Dediler Zî Kerâmet Kânı Hayder
Yedi beyit boyunca her dizeyi aynı adla kapatan bir methiye. Hayder önce kerâmet madeni, sonra velâyet ülkesinin sultanı, cansıza dil veren emir ve cennetin sâkisi olarak anılır; son beyitte övgü, sapkınlıkta bırakılmama dileğine döner.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Dediler zî kerâmet kânı Hayder
Dayanmaz derdimin dermanı Hayder
1"Ne büyük kerâmet madeni!" dediler, Hayder;
2dayanılmaz derdimin dermanı Hayder.
- 2
Hak'ın kudretleri senden ayandır
Velâyet mülkünün sultânı Hayder
1Hakk'ın kudretleri sende açıkça görünür,
2velâyet ülkesinin sultanı Hayder.
Beyit bir görünürlük iddiası kurar: kudret Tanrı'nındır ama "ayan", yani açığa çıkmış hâli Ali'de okunur. İkinci dize bunu siyasî bir dile çevirir — velâyet bir mülk, yani ülke sayılır ve o ülkenin bir sultanı vardır. Tekke şiirinde saltanat sözlüğünün böyle kullanılması yaygındır.
- 3
Cemâda dil verirsen emr-i Yezdan
Verir nutkun ölüye cânı Hayder
1Cansız olana dil verirsin, Tanrı'nın emriyle;
2sözün ölüye can verir, Hayder.
İki dize iki mucizeyi üst üste koyar: cansıza konuşma, ölüye can. İkisi de sözle olur, çünkü "nutk" hem söz hem konuşma yetisidir. "Emr-i Yezdan" kaydı ise ihtiyatlıdır: kerâmet Ali'den çıkar ama izin Tanrı'dandır; methiye bu kayıtla kendi sınırını çizer.
- 4
Kamu mü'minlerin kalbinde mihrin
Olubdur dini hem îmânı Hayder
1Bütün mü'minlerin kalbinde sevgin
2onların dini ve imanı olmuştur, Hayder.
"Mihr" hem sevgi hem güneş demektir ve kalbe konunca iki anlam birden çalışır: içeriden ısıtan bir bağlılık. Beyit sevgiyi imanın yanına değil, yerine koyar — din ile iman burada Ali sevgisinin başka adlarıdır. Alevî-Bektaşî inancının en çok tekrarlanan önermelerinden biridir.
- 5
İmâm-ül-müttekinsin
Erenler merdinin merdânı Hayder
1Takva sahiplerinin imamısın, apaçık bellidir;
2erenlerin yiğidinin yiğidi Hayder.
"Bellü bayık" eski Türkçede ikileme hâlinde "apaçık" demektir ve Arapça-Farsça tamlamaların arasında duran bu halk deyişi, Yemînî'nin dilinin nereden beslendiğini gösterir. İkinci dize "merd" kelimesini iki kez kullanarak üstünlüğü kendi içinde katlar: yiğitler arasından bir yiğit değil, yiğidin yiğidi.
- 6
ehline sâkî-i ezelsin
Hak'ın senden erer ihsânı Hayder
1Cennet ehline ezelin sâkisi sensin,
2Hakk'ın ihsanı senden erişir, Hayder.
Sâkilik burada bir görev değil bir sıfattır: "ezelî" olduğu için cennette başlamaz, zamandan önce vardır. İkinci dize dağıtımın yönünü belirler — ihsan Tanrı'nındır ama insana ondan geçer. Bu aracılık fikri, gazelin baştan beri kurduğu velâyet düşüncesinin özüdür.
- 7
Yemînî derdmende kıl inâyet
Dalâlette komagıl anı Hayder
1Dertli Yemînî'ye inayet eyle,
2onu sapkınlıkta bırakma, Hayder.
Mahlas beyti şairin kendinden üçüncü kişi gibi söz etmesiyle kurulur: "derdmend Yemînî" bir ad değil, bir hâl tarifidir. Altı beyit boyunca sıralanan sıfatların hepsi burada tek bir dilekçeye dayanak olur ve övgü, terk edilmeme isteğiyle kapanır.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 141933 numaralı sürüm esas alındı; gövdenin ilk satırı derlemedeki sıra numarasıdır ("―8―") ve metne alınmadı, geriye on dört dize kaldı. Kaynağın eski Türkçe biçimleri ("olubdur", "bellü bayık", "komagıl", "derdmende") düzeltilmeden bırakıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ey saçı; küfr-i siyâh ü vey ruh-i îmanımızYemînî · Gazel→
Matla iki ayrı ses taşır: ilk dize başkalarının sözünü aktarır ("dediler"), ikinci dize şairin kendi hâlini söyler. "Kân" maden demektir; kerâmet tek bir olay değil, yerin altından sürekli çıkan bir damar sayılır. Redif olan ad, her dizenin sonunda hem hitap hem cevap yerine geçer.