Bu meseledir eylemez her dilberan uşşâkı şâd
Şiir her güzelin âşıkları sevindirmediğini söyleyerek inat etmemeyi ve sevgilinin lütfuna güvenmemeyi öğütler. Ay yüzlüler çılgınlık, kavga, rüya ve dünya ile karşılaştırılır; acımasızlıkları yara üstüne yara açar. Kavuşma isteği üstelemeye dönüşürken sevgili ehil olmayana yönelir, âşığın boyunu büker. Son tek dize, bu şikâyet kapısını yalnız Ömer’in değil bütün âşıkların açtığını vurgular.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bu meseledir eylemez her dilberan uşşâkı şâd
Âşık-ı dilhasteler âgâh olun etmen inâd
1Şurası açık: her güzel, âşıklarını mutlu etmez.
2Ey gönlü yaralı âşıklar, uyanık olun ve inat etmeyin.
- 2
Mihrine bel bağlama lûtfuna etme
Âkıbet yüz dönderüp yaşın eder
1Sevgisine bel bağlama, lütfuna güvenme.
2Sonunda yüz çevirir; gözyaşını Şat ile Fırat’a döndürür.
Sevgiye bel bağlamama ve lütfa güvenmeme buyrukları art arda gelir. Sevgilinin sonunda yüz çevirmesiyle gözyaşının Şat ve Fırat’a dönüşmesi, güven kaybını taşkın su mübalağasıyla sonuçlandırır.
- 3
Her gelen üftâdeler etmişdürür feryâd ü dâd
Mâil-i mehrûları şeydâya teşbîh ettiler
1Ona düşen herkes feryat edip şikâyet etmiştir.
2Ay yüzlülere yönelenleri çılgınlara benzettiler.
Sevgiliye düşen herkesin feryat ve şikâyeti ortak deneyim olarak sunulur. Ay yüzlülere yönelenlerin “şeydâ”ya benzetilmesi, bu deneyimin aklı dağıtan tarafını ilk benzetmeyle adlandırır.
- 4
Ettiler illâ kuru gavgaya teşbîh ettiler
Anların mihrin heman rü’yâya teşbîh ettiler
1Onları yalnız kuru bir kavgaya benzettiler.
2Onların sevgisini bir rüyaya benzettiler.
Kuru kavga benzetmesi aşkın sonuçsuz çekişmesini, rüya benzetmesi ise elde tutulamazlığını anlatır. Aynı yüklemin yinelenmesi, sevgiliye dair olumsuz hükümleri düzenli bir listeye dönüştürür.
- 5
Bîvefâlıkta dahi dünyâya teşebîh ettiler
Oldular ma’nâda anlar bâis-i
1Vefasızlıkta onları dünyaya benzettiler.
2Gerçekte onlar kötülüklerin kaynağı oldular.
Vefasızlık bakımından dünya ile kurulan benzerlik, önceki rüya imgesini fanilik yönünde genişletir. “Ümmülfesâd” hükmü, sevgilileri yalnız güvenilmez değil kötülüğün kaynağı sayan en sert noktadır.
- 6
Men’ide mümkin değil bakmaz yasağa şübhesiz
Bî rahımdır çalışur dâğ üzre dâğa şübhesiz
1Onları engellemek mümkün değildir; kuşkusuz yasağa bakmazlar.
2Acımasızdırlar; kuşkusuz yara üstüne yara açarlar.
Yasağın onları durduramaması irade dışı değil bilinçli bir sınır tanımazlık gösterir. Acımasızlığın yara üstüne yara açması, soyut davranışı âşığın bedeninde çoğalan izlere dönüştürür.
- 7
Bin nasihat eylesen koymaz kulağa şübhesiz
Sîme gark etsen eğer baştan ayağa şübhesiz
1Bin öğüt versen de kuşkusuz kulak asmazlar.
2Baştan ayağa gümüşe boğsan bile kuşkusuz…
Bin öğüdün kulağa girmemesiyle baştan ayağa gümüşe boğma koşulu aynı sonuçsuzluğu sınar. İkinci dize sonraki hükme açıldığı için kaynakta bulunmayan “değişmezler” sonucu eklenmeden eksiltili bırakılır.
- 8
Yine dil mülkün harâb edüp te eyler nâmurâd
Zerrece vaslın eğer kim dilesen olur
1Yine gönül ülkesini yıkar, insanı muradına erdirmez.
2Kavuşmayı azıcık istesen bile isteğin üstelemeye dönüşür.
Önceki gümüş koşulunun ardından yine gönül ülkesinin yıkılması gelir; beklenen karşılık muratsızlıktır. En küçük kavuşma isteğinin bile üstelemeye dönüşmesi, talebin nasıl suçlandığını gösterir.
- 9
Sana yüz göstermeyüp nâehle subh u şâm olur
Ger elif iken meded cevr ile kaddin lâm olur
1Sana yüz göstermez, sabah akşam ehil olmayana yönelir.
2Boyun elif gibi düzken, eziyetle lam harfi gibi bükülür.
Sevgili muhataba yüz göstermezken sabah akşam ehil olmayana yönelir. Elif gibi düz boyun eziyetle lam biçiminde bükülmesi, reddi harflerin görsel farkıyla bedende kaydeder.
- 10
Arayup bir mühmel-i süst ü sakîme râm olur
Pes eder meyl ü mahabbet anlara senden ziyâd
1Değersiz ve eğri birini arayıp ona boyun eğer.
2Böylece sevgisini ona senden daha çok verir.
Sevgili değersiz ve eğri sayılan kişiyi arayıp ona boyun eğer. Ardından sevgisini âşıktan daha çok ona vermesi, şiirin yakındığı adaletsiz seçimi açık bir kıyasla tamamlar.
- 11
Nideyim çekmek cefâsın rûz ü şeb âsan değil
Kabil olur mu tahammül bağrımız âhen değil
1Ne yapayım, gece gündüz eziyet çekmek kolay değil.
2Buna dayanmak mümkün mü; bağrımız demir değil.
Gece gündüz eziyet çekmenin kolay olmadığı sözü kişisel dayanma sınırını bildirir. Bağrın demir olmaması, tahammülsüzlüğü zayıflık değil insan bedeninin maddi sınırı olarak savunur.
- 12
Bî edeblik olmasun kim bir iki suhan değil
Cümle âşıklar şikâyet eylemiş bir ben değil
1Edepsizlik sayılmasın; bu bir iki sözlük mesele değil.
2Bütün âşıklar şikâyet etmiş; yalnız ben değilim.
Konuşan sözünün edepsizlik sayılmamasını ister ve meselenin birkaç sözden ibaret olmadığını belirtir. Bütün âşıkların şikâyeti, kişisel anlatımı ortak tanıklıkla meşrulaştırır.
- 13
Anın içün bu Ömer bu bâbı kılmıştır
1Bu yüzden Ömer bu konuyu açmıştır.
Tek satırlık final, Ömer’in bu söz kapısını neden açtığını önceki ortak şikâyete bağlar. Mahlas hem konuşanı belirler hem uzun uyarı dizisinin sorumluluğunu üstlenir; final için eş dize üretilmez.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.598 gövdesinde “Anın içün bu Ömer bu bâbı kılmıştır küşâd” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n598-CFF0C2D6BECD. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.598, PDF 460–461; 13 birim/25 dize; son birim tek dizedir ve basılı final satırı korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Her güzelin âşıkları mutlu etmeyeceği baştan genel bir hüküm olarak konur. Gönlü yaralı âşıklara uyanık olma ve inat etmeme buyruğu, şiiri kişisel yakınmadan toplu uyarıya çevirir.