DDizegâhDijital şiir arşivi
Tarih · 18. yüzyıl

Târîh 76

On altı yaşına varmadan ölen Molla Ahmed için yazılan beş beyitlik tarih, genci irfan bahçesinin fidanı sayar; Kur'an bilgisindeki yetkinliğini, dünyanın geçiciliğini ve cennet duasını yas diliyle birleştirir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bir -i gülşen-i ‘irfânı sad-hayf u füsûs

    itdi salup hâk içre dehr-i bî-nizâm

    1Ne yazık ki düzensiz dünya, irfan bahçesinin bir fidanını

    2toprağa atıp ayaklar altında çiğnedi.

    Açılış ölümü bir bahçe kazasına çeviriyor: irfan bahçesindeki fidan çiğneniyor. Fail insan değil, düzensiz dünyanın kendisi. Suçlanan şey böylece bir kişi ya da hastalık olmaktan çıkıp nizamsızlık oluyor; “sad-hayf u füsûs” ikilemesi de ağıdı ilk dizede açıyor.

  2. 2

    olmuşdı el-hak ol vücûd-ı nâzenîn

    Tâzelikde ‘ilm ü ‘irfân ile

    1Doğrusu o narin varlık olgunlaşmıştı;

    2genç yaşında ilim ve irfanla herkesin övgüsünü kazanmıştı.

    İkinci beyit iki karşıt sözcüğü yan yana koyuyor: olgunluk ve tazelik. “Bâ-kemâl” ile “tâzelikde” aynı kişide birleşince kayıp büyüyor, çünkü yitirilen şey hem tamamlanmış hem henüz başlamamış oluyor. Övgünün ölçüsü de kişisel değil kamusal: herkesin övdüğü kişi.

  3. 3

    Bulmuş idi fenn-i Kur'ânda vücûh ile kemâl

    Olmadın bâlig on altı yaşına sinni tamâm

    1Kur'an ilminde çeşitli yönlerden yetkinlik bulmuştu;

    2yaşı henüz on altıyı tamamlamamıştı.

    Üçüncü beyit önce bilgiyi ölçüyor, sonra yaşı söylüyor ve bu sıralama bilinçli. “Vücûh” sözü Kur'an ilminde çokluk bildirdiği için, kısa ömre sığan bilgi genişliği iki dize arasındaki asıl karşıtlığı kuruyor; sayı en sona bırakıldığı için de darbe gibi düşüyor.

  4. 4

    Lîk fehm idüp cihân-ı bî-bekânıñ gâyetin

    Oldı -ile çün tâlib-i

    1Fakat kalıcı olmayan dünyanın sonunu anlayınca,

    2can sermayesiyle esenlik yurdunu isteyen biri oldu.

    Dördüncü beyit ölümü bir tercih gibi anlatıyor: dünyanın sonunu anlayan kişi esenlik yurdunu istiyor. “Nakd-i cân”, yani canın peşin para sayılması, bu isteği bir alışverişe çeviriyor. Ölen kişi böylece edilgen değil, bedelini kendi ödeyen taraf olarak gösteriliyor.

  5. 5

    Çıkdı medd-i âh-ı ahbâb ile ‘arşa bu du‘â

    Gülşen-i ‘adn ola Monla Ahmede yâ Rab makâm

    1Dostların uzayan ahıyla bu dua göğe yükseldi:

    2Ey Rabbim, Molla Ahmed'in makamı cennet bahçesi olsun.

    Makta duayı bir hareket olarak veriyor: dostların ahı uzuyor ve dua onunla birlikte arşa çıkıyor; ses ile yükseklik aynı dizede birleşiyor. Son dize ölen kişiyi ilk kez adıyla anıyor ve adın en sona bırakılması ağıdın bütün ağırlığını tek isme yüklüyor.

Kavram sözlüğü (7) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

DEU-AVESIS.8c2d8694-1cea-4c15-8f4a-330635b74145:t76-pdf179. Ana açık edisyon T76'i basılı s.166/PDF 179'de tam gövde, basılı ölçü satırı ve T77/PDF 179 sınırıyla verir. Ana okuma ve sıra korundu. AVESIS CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirÇeşm-i Siyehin Bâ‘is-i Feryâd mı Olmaz
Çeşm-i siyehin bâ‘is-i feryâd mı olmaz
Eğrikapılı Mehmed Râsim · Gazel

Kavram sözlüğü

7 kavram bulundu.

nihâl

Genç fidan

pây-mâl

Ayak altında çiğnenmiş

bâ-kemâl

Olgun ve yetkin

memdûh-ı enâm

İnsanların övdüğü kişi

bî-bekâ

Kalıcı olmayan

nakd-i cân

Can sermayesi

dâru's-selâm

Esenlik yurdu; cennet