Benim reftâr-ı süstüm süst-i peymânedendür hep
Sarhoşça yürüyüşten anlam feyzine uzanan gazel, düzen ile dağınıklığı ve akıllılık ile deliliği ters yüz ederek doğru haberi divaneden getirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Benim reftâr-ı süstüm -i peymânedendür hep
Nücûm-ı sahne-i hiss-i şîve-i mestânedendür hep
1Benim gevşek yürüyüşüm bütünüyle gevşeklik veren kadehtendir.
2Duygu sahnesinin yıldızları bütünüyle sarhoşça tavırdandır.
- 2
Bû-yı sâmanlığuñ aslı nizâma meylimizdendür
Perîşânî-i gîsû-yı şânedendür hep
1Düzen kokusunun aslı, düzene yönelişimizdendir.
2İsteklerin saçındaki dağınıklık bütünüyle taraktandır.
Düzen kokusunun kaynağı düzene yönelme isteğidir; buna karşı amaçların saçındaki dağınıklık taraktan doğar. Normalde düzenleyen tarak burada perişanlığın sebebi olur. Nizam ile şâne arasındaki terslik, düzen kurma çabasının yeni karmaşa üretebileceğini düşündürür.
- 3
Tehî dil mâsivâdan vâsıl-ı feyz-i me‘ânîdür
Eser evfâkda hâlî vasat-ı pür-hânedendür hep
1Gönül Allah dışındakilerden boşalınca mana feyzine ulaşır.
2Vefklerde boş merkez, bütünüyle çevresindeki dolu hanelerden belli olur.
Gönül Allah dışındaki bağlardan boşalınca anlam feyzine ulaşır; vefk karesinin boş merkezi de çevresindeki dolu haneler sayesinde fark edilir. Boşluk eksiklik değil kabul alanıdır. Manevi arınma ile geometrik merkez aynı doluluk-boşluk ilişkisini iki ayrı düzlemde gösterir.
- 4
Hatuñ derûnunda sözler vasf-ı la‘l-i nâbe dâ’irdür
Gülüşler vakt-i mağrib ekseri meyhânedendür hep
1Yüzündeki ayva tüylerinin içinde sözler saf yakut dudağın niteliğini anlatır.
2Akşam vakti gülüşlerin çoğu bütünüyle meyhanedendir.
Yüzdeki ayva tüylerinin içinde söylenen sözler saf yakut dudağı anlatır; akşam vakti gülüşlerin çoğu meyhaneden gelir. Hat yazıya, dudak söze, meyhane kahkahaya kaynak olur. Yüz ile meclis arasında dolaşan dil, görünüşün içindeki anlamı dışarı taşır.
- 5
Sözüñ toğrısı Kânî bendedür benden su’âl eyle
İşitmiş var ise uslu haber dîvânedendür hep
1Sözün doğrusu bendedir Kânî; bana sor.
2Akla uygun bir haber işitilmişse, o bütünüyle divaneden gelmiştir.
Kânî sözün doğrusunun kendisinde olduğunu söyleyip sorunun ona yöneltilmesini ister; akla uygun haber varsa divaneden gelmiştir. Makta akıllılık-delilik hiyerarşisini tersine çevirir. Divane, toplumsal ölçüden uzak olduğu için sözün gizlenmeyen doğrusunu taşıyan kişi olur.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.e7912dc2-9d1e-4325-af4a-c55ffa865ab5:g7-pdf201-printed194. Elbir neşrinde G7, basılı s. 194/PDF 201; 10 dize, basılı ölçü adı, incipit–Kânî mahlası–sonraki gazel başlığı ile tam sınır görselden sabittir. Gövde altında yalnız kaynak yaprakları kayıtlıdır; seçili dizelerde anlamı değiştiren aparat yoktur. Profildeki CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Cem‘iyyet-i vuslat-gede-i şâhı unutmaKânî · Kıt‘a→
Konuşanın gevşek yürüyüşü kadehin verdiği gevşekliğe, duygu sahnesinin yıldızları da sarhoşça tavra bağlanır. Bedensel hareket ile iç algı aynı meclis etkisinden doğar. ‘Hep’ redifi tek bir sebebi kesinleştirmekten çok görüntüleri ortak sarhoşluk çevresinde toplar.