Çıkmaz hâtırımdan nakş-i hayâlin
Sevgilinin hayali zihninden çıkmayan şair; yüz, güneş, gamze oku, yay kaş ve yakut dudak imgeleriyle eşsizliği över. ‘Gurre-i garrâ’ ile ‘dillerde faslın’ yüzeylerini kesinleştirmez; sonunda Ömer’in taç ve kaftandan vazgeçişini anlatır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Çıkmaz hâtırımdan nakş-i hayâlin
Ta’neder gökteki şemse cemâlin
1Hayalinin resmi aklımdan çıkmaz;
2yüzün gökteki güneşi bile ayıplar.
- 2
Bir kez hüsnün gören dünyâyı neyler
Seyreden gurre-i garrâyı neyler
1Güzelliğini bir kez gören dünyayı ne yapsın?
2‘gurre-i garrâ’yı seyreden ne yapsın?
İlk soru sevgilinin güzelliğini gören için dünyanın değerini yitirdiğini söyler. ‘Gurre’ ilk görünüş, alın veya ayın ilk günü gibi değerlere gelebilir; bağlam ‘parlak dolunay’ı kesinleştirmez. Modern satır tamlamayı korur ve görünmeyen nesne eklemez.
- 3
Güzeller şâhısın yoktur bahâne
Tîr-i gamzen tenim kıldı nişâne
1Güzellerin şahısın, buna söz yok;
2yan bakışının oku bedenimi hedef yaptı.
Sevgili güzellerin şahı ilan edilir ve bu üstünlük için mazeret ya da itiraz bulunmadığı söylenir. Gamzenin oku bedeni nişan tahtasına çevirir; övgü ile yaralanma aynı yüz özelliğinde buluşur.
- 4
Gelmemiş akrânın mislin cihâne
Kaşların var iken ok yayı neyler
1Dünyaya senin dengin ve benzerin gelmedi;
2kaşların varken başka ok ve yay ne işe yarar?
Akran ve benzerin hiç doğmamış olması eşsizliği tarih boyunca genişletir. Kaşlar zaten yay biçiminde olduğu için başka savaş aracına gerek kalmaz; bedenin doğal çizgisi âşığı vuran kusursuz silah sayılır.
- 5
Aceb mi olunsa dillerde faslın
Adlile olunca uşşâka vaslın
1‘Dillerde faslın’ olmasına şaşılır mı?
2âşıklara kavuşman adaletle olunca...
‘Dillerde faslın’ yüzeyi fasıl, ayrılık veya anlatı çevresinde okunabilir; kaynak belirli bir hikâyenin bölüm bölüm anlatıldığını söylemez. İkinci dize kavuşmayı adaletle ilişkilendirip sonraki birime açılır; günümüz Türkçesi iki dizeyi kanıtsız bir öyküyle tamamlamaz.
- 6
Melek ya hûridir dilberâ aslın
Adûlar bîhûde gavgayı neyler
1ey güzel, aslın melek ya da huridir;
2düşmanlar boş yere kavgayı ne yapsın?
Melek veya huri kökeni, sevgilinin insanüstü görünüşünü iki ihtimalle açıklar; şair bunlardan birini kesinleştirmez. Kavuşmada adalet varsa düşmanların kavgası boşuna kalır, çünkü çekişmenin belirleyicisi âşığın zorlaması değil sevgilinin hükmüdür.
- 7
Ben eyledim sen söylemezsin
Bendeni üftâde zanneylemezsin
1Ben yalvarıyorum, sen konuşmuyorsun;
2kulunu yere düşmüş saymıyorsun.
Şair açıkça niyaz ederken sevgili susar; iletişimin iki tarafı eşit değildir. Kendini ‘bende’ ve ‘üftade’ diye tanımlayan âşık, düşkünlüğünün görülmediğinden yakınır; sorun yalnız cevap değil, hâlin tanınmamasıdır.
- 8
Dîvâne gönlümü bir eğlemezsin
Âşık olmayan bu da’vâyı neyler
1Deli gönlümü bir kez olsun eğlendirmiyorsun;
2âşık olmayan bu iddiayı ne yapsın?
Deli gönlü oyalayacak en küçük karşılık bile verilmez. Son soru, aşk iddiasının ancak gerçekten âşık olan için anlam taşıdığını söyler; dışarıdaki kişi bu davayı söz olarak tekrar etse de iç deneyimine sahip değildir.
- 9
Ömer göreliden sen kaşı yayı
Aşkınla terketti tâc ü kabâyı
1Ömer senin yay kaşını göreli
2aşkınla tacı ve kaftanı terk etti.
Mahlasla anılan Ömer’in dönüşümü sevgilinin yay kaşını görmesiyle başlar. Taç ve kaftanın terk edilmesi, dünyevi mevki ile gösterişten vazgeçiştir; aşk, kişinin dış statü işaretlerini değersizleştirir.
- 10
Baktıkça kılmıştır aklını zâyi
Seni seven gayri eşyâyı neyler
1Sana baktıkça aklını yitirmiştir;
2seni seven başka eşyayı ne yapsın?
Tekrarlanan bakış aklı sürekli zayıflatır ve sonunda kayıp kesinleşir. Son soru şiirin değer düzenini özetler: sevgiliyi seven için başka eşyanın yararı kalmaz; bu, gerçek bir mülkiyet talimatı değil, aşkın tekleştiren abartılı dilidir.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.125 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n125-6E3B3C4BFAE8. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.125, PDF 163; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. İçerik aparatı: ‘gurre-i garrâ’ dolunay diye daraltılmadı; ‘dillerde faslın’ belirli bir hikâye anlatımıyla tamamlanmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Çin seher habdan uyanmış kahramânı gözlerinÂşık Ömer · Şiir→
Hayal, zihinde kalan sıradan anı değil, nakşedilmiş silinmez bir resimdir. Sevgilinin yüzü güneşe sataşacak kadar parlak gösterilir; göksel ışık artık ölçü değil, güzelliğin karşısında kusurlu bulunan rakiptir.