Beni Yaktın Firâkıyla
Beş dörtlük, vefat eden mürşide aynı hitapla dönen bir ağıttır. Seyyid Alâeddin'den alınan zikir, aşk ehline rehberlik ve Kur'an nuru hatıra katmanını kurar; son dörtlük mürşidin 'Allah' diyerek vefat ettiği anlatısını konuşanın tanıklığı olarak verir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Beni yakduñ firâkıyla
‘Azîzim mürşidim şeyhim efendim
1Ayrılığınla beni yaktın,
2azizim, mürşidim, şeyhim, efendim.
- 2
Cihânuñ nehri toldı gözyaşıyla
‘Azîzim mürşidim şeyhim efendim
1Dünyanın ırmağı gözyaşıyla doldu,
2azizim, mürşidim, şeyhim, efendim.
Gözyaşı kişisel bir akış olmaktan çıkarılıp dünyanın ırmağını dolduracak ölçüde büyütülür. Ardından dönen mürşit hitabı, bu kozmik abartıyı yeniden konuşanın kaybettiği kişiye bağlar.
- 3
Alup Seyyid ‘Alâe’d-dîn’den
İderdüñ zikr-i Hakk’ı dilde tekrâr
1Zikirleri Seyyid Alâeddin'den alıp
2Allah'ın zikrini gönlünde tekrar ederdin;
Mürşidin zikirleri Seyyid Alâeddin'den aldığı ve Allah'ın adını gönlünde tekrarladığı anlatılır. Beyit, manevî uygulamayı şairin icadı değil aktarılmış bir silsile ve iç tekrar olarak sunar.
- 4
Anuñ-çün bâğ-ı kalbüñ oldı
‘Azîzim mürşidim şeyhim efendim
1bu yüzden kalbinin bahçesi gül bahçesine döndü,
2azizim, mürşidim, şeyhim, efendim.
Önceki zikir eyleminin sonucu kalp bahçesinin gül bahçesine dönmesiyle gösterilir. Tekrarlanan hitap, bahçeyi soyut bir süs olmaktan çıkarıp ölen mürşidin hatırasına bağlanan övgü yapar.
- 5
‘Azîzim sırr-ı Hakk’a mazhar idi
Derûnî zkr-i Hakk’la enver idi
1Azizim, Allah'ın sırrının göründüğü kişiydi;
2içi Allah zikriyle aydınlanmıştı;
Mürşit, Allah'ın sırrının göründüğü kişi olarak anılır; övgü insan bedenini ilahî tecellinin aynasına çevirir. İkinci dizedeki ‘zkr’ yazımı bir ünlüyü düşürdüğü için dize on hece kalır ve on bir hecelik kalıpta bir eksiklik duyurur.
- 6
Gürûh-ı ehl-i ‘aşka rehber idi
‘Azîzim mürşidim şeyhim efendim
1aşk ehli topluluğunun rehberiydi,
2azizim, mürşidim, şeyhim, efendim.
İç dünyanın Allah zikriyle aydınlanması, mürşidin aşk ehli topluluğuna rehberliğiyle tamamlanır. Manevî aydınlık yalnız kişisel hâl değil, başkalarına yön gösteren bir nitelik olarak hatırlanır.
- 7
Hudâ rûh-ı şerîfin ide handân
Enîsüñ ola dâ’im nûr-ı Kur’ân
1Allah onun kutlu ruhunu sevindirsin;
2Kur'an'ın nuru daima yoldaşın olsun;
Allah'tan ölen mürşidin ruhunu sevindirmesi dilenir; Kur'an'ın nuru ise sürekli yoldaş olarak istenir. İki dilek, ölüm sonrası durum hakkında rapor vermek yerine konuşanın dua biçimini kaydeder.
- 8
Ola kabrüñ hemîşe bâg-ı rıdvân
‘Azîzim mürşidim şeyhim efendim
1kabrin her zaman cennet bahçesi olsun,
2azizim, mürşidim, şeyhim, efendim.
Kabrin her zaman cennet bahçesi olması temennisi, önceki kalp ve gül bahçesi imgesini ölüm sonrasına taşır. Ardından gelen tanıdık hitap, duayı kişisel kayıp duygusuna geri döndürür.
- 9
Civâr-ı Hakk’a itdük de ‘azîmet
Bu Fahrî derd-mendi itdi da‘vet
1Allah'ın huzuruna doğru yola çıktığında,
2bu dertli Fahrî'yi yanına çağırdı;
Mürşidin Allah'ın huzuruna doğru yola çıktığı sırada dertli Fahrî'yi yanına çağırdığı anlatılır. “Azîmet” yönelip yola çıkmayı bildirir; ölümün mürşitçe verilmiş bağımsız bir karar olduğu ileri sürülmez.
- 10
Deyüp Allâh o demde itdi rıhlet
‘Azîzim mürşidim şeyhim efendim
1o anda 'Allah' diyerek vefat etti,
2azizim, mürşidim, şeyhim, efendim.
Son anlatıda mürşit “Allah” diyerek vefat eder ve nakarat bir kez daha ona yönelir. Ağıt, ölüm anını zikirle birleştirirken anlatılan olayı Fahrî'nin hatırası sınırında tutar.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.173d4472-4f1c-42be-8afc-48c2c8ea7a0d:n105-pdf153-154-printed144-145. Ana DEÜ neşri n105, DEU PDF153-154 / basılı s.144-145; şiir 106 PDF154'te başlar ve 20 dize ile basılı ölçü kalıbını verir. Marmara neşri Marmara PDF87-88 / basılı s.65-66'da aynı sınırı doğrular; şiir 106 PDF88'de başlar. Dörtlüklerin tamamı tek şiir numarası altındadır. Dizeler basılı Mefāʿīlün Mefāʿīlün Feʿūlün kalıbını tutar; yirmi dizenin on yedisi on bir hecelidir. Matla sekiz, “zkr” yazımlı iki dize onar hecedir. Ölçü: dizeler basılı Mefāʿīlün Mefāʿīlün Feʿūlün kalıbını tutar; nakarat dâhil yirmi dizenin on yedisi kalıbın on bir hecesindedir. Kalıba oturmayan üç yer neşrin aktarımından gelir: matla dizesi sekiz hece, iki dize onar hecedir (“zkr” yazımı bir ünlü düşürmüş görünür).
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Cürmümüze tevbe Yâ Rab eyledik bî-had günâhMehmed Fahrî-i Sünbülî · Gazel→
Ayrılığın konuşanı yaktığı doğrudan mürşide söylenir; ikinci dizedeki dört hitap sevgi, rehberlik ve saygıyı üst üste bindirir. Tekrarlanan söz, ağıdın muhatabını her sahnede yeniden belirler. Matla dizesinde aktarım eksik görünüyor: “Beni yakduñ firâkıyla” sekiz hecedir, oysa hemen ardından gelen nakarat ve şiirin geri kalanı basılı Mefāʿīlün Mefāʿīlün Feʿūlün kalıbının on bir hecesini tutar.