Başladı îmâ-yı va'd-i vasla ebrûlar yine
Kaşın verdiği kavuşma işaretiyle açılıp kucaklaşma sahnesine kadar giden bir gazel. Ekrem burada Nedîm'in söyleyişini örnek alır ve mahlas beytinde bunu açıkça söyleyerek söz ustalarının kıskanmasını ister.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Başladı -yı va'd-i vasla ebrûlar yine
Etmeseydi bir ol çeşm-i câdûlar yine
1Kaşlar yine kavuşma vaadinin işaretini vermeye başladı,
2keşke o cadı gözler yine bir büyü yapmasaydı.
- 2
Sen de azm-i bâg ü râg et gel açıl ey
Pertev-efşân olmada her sûya meh-rûlar yine
1Sen de bağa bayıra yönel, gel açıl ey gül fidanı;
2ay yüzlüler yine her yana ışık saçmakta.
Bahar daveti beytin yüzeyi, kıyas ise altıdır: sevgili gül fidanına benzetilirken "açıl" hem çiçeklenmeyi hem neşelenmeyi karşılar. İkinci dize davete baskı ekler — başkaları çoktan dışarıdadır, ışık saçmaktadır; çağrı böylece rekabetle desteklenir.
- 3
Çektim ol meh-pâreyi âguşa sardım sîneme
Oldu -ı safâ cismimdeki mûlar yine
1O ay parçasını çekip kucakladım, bağrıma bastım;
2vücudumdaki kıllar yine safa oluğuna döndü.
Konuşan ay parçasına benzettiği sevgiliyi kucaklayıp bağrına basar. Bedendeki kılların ‘safâ oluğu’ olması, yaşanan sevinci doğrudan bedensel bir akış imgesine çevirir; beyit metin dışı bir şiir geleneğiyle açıklanmaz.
- 4
Bî-tekellüf aldı mürg-ı aklımı çeşmân-ı yâr
Andelîb-i cân-şikâr etti piristûlar yine
1Sevgilinin gözleri aklımın kuşunu teklifsizce aldı;
2kırlangıçları yine can avlayan bülbüle çevirdi.
Kuş mecazı beyti baştan sona tutar: akıl bir kuştur, sevgilinin gözleri onu avlar. İkinci dizede avcı da kuşa döner — kirpikler kırlangıç, bakış ise can avlayan bülbül olur. "Bî-tekellüf" zahmetsizce demektir; avlanma bir çabayı değil bir alışkanlığı anlatır.
- 5
Eşkimi ardınca icrâ ettim ol ser ü kadin
Bâgda hayrette kaldı servler cûlar yine
1Gözyaşımı o servi boylunun ardından akıttım;
2bağda serviler ve ırmaklar yine şaşakaldı.
Beyit ağlamayı bir sulama işine çevirir: gözyaşı sevgilinin ardından "icrâ" edilir, yani akıtılır. Bağdaki serviler ile ırmaklar şaşırır, çünkü yanlarından kendi işlerini yapan bir boy ve bir su geçmiştir. Kaynakta bu ikinci dize öbürlerinden kısadır ve olduğu gibi bırakılmıştır.
- 6
Bu Nedîmâne neşîdem seyredip Ekrem sezâ
Reşk ederse tab'ıma yek-ser sühangûlar yine
1Ekrem, bu Nedîm'e yakışır şiirimi görüp
2bütün söz ustaları yaratılışımı kıskanırsa yeridir.
Mahlas beyti şiiri açıkça ‘Nedîmâne’ diye niteler ve söz ustalarının Ekrem'in yaratılışını kıskanmasını yerinde bulur. Yorum bu iki öz değerlendirmeyi korur; şairin dönem içindeki konumuna ilişkin ek hüküm kurmaz.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142913 numaralı sürüm esas alındı. Sayfanın gövdesi, sayfa adıyla ("Yedinci Gazel") uyuşmayan bir "Kafiye-i Hâ/İkinci Gazel" başlık satırıyla başlıyor; dize olmadığı için alınmadı. Beşinci beytin ikinci dizesi ("Bâgda hayrette kaldı servler cûlar yine") kaynakta öbür dizelerden kısa, yani vezni eksiktir; aynı beyitteki "ol ser ü kadin" ibaresi de büyük ihtimalle "serv-i kad" yazımının bozulmasıdır. İkisi de okunabilir olduğu için şiir atlanmadı, ama düzeltilmeden bırakıldı. Mahlas "*Ekrem*" biçiminde yıldızlıdır; yıldızlar atıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bezm-i visâl demleri hep hâtırımdadırRecaizade Mahmut Ekrem · Gazel→
Gazel bir jestle açılır: kaş kalkar, kavuşma vaat eder. "Îmâ" söz değil işarettir, bu yüzden verilen söz bağlayıcı olmaz; ikinci dize zaten göze döner ve işareti büyüye bağlar. "Câdû" cadı demektir — kaşın verdiği sözü gözün büyüsü geçersiz kılar.