Yakarış şiirleri
15 şiir · 12 şair
Bir yakarışı belirleyen şey duygunun şiddeti değil, kime seslenildiğidir. Tekke şiirinde muhatabın adı vardır ve tekrarlanır: Şah İsmail Hatâyî'nin gazelinde her beyit “yâ Muhammed yâ Ali” ile kapanır, böylece metin okundukça bir zikre dönüşür. Kul Mustafa ise yardımı bir erenden ister: “İriş Teslim Abdal gel imdâd eyle”.
İstenen şey de gelenekten geleneğe değişir. Hatâyî'nin düvâzdehi baştan sona yemindir — on iki imam sırayla anılır, cümle boyunca “…hakkiçün” dizilir ve dilek ancak son beyitte söylenir: günahın affı. Kul Nesîmî'de ise pazarlık açıktır; “Ben sana kullar olayım” diye dört kez tekrarlanan teklif karşılığında yalnızca ağlatılmamayı ister.
Divan şiirinde aynı kalıp dünyevî bir dilekçeye dönüşebilir. Mihrî Hatun “Dest-gîr ol bu ben üftâdeye ey kân-ı kerem” diye açtığı gazelde bir hükümdardan kendi şehri için imar ister: “Nûr ile şehr-i Amâsiyye'yi ma'mûr idesin”. Yalvarışın biçimi aynıdır, muhatabı ise devlettir.
Tanzimat'ta talebin yönü tersine döner. Recaizade Mahmut Ekrem'in baştan sona emir kipiyle yazılmış gazeli “Öldür beni öldür gam-ı aşkınla harâb et” diye başlar ve istenen her şey kendi aleyhinedir; bir başka gazelinde sığınılacak yer olarak karıncanın kanadının altını gösterir. Bu sayfadaki şiirler yakarışın kimden ne istediğine göre nasıl başka bir tür hâline geldiğini gösteriyor.
15 şiir

