DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Eşrefoğlu Rûmî/Bir gönül deriçesinden yine bir nur oldı peydâ
Gazel · 15. yüzyıl

Bir gönül deriçesinden yine bir nur oldı peydâ

Gönülde açılan küçük bir pencereden çıkan ışığın bütün evreni kaplaması. Beş beyit boyunca görünen ile gören arasındaki sınır silinir; şiir zaman ve mekânın da bittiği yerde kapanır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bir gönül deriçesinden yine bir nur oldı peydâ

    Aklumı başumdan aldı beni kıldı delü

    1Gönlün küçük penceresinden yine bir nur belirdi;

    2aklımı başımdan aldı, beni deli divane etti.

    “Deriçe” — küçük pencere. Işığın geldiği yer dar, etkisi ise aklı alacak kadar geniş. Tasavvufî tecelli anlatımlarının klasik açılışı: kavrayış değil, kaybediş.

  2. 2

    Temâmet gönül cihânın o nûrun 'ı tutdı

    Yir ü gök tecceli toldı tağ u taş u kûh u sahra

    1O nurun ışını bütün gönül cihanını tuttu;

    2yer gök tecelliyle doldu, dağ taş, tepe ve ova.

    Işık pencereden çıkıp genişliyor. İkinci dizedeki dört kelimelik sıralama — dağ, taş, tepe, ova — kapsamı saymayla değil, ritimle anlatıyor.

  3. 3

    Ne ki var cemî-i eşyâ nikâbın götürdi yüzden

    Kâmûsını gördüm ol dôst bana ma'şûk oldı her câ

    1Var olan bütün eşya yüzünden örtüsünü kaldırdı;

    2hepsini gördüm; o dost bana her yerde sevgili oldu.

    Perde kalkıyor ve görülen şey her yerde aynı: dost. Vahdet-i vücûd düşüncesinin şiirdeki en yalın ifadelerinden biri — çokluk kalkmıyor, hepsi tek bir şeye çıkıyor.

  4. 4

    Nireye kim bakarısam gözüm anı görür ancak

    Görinen oldur hem gören kanı gelsün imdi

    1Nereye bakarsam gözüm ancak onu görür;

    2görünen de odur gören de; hani, gelsin bakalım gören kişi.

    Gazelin dönüm noktası. Gören ile görünen aynı olunca ortada bakan bir özne kalmıyor. Son yarım dize bir meydan okuma: “hani, gelsin gören” — artık kimse gören olduğunu iddia edemez.

  5. 5

    Ne vücûd u ne ' var ne zamân u ne mekân var

    Ne ne fevk ü taht ne yesâr u ne hôd-yümnâ

    1Ne varlık var ne yokluk, ne zaman var ne mekân;

    2ne ön ne arka, ne üst ne alt, ne sol ne de sağ.

    Şiir art arda gelen yoklamalarla bitiyor. Sekiz kavram sayılıp sekizi de reddediliyor: varlık, yokluk, zaman, mekân ve dört yön. Geriye tarif edilecek hiçbir koordinat kalmıyor — mahlas bile söylenmiyor, çünkü söyleyecek bir “ben” de kalmamış.

Kavram sözlüğü (9) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 147904 numaralı sürüm esas alındı. Metin bilimsel çeviriyazıyla dizilmiş (“toldı”, “götürdi”, “kâmûsını”); kaynağa sadık kalmak için imlâsına dokunulmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirEy Allahım beni senden ayırmaEşrefoğlu Rûmî · İlahi

Kavram sözlüğü

9 kavram bulundu.

deriçe

Küçük pencere

peydâ olmak

Ortaya çıkmak, belirmek

şeydâ

Aşktan çılgına dönmüş

şu'â

Işın

tecellî

Görünme, ilahî belirişin yansıması

nikâb

Yüz örtüsü, perde

bînâ

Gören, gözü açık olan

adem

Yokluk

pîş ü pes

Ön ve arka