tanrı'yla baş başa kalmanın koşulu yapıyor; dış manzara iç konuşmanın zeminine dönüşüyor.

  4. 4

    Duruyorken hareketsiz, sessiz

    Yere inmiş göğe benzerdi deniz

    1Hareketsiz, sessiz duruyorken

    2deniz, yere inmiş bir göğe benzerdi.

    Manzara tersine dönüyor: deniz göğe benzetiliyor. Benzetme, yüzeydeki ışığı ve genişliği birlikte görünür kılarak dış dünyaya dikkatle bakan bir anlatım kuruyor.

  5. 5

    Aksi tekbir ile dolmuş dereler

    Secde eylerdi bütün mescereler

    1Dereler tekbir sesinin yankısıyla dolmuş,

    2bütün ağaçlar secde ediyordu.

    Tabiat ibadet ediyor. Ağaçların secdesi bir süs değil, şiirin teolojisi: yaratılmış olan her şey aynı işi yapıyor ve anlatıcı henüz onların arasında.

  6. 6

    Şebi mehtap doğar aynı şafak

    Her taraf nura olur

    1Mehtaplı gece şafak gibi doğar,

    2her yer ışığa gömülür.

    Gece ile şafak birbirine karışıyor. Zamanın ayrımları siliniyor, çünkü hatırlanan çocukluk kronoloji değil tek bir aydınlık kütle olarak duruyor.

  7. 7

    Akıyormuş gibi her suda hayat

    Yüzüyormuş gibi hep mahlukat

    1Her suda hayat akıyormuş gibi,

    2bütün yaratıklar yüzüyormuş gibi…

    İki dize de “gibi” ile bitiyor. Şair gördüğünü değil, öyle sandığını söylüyor; hatıra kesinlik iddiasından vazgeçtiği yerde inandırıcı oluyor.

  8. 8

    Uçacakmış gibi eflake zemin

    Halden, mazi ile atiden emin

    1Yer göklere uçacakmış gibi;

    2şimdiden, geçmişten ve gelecekten emin.

    Yerin göğe uçacakmış gibi durması hafifliğin son hâli: ağırlık kalmamış. “Emin” sözcüğü ise anlatıcının bugün sahip olmadığı tek şeyi adlandırıyor — güven. Geçmişten ve gelecekten emin olmak, çocukluğun tanımı olarak veriliyor; şiirin şimdiki zamanı ise tam tersi.

  9. 9

    şevk ile soldan, sağdan

    Bir sataretle inerdim dağdan.

    1İçim rahat, coşkuyla, soldan sağdan

    2bir neşeyle dağdan inerdim.

    Şiir bir inişle kapanıyor ve o iniş henüz masum. Başlıktaki “sefile” sözcüğüyle bu son dize arasındaki mesafe, anlatılmayan bütün hikâyedir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 94218 numaralı sürüm esas alındı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirMakber
Eyvah! Ne yer, ne yâr kaldı,
Abdülhak Hâmid Tarhan · Manzume

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

rebii

Bahara ait, baharla ilgili

seyran

Gezinti, gezip seyretme

halk eylemek

Yaratmak

mescere

Ağaçlık, ağaç topluluğu

müstağrak

Bir şeye gömülmüş, dalmış

eflak

Felekler, gökler

mutmain

İçi rahat, huzurlu

satarat

Neşe, sevinç