DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Yemînî/Bil ki Sultân-ı Velâyettir Emîrülmü'minîn
Gazel · 16. yüzyıl

Bil ki Sultân-ı Velâyettir Emîrülmü'minîn

Ali'yi velâyetin sultanı ilan eden bir methiye. Hadis ve rivayetleri sırayla dizeye çevirir: "Lâ fetâ illâ Ali", ilmin kapısı olmak, tek nurdan yaratılmak. Son beyit övgünün yazılamayacağını söyleyerek metni kendi yetersizliğiyle kapatır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bil ki sultân-ı velâyettir

    Şöyle bil şem-i hidâyettir İmâm-ül-müttekîn

    1Bil ki mü'minlerin emiri, velâyetin sultanıdır;

    2şöyle bil ki takva sahiplerinin imamı, hidayet mumudur.

    İki dize de emir kipiyle başlar ve aynı yapıyı tekrarlar: "bil" — sıfat — unvan. Tekrar bir zayıflık değil yöntemdir, çünkü metin öğretmek için kurulmuştur. Ali burada adıyla değil iki unvanıyla anılır ve unvanların ikisi de bütün geleneklerde kullanılan adlardır.

  2. 2

    Cümle mahlûkat içinde zât-ı Hak'dandır nişan

    Mahzeni cümle ulûmun evvelin ü âhırin

    1Bütün yaratılmışlar içinde Hakk'ın zatından bir nişandır;

    2öncekilerin ve sonrakilerin bütün ilimlerinin hazinesidir.

    "Nişan" iz, işaret demektir: Ali bir varlık olarak değil, bir gösterge olarak konur. İkinci dize bilgiyi zamana yayar — evvelîn ve âhirîn, geçmiştekiler ve gelecektekiler demektir. Hazine mecazı bilginin biriktirilen ve kilit altında tutulan bir şey olduğunu ima eder, sonraki beyitteki kapı imgesini hazırlar.

  3. 3

    Ahmed ü Mahmûd Ebülkasım Muhammed Mustafâ

    Ana kardeşim dedi ol Rahmeten-lil'âlemîn

    1Ahmed, Mahmûd, Ebülkasım, Muhammed Mustafa —

    2o âlemlere rahmet olan, ona "kardeşim" dedi.

    İlk dize baştan sona addır: Peygamber'in beş ayrı anılışı art arda sıralanır ve dize bir cümle bile kurmaz. İkinci dize bunca adın ne için toplandığını gösterir — hepsinin ağzından çıkan tek kelime: kardeşim. Muâhât, yani kardeşlik akdi rivayetine gönderme yapılır.

  4. 4

    Cümle ashâb ortasında Fazl'ın etti Hak

    Âlemin fahrine ol oldu ü hem yakîn

    1Hak, onun faziletini bütün ashabın ortasında açığa çıkardı;

    2âlemin övüncüne o, vasî ve en yakın oldu.

    "Ortasında" kelimesi önemlidir: seçim gizli bir işaretle değil, topluluğun gözü önünde yapılmış sayılır. "Vasî" ardından iş bırakılan, vasiyet edilen kişidir ve Alevî-Bektaşî inancının dayanak kavramıdır. "Fazl" yine iki yönlü çalışır: hem üstünlük hem Hurûfî çevrenin anahtar sözü.

  5. 5

    Lâ fetâ illâ Ali lâseyfe illâ zülfikaar

    İşbu medhin cân ile zikr etti Cibrîl-i emin

    1"Ali'den başka yiğit, Zülfikâr'dan başka kılıç yoktur";

    2bu övgüyü emin Cibrîl can u gönülden andı.

    Uhud rivayetine bağlanan Arapça cümle dizenin tamamını kaplar ve çevrilmeden bırakılır — sözün gökten geldiği söylendiği için o, tercüme edilecek bir cümle değil bir formül sayılır. İkinci dize söyleyeni açıklar. Kaynak "zülfikaar" kelimesini çift a ile dizmiştir; olduğu gibi korundu.

  6. 6

    Ahmed'in kaim makamı efdalinden âlinin

    Bâb-ı ilmimdir deyu buyurdu

    1Ahmed'in yerine geçen, onun soyunun en faziletlisindendir;

    2"ilmimin kapısıdır" diye buyurdu peygamberlerin sonuncusu.

    Beyit "ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır" rivayetini dizeye alır ve önceki hazine imgesini tamamlar: bilgi bir yapıdır ve girişi tektir. "Kaim makam" birinin yerine geçen demektir, "Hatmü'l-mürselîn" ise peygamberlerin mührü, sonuncusu. Yetki devri iki kavramla birden çerçevelenir.

  7. 7

    İkimiz bir nûrdan halkız dedi Hayrülbeşer

    Kim anın şânında münzeldir bu K ur'an-ı mübîn

    1"İkimiz bir nurdan yaratıldık" dedi insanların en hayırlısı;

    2onun şanında indirilmiştir bu apaçık Kur'an.

    Nûr-ı Muhammedî inancının Ali'yi de içine alan biçimi burada tek dizeye sığar: iki kişi, tek kaynak. İkinci dize iddiayı yükseltir ve vahyin muhatabını genişletir. Kaynak bu dizede "Kur'an" kelimesini "K ur'an" diye ayrık dizmiştir; dizgi hatası korundu.

  8. 8

    Ey Yemînî Hayder'in medhini bir eşyâ tamâm

    Yazamaz yerden göğe evrâk ola

    1Ey Yemînî, Hayder'in övgüsünü hiçbir varlık tam olarak

    2yazamaz; yerden göğe kâğıt olsa, yeryüzü kâğıda dönse bile.

    Mahlas beyti methiyeyi bitirmez, imkânsız ilan eder: yedi beyit boyunca sıralanan sıfatlar sonunda "tamam yazılamaz" hükmüyle kapanır. Yerden göğe kâğıt imgesi, denizler mürekkep olsa benzetmesinin halk şiirindeki karşılığıdır ve övgünün eksikliğini bir kusur değil bir ölçü hâline getirir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 143983 numaralı sürüm esas alındı; gövdenin ilk satırı derlemedeki sıra numarasıdır ("―7―") ve alınmadı, geriye on altı dize kaldı. İki dizgi hatası korundu: dokuzuncu dizede "zülfikaar" çift a ile, on dördüncü dizede "Kur'an-ı" ayrık ("K ur'an-ı") dizilmiştir.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirDediler Zî Kerâmet Kânı Hayder
Dediler zî kerâmet kânı Hayder
Yemînî · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Emîrülmü'minîn

mü'minlerin emiri

mahzen

hazine, saklandığı yer

ızhâr

açığa çıkarma

vasiyy

vasî, ardından iş bırakılan kimse

bâb-ı ilm

ilmin kapısı

Hatm-ül-mürselîn

peygamberlerin sonuncusu

münzel

indirilmiş

rûy-i zemin

yeryüzü