Dest-gîr ol bu ben üftâdeye ey kân-ı kerem
Bir hükümdara sunulmuş yedi beyit. Mihrî Hatun burada âşık değil, hemşehri olarak konuşuyor: Amasya'nın imarını istiyor. Divan şiirinin siyasî talebi nasıl kibarca dile getirdiğinin örneği.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
ol bu ben üftâdeye ey
Ki kerîm zât olanuñ şânıdur ihsân-ı kerem
1Bu düşkün bana elini uzat, ey cömertlik madeni;
2çünkü cömert kişinin şanı, ihsanda bulunmaktır.
- 2
Dergehüñ oldı çü bîmârlara
Senden irdi kamu derd ehline dermân-ı kerem
1Kapın hastalara şifa yurdu oldu;
2bütün dert sahiplerine senden cömertlik dermanı ulaştı.
Muhatabın kapısı hastalara şifa veren bir yurt gibi anlatılır; ikinci dize bu mecazı bütün dert sahiplerine ulaşan cömertlik dermanıyla tamamlar. Şiir bu beyitte belirli bir Amasya kurumunun adını vermediği için yorum yerel kurumu kesinleştirmez.
- 3
Dil ü cân hastesine lutfuñ ile eyle 'ilâc
Ki irür sıhhate lutfuñla anı ân-ı kerem
1Gönül ve can hastasını lütfunla tedavi et;
2cömertlik ânı onu lütfunla sağlığa kavuşturur.
Bir önceki beyitteki hastane mecazı şimdi şairin kendisine uygulanıyor: hasta olan gönül ve can. Tedavi eden şey ilaç değil lütuf, yani hükümdarın iradesi — bu, isteği tıbbî bir dilden idarî bir dile taşıyor. “Ân-ı kerem”, cömertliğin bir an meselesi olduğunu, yani karar verildiği anda gerçekleşeceğini söylüyor.
- 4
'Adlüñ âbı n'ola dil-teşnelere virse hayât
Ki virür mürdeye 'Îsâ-nefesüñ cân-ı kerem
1Adaletinin suyu susamışlara hayat verse ne olur?
2Çünkü İsa nefesin ölüye cömertlik canı verir.
Adalet bir suya, muhatap ise İsa'ya benzetiliyor: biri susamışı diriltir, öteki ölüyü. Övgü burada en yüksek noktasına çıkıyor ama aynı cümle asıl talebi de söylüyor — istenen şey lütuf değil adalet. Divan şiirinin methiye geleneği böyle çalışır: övgünün içine yerleştirilen sıfat, aynı zamanda bir beklentidir.
- 5
Hakk'a minnet kademüñ basdı yüzüm üzre bu dem
Hamdü-lillah hoş idiser yine devrân-ı kerem
1Allah'a şükür, ayağın şu an yüzüme bastı;
2hamdolsun, cömertlik devri yine hoş olacak.
Ayak basmak burada bir aşağılama değil, bir teşrif: hükümdarın gelişi. “Devrân-ı kerem” ifadesi bir dönem beklentisi kuruyor — iyi yönetimin geri geleceği umudu.
- 6
Nûr ile şehr-i Amâsiyye'yi ma'mûr idesin
Yapısar 'adlüñ ile her dil-i vîrânı kerem
1Amasya şehrini nurla bayındır edesin;
2cömertliğin, adaletinle her virân gönlü onarır.
Beyit Amasya şehrini açıkça adlandırır ve onun nurla bayındır edilmesini ister; adalet ile viran gönlün onarılması aynı cümlede buluşur. Bu şehir talebi metindedir, fakat şairin bütün hayatının burada geçtiği iddiası ayrı bir tanık olmadan eklenmez.
- 7
Mihrî üftâdeye rahm it demidür lutf eyle
ol aña 'adlüñle gel ey
1Düşkün Mihrî'ye acıma zamanıdır, lütfet;
2adaletinle ona elini uzat, gel ey cömertlik madeni.
Mahlas beyti ilk beyti neredeyse aynen tekrarlıyor ama iki ekle: “demidür” — vakti geldi — ve “'adlüñle”. Rica bir hatırlatmaya, lütuf ise adalete dönüşmüş oluyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142314 numaralı sürüm esas alındı; kaynakta okunabilir imlâyla yazılmış, sadeleştirmeye gerek olmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
İlk beyit isteği bir övgünün içine yerleştiriyor: sen zaten böylesin. “Kân-ı kerem” — cömertlik madeni — muhatabı yardım etmek zorunda bırakan bir sıfat.