DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Çıkmaz hâtırımdan nakş-i hayâlin
Şiir · 17. yüzyıl

Çıkmaz hâtırımdan nakş-i hayâlin

Sevgilinin hayali zihninden çıkmayan şair; yüz, güneş, gamze oku, yay kaş ve yakut dudak imgeleriyle eşsizliği över. ‘Gurre-i garrâ’ ile ‘dillerde faslın’ yüzeylerini kesinleştirmez; sonunda Ömer’in taç ve kaftandan vazgeçişini anlatır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Çıkmaz hâtırımdan nakş-i hayâlin

    Ta’neder gökteki şemse cemâlin

    1Hayalinin resmi aklımdan çıkmaz;

    2yüzün gökteki güneşi bile ayıplar.

    Hayal, zihinde kalan sıradan anı değil, nakşedilmiş silinmez bir resimdir. Sevgilinin yüzü güneşe sataşacak kadar parlak gösterilir; göksel ışık artık ölçü değil, güzelliğin karşısında kusurlu bulunan rakiptir.

  2. 2

    Bir kez hüsnün gören dünyâyı neyler

    Seyreden gurre-i garrâyı neyler

    1Güzelliğini bir kez gören dünyayı ne yapsın?

    2‘gurre-i garrâ’yı seyreden ne yapsın?

    İlk soru sevgilinin güzelliğini gören için dünyanın değerini yitirdiğini söyler. ‘Gurre’ ilk görünüş, alın veya ayın ilk günü gibi değerlere gelebilir; bağlam ‘parlak dolunay’ı kesinleştirmez. Modern satır tamlamayı korur ve görünmeyen nesne eklemez.

  3. 3

    Güzeller şâhısın yoktur bahâne

    Tîr-i gamzen tenim kıldı nişâne

    1Güzellerin şahısın, buna söz yok;

    2yan bakışının oku bedenimi hedef yaptı.

    Sevgili güzellerin şahı ilan edilir ve bu üstünlük için mazeret ya da itiraz bulunmadığı söylenir. Gamzenin oku bedeni nişan tahtasına çevirir; övgü ile yaralanma aynı yüz özelliğinde buluşur.

  4. 4

    Gelmemiş akrânın mislin cihâne

    Kaşların var iken ok yayı neyler

    1Dünyaya senin dengin ve benzerin gelmedi;

    2kaşların varken başka ok ve yay ne işe yarar?

    Akran ve benzerin hiç doğmamış olması eşsizliği tarih boyunca genişletir. Kaşlar zaten yay biçiminde olduğu için başka savaş aracına gerek kalmaz; bedenin doğal çizgisi âşığı vuran kusursuz silah sayılır.

  5. 5

    Aceb mi olunsa dillerde faslın

    Adlile olunca uşşâka vaslın

    1‘Dillerde faslın’ olmasına şaşılır mı?

    2âşıklara kavuşman adaletle olunca...

    ‘Dillerde faslın’ yüzeyi fasıl, ayrılık veya anlatı çevresinde okunabilir; kaynak belirli bir hikâyenin bölüm bölüm anlatıldığını söylemez. İkinci dize kavuşmayı adaletle ilişkilendirip sonraki birime açılır; günümüz Türkçesi iki dizeyi kanıtsız bir öyküyle tamamlamaz.

  6. 6

    Melek ya hûridir dilberâ aslın

    Adûlar bîhûde gavgayı neyler

    1ey güzel, aslın melek ya da huridir;

    2düşmanlar boş yere kavgayı ne yapsın?

    Melek veya huri kökeni, sevgilinin insanüstü görünüşünü iki ihtimalle açıklar; şair bunlardan birini kesinleştirmez. Kavuşmada adalet varsa düşmanların kavgası boşuna kalır, çünkü çekişmenin belirleyicisi âşığın zorlaması değil sevgilinin hükmüdür.

  7. 7

    Ben eyledim sen söylemezsin

    Bendeni üftâde zanneylemezsin

    1Ben yalvarıyorum, sen konuşmuyorsun;

    2kulunu yere düşmüş saymıyorsun.

    Şair açıkça niyaz ederken sevgili susar; iletişimin iki tarafı eşit değildir. Kendini ‘bende’ ve ‘üftade’ diye tanımlayan âşık, düşkünlüğünün görülmediğinden yakınır; sorun yalnız cevap değil, hâlin tanınmamasıdır.

  8. 8

    Dîvâne gönlümü bir eğlemezsin

    Âşık olmayan bu da’vâyı neyler

    1Deli gönlümü bir kez olsun eğlendirmiyorsun;

    2âşık olmayan bu iddiayı ne yapsın?

    Deli gönlü oyalayacak en küçük karşılık bile verilmez. Son soru, aşk iddiasının ancak gerçekten âşık olan için anlam taşıdığını söyler; dışarıdaki kişi bu davayı söz olarak tekrar etse de iç deneyimine sahip değildir.

  9. 9

    Ömer göreliden sen kaşı yayı

    Aşkınla terketti tâc ü kabâyı

    1Ömer senin yay kaşını göreli

    2aşkınla tacı ve kaftanı terk etti.

    Mahlasla anılan Ömer’in dönüşümü sevgilinin yay kaşını görmesiyle başlar. Taç ve kaftanın terk edilmesi, dünyevi mevki ile gösterişten vazgeçiştir; aşk, kişinin dış statü işaretlerini değersizleştirir.

  10. 10

    Baktıkça kılmıştır aklını zâyi

    Seni seven gayri eşyâyı neyler

    1Sana baktıkça aklını yitirmiştir;

    2seni seven başka eşyayı ne yapsın?

    Tekrarlanan bakış aklı sürekli zayıflatır ve sonunda kayıp kesinleşir. Son soru şiirin değer düzenini özetler: sevgiliyi seven için başka eşyanın yararı kalmaz; bu, gerçek bir mülkiyet talimatı değil, aşkın tekleştiren abartılı dilidir.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 şiir No.125 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n125-6E3B3C4BFAE8. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.125, PDF 163; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. İçerik aparatı: ‘gurre-i garrâ’ dolunay diye daraltılmadı; ‘dillerde faslın’ belirli bir hikâye anlatımıyla tamamlanmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirÇin Seher Hâbdan Uyanmış Kahramânı Gözlerin
Çin seher habdan uyanmış kahramânı gözlerin
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

nakş-i hayâl

Hayalin zihne işlenmiş resmi.

şems

Güneş.

gurre-i garrâ

Parlak ‘gurre’; alın, ilk görünüş veya ayın ilk günü değerlerinden hangisi olduğu kesinleşmemiş tamlama.

Tîr-i gamze

Yan bakışın oku.

akrân

Denkler, aynı düzeydeki benzerler.

uşşâk

Âşıklar.

niyâz

Yalvarma ve alçakgönüllü dilek.

tâc ü kabâ

Taç ve kaftan; dünyevi mevki ve gösteriş simgeleri.