Buğday
Son hasatla başlayan alayı; yay, kuyu, savrulan buğday, güneş tutulması, Yusuf ve Ömer göndermeleri, ardından kervansaray ve mezarlık görüntüleriyle kıtlık ve ölüm korkusuna dönüştürür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Düzüldü uçsuz bucaksız ,
Çıngıraklar çalar kapılarda.
Düzül uçsuz bucaksız ,
Bak, son başladı rüzgârda.
1Uçsuz bucaksız alay dizildi,
2Çıngıraklar kapılarda çalıyor.
3Dizil, uçsuz bucaksız alay,
4Bak, son hasat rüzgârda başladı.
- 2
Okundan ayrılmak üzere yay,
Kuyuların ağzı genişledi.
Okundan ayrılmak üzere yay,
Korku tâ kemiğime işledi.
1Okundan ayrılmak üzere olan yay,
2Kuyuların ağzı genişledi.
3Okundan ayrılmak üzere olan yay,
4Korku kemiğime kadar işledi.
Kaynak, alışılmış ok-yay ilişkisini tersine çeviren ‘okundan ayrılmak üzere yay’ sözünü iki kez yineler; karşılık bu tuhaflığı ok fırlayışı diye sessizce düzeltmez. Genişleyen kuyu ağızları düşüş ve boşluk duygusunu büyütürken son dize, korkunun anlatıcının bedenine kadar işlediğini açıklar.
- 3
Savruluyor gökyüzünde buğday,
Gölgeler uzaklaşıyor yerde.
Savruluyor gökyüzünde buğday,
Tanrım! Tanrım! Bir bu derde.
1Buğday gökyüzünde savruluyor,
2Yerdeki gölgeler uzaklaşıyor.
3Buğday gökyüzünde savruluyor,
4Tanrım! Tanrım! Bu derde bir çare.
Buğdayın yerde yetişmek yerine gökyüzünde savrulması, hasadı besin güvencesinden koparır. Yerde uzaklaşan gölgelerle birlikte sahne erişilemezleşir; iki kez yinelenen yakarış, bu görüntüyü açık bir çaresizlik anına çevirir.
- 4
Düzüldü uçsuz bucaksız ,
Çıngıraklar çalar kapılarda.
Düzüldü uçsuz bucaksız ,
Bak, son başladı rüzgârda.
1Uçsuz bucaksız alay dizildi,
2Çıngıraklar kapılarda çalıyor.
3Uçsuz bucaksız alay dizildi,
4Bak, son hasat rüzgârda başladı.
Açılış dörtlüğü küçük bir değişiklikle geri döner: önceki emrin yerini ikinci bir tamamlanmış ‘düzüldü’ alır. Bu tekrar, alayın artık kurulmuş olduğunu ve son hasat görüntüsünün şiirin geri kalanına değişmez bir çerçeve sunduğunu gösterir.
- 5
Undan bize de pay, bize de pay,
Koşun, buğday dağıtıyor .
Undan bize de pay, bize de pay,
Çökmeden sonu gelmiyen
1Undan bize de pay, bize de pay,
2Koşun, Yusuf buğday dağıtıyor.
3Undan bize de pay, bize de pay,
4Sonu gelmeyen güneş tutulması çökmeden.
Pay isteme tekrarı kıtlığın toplu sesini duyurur. Buğday dağıtan Yusuf, bolluk ve kıtlık anlatısını çağrıştırır; fakat sonu gelmeyen güneş tutulması yaklaşırken dağıtım acil ve karanlık bir zamana sıkışır. Gönderme, kaynakta belirtilmeyen ayrıntılarla kesinleştirilmez.
- 6
Eriyecek tencerede ,
Çocuklar ağlaşmasınlar dağda.
Eriyecek tencerede ,
Yetişmiyecek imdada.
1Tenceredeki kalay eriyecek,
2Çocuklar dağda ağlaşmasınlar.
3Tenceredeki kalay eriyecek,
4Ömer yardıma yetişemeyecek.
Tencerenin kalayının erimesi, gündelik kap kacağın bile dayanamadığı bir yoksunluk ve ısı görüntüsü kurar. Dağdaki çocukların ağlamaması dilenir; buna karşılık Ömer'in yardıma yetişemeyeceği bildirilerek beklenen adalet ya da kurtuluş ihtimali ertelenir.
- 7
Altında aynı eyer, aynı tay;
Arayıcısı herkes bir sesin.
Altında aynı eyer, aynı tay;
Seferi aynı köye herkesin.
1Altında aynı eyer, aynı tay;
2Herkes bir sesin arayıcısı.
3Altında aynı eyer, aynı tay;
4Herkesin yolculuğu aynı köye.
Kimin altında olduğu söylenmeyen ‘aynı eyer, aynı tay’ sözü iki kez yinelenerek yolculuğu ortak bir düzene bağlar. Herkes bir sesin arayıcısı olarak verilir ve sefer yine herkes için aynı köye yönelir; arayış ile ortak varış arasındaki gerilim şiirin toplu hareket duygusunu sürdürür.
- 8
Artık kuruldu bu ,
Boşuna düşünür ihtiyarlık.
Artık kuruldu bu ,
Şimdi seslerle dolu mezarlık.
1Artık bu kervansaray kuruldu,
2İhtiyarlık boşuna düşünür.
3Artık bu kervansaray kuruldu,
4Mezarlık şimdi seslerle dolu.
Kervansaray, yolculuğun geçici konaklama yeridir; iki kez kurulması varışın kesinliğini artırır. İhtiyarlığın boşuna düşünmesi ve seslerle dolu mezarlık, yolun sonunda sessiz bir kapanış yerine yaşamla ölümün birbirine karıştığı tedirgin bir kalabalık bırakır.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'ın 133732 numaralı sabit revizyonundaki tek şiir gövdesi esas alındı; bent boşlukları dize sayılmadı ve 32 dolu dizenin sırası korundu. Dizelerin büyük çoğunluğu 10'lu hece akışı taşır; küçük söyleyiş sapmaları korunmuştur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Cânân ki Degüstasyon'a gelmezOrhan Veli Kanık · Kısa serbest şiir→
İlk dörtlük, dizilmiş bir alay ile kapılardaki çıngırakları son hasada bağlar. Üçüncü dizedeki emir, tamamlanmış dizilişi yeniden harekete geçirir; hasat bereketten çok toplu ve kaçınılmaz bir yürüyüşün başlangıcı gibi duyulur.