Bil ki Sultân-ı Velâyettir Emîrülmü'minîn
Ali'yi velâyetin sultanı ilan eden bir methiye. Hadis ve rivayetleri sırayla dizeye çevirir: "Lâ fetâ illâ Ali", ilmin kapısı olmak, tek nurdan yaratılmak. Son beyit övgünün yazılamayacağını söyleyerek metni kendi yetersizliğiyle kapatır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bil ki sultân-ı velâyettir
Şöyle bil şem-i hidâyettir İmâm-ül-müttekîn
1Bil ki mü'minlerin emiri, velâyetin sultanıdır;
2şöyle bil ki takva sahiplerinin imamı, hidayet mumudur.
- 2
Cümle mahlûkat içinde zât-ı Hak'dandır nişan
Mahzeni cümle ulûmun evvelin ü âhırin
1Bütün yaratılmışlar içinde Hakk'ın zatından bir nişandır;
2öncekilerin ve sonrakilerin bütün ilimlerinin hazinesidir.
"Nişan" iz, işaret demektir: Ali bir varlık olarak değil, bir gösterge olarak konur. İkinci dize bilgiyi zamana yayar — evvelîn ve âhirîn, geçmiştekiler ve gelecektekiler demektir. Hazine mecazı bilginin biriktirilen ve kilit altında tutulan bir şey olduğunu ima eder, sonraki beyitteki kapı imgesini hazırlar.
- 3
Ahmed ü Mahmûd Ebülkasım Muhammed Mustafâ
Ana kardeşim dedi ol Rahmeten-lil'âlemîn
1Ahmed, Mahmûd, Ebülkasım, Muhammed Mustafa —
2o âlemlere rahmet olan, ona "kardeşim" dedi.
İlk dize baştan sona addır: Peygamber'in beş ayrı anılışı art arda sıralanır ve dize bir cümle bile kurmaz. İkinci dize bunca adın ne için toplandığını gösterir — hepsinin ağzından çıkan tek kelime: kardeşim. Muâhât, yani kardeşlik akdi rivayetine gönderme yapılır.
- 4
Cümle ashâb ortasında Fazl'ın etti Hak
Âlemin fahrine ol oldu ü hem yakîn
1Hak, onun faziletini bütün ashabın ortasında açığa çıkardı;
2âlemin övüncüne o, vasî ve en yakın oldu.
"Ortasında" kelimesi önemlidir: seçim gizli bir işaretle değil, topluluğun gözü önünde yapılmış sayılır. "Vasî" ardından iş bırakılan, vasiyet edilen kişidir ve Alevî-Bektaşî inancının dayanak kavramıdır. "Fazl" yine iki yönlü çalışır: hem üstünlük hem Hurûfî çevrenin anahtar sözü.
- 5
Lâ fetâ illâ Ali lâseyfe illâ zülfikaar
İşbu medhin cân ile zikr etti Cibrîl-i emin
1"Ali'den başka yiğit, Zülfikâr'dan başka kılıç yoktur";
2bu övgüyü emin Cibrîl can u gönülden andı.
Uhud rivayetine bağlanan Arapça cümle dizenin tamamını kaplar ve çevrilmeden bırakılır — sözün gökten geldiği söylendiği için o, tercüme edilecek bir cümle değil bir formül sayılır. İkinci dize söyleyeni açıklar. Kaynak "zülfikaar" kelimesini çift a ile dizmiştir; olduğu gibi korundu.
- 6
Ahmed'in kaim makamı efdalinden âlinin
Bâb-ı ilmimdir deyu buyurdu
1Ahmed'in yerine geçen, onun soyunun en faziletlisindendir;
2"ilmimin kapısıdır" diye buyurdu peygamberlerin sonuncusu.
Beyit "ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır" rivayetini dizeye alır ve önceki hazine imgesini tamamlar: bilgi bir yapıdır ve girişi tektir. "Kaim makam" birinin yerine geçen demektir, "Hatmü'l-mürselîn" ise peygamberlerin mührü, sonuncusu. Yetki devri iki kavramla birden çerçevelenir.
- 7
İkimiz bir nûrdan halkız dedi Hayrülbeşer
Kim anın şânında münzeldir bu K ur'an-ı mübîn
1"İkimiz bir nurdan yaratıldık" dedi insanların en hayırlısı;
2onun şanında indirilmiştir bu apaçık Kur'an.
Nûr-ı Muhammedî inancının Ali'yi de içine alan biçimi burada tek dizeye sığar: iki kişi, tek kaynak. İkinci dize iddiayı yükseltir ve vahyin muhatabını genişletir. Kaynak bu dizede "Kur'an" kelimesini "K ur'an" diye ayrık dizmiştir; dizgi hatası korundu.
- 8
Ey Yemînî Hayder'in medhini bir eşyâ tamâm
Yazamaz yerden göğe evrâk ola
1Ey Yemînî, Hayder'in övgüsünü hiçbir varlık tam olarak
2yazamaz; yerden göğe kâğıt olsa, yeryüzü kâğıda dönse bile.
Mahlas beyti methiyeyi bitirmez, imkânsız ilan eder: yedi beyit boyunca sıralanan sıfatlar sonunda "tamam yazılamaz" hükmüyle kapanır. Yerden göğe kâğıt imgesi, denizler mürekkep olsa benzetmesinin halk şiirindeki karşılığıdır ve övgünün eksikliğini bir kusur değil bir ölçü hâline getirir.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 143983 numaralı sürüm esas alındı; gövdenin ilk satırı derlemedeki sıra numarasıdır ("―7―") ve alınmadı, geriye on altı dize kaldı. İki dizgi hatası korundu: dokuzuncu dizede "zülfikaar" çift a ile, on dördüncü dizede "Kur'an-ı" ayrık ("K ur'an-ı") dizilmiştir.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Dediler zî kerâmet kânı HayderYemînî · Gazel→
İki dize de emir kipiyle başlar ve aynı yapıyı tekrarlar: "bil" — sıfat — unvan. Tekrar bir zayıflık değil yöntemdir, çünkü metin öğretmek için kurulmuştur. Ali burada adıyla değil iki unvanıyla anılır ve unvanların ikisi de bütün geleneklerde kullanılan adlardır.