Dest-i dûdundaki ey âh ciger pâre midir
Beş beyti de soruyla biten bir gazel. Âhın dumanını bir el gibi görüp elindekini soruyor, gökteki ışığın kıvılcım mı yıldız mı olduğunu, gönüldeki kızıllığın lale mi yara mı olduğunu ayırt edemiyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
-i dûdundaki ey âh ciger pâre midir
Böyle azmin seheri bezmine yâre midir
1Ey âh, dumandan elinde tuttuğun şey ciğer paresi midir?
2Böyle seher vakti yola çıkışın sevgilinin meclisine midir?
- 2
Çâre-sâz-ı gam-ı aşk olmaya şemşîri gibi
O mehin geşte-i tîg-ı gamı bî-çâremidir
1Aşk gamına onun kılıcı gibi çare bulan yoktur;
2o ayın gam kılıcıyla vurulmuşu çaresiz midir hiç?
Çâre-sâz ile bî-çâre aynı kökten iki karşıt kelimedir ve beyit ikisini bilerek karşı karşıya koyar: derdin ilacı, derdi veren silahtır. Şemşîr ve tîg iki ayrı kılıç adıdır; sevgilinin bakışı önce yaralayan sonra iyileştiren tek hekim sayılır.
- 3
-i eflâkte her Şâm u seher şu'le-feşân
-i âh mı yâ -i seyyâre midir
1Göklerin en yüksek yerinde her akşam ve seher ışık saçan şey
2âhın kıvılcımı mıdır, yoksa gezegen midir?
Göğün en yüksek yerinde akşam ve seher ışık saçan şeyin âh kıvılcımı mı, gezegen mi olduğu sorulur. Âhın dumanı kıvılcıma dönüşüp gök cismiyle karıştırılacak kadar yükselir; soru iki ışık kaynağını aynı ölçüye getirir ve cevap vermez.
- 4
Oldum ol rütbe safâ-yâb-ı bahâr-ı aşkın
Dilde zahmın bilemem lâle midir yâre midir
1Aşkının baharından o kadar safa buldum ki
2gönüldeki izin lale mi yara mı olduğunu ayırt edemiyorum.
Lale ile yara divan şiirinde birbirinin yerine geçer: ikisi de kırmızı, ikisinin de ortası koyudur. Bahar sözü karışıklığı tamamlar, çünkü açan da yarılan da aynı şeydir. “Yâre” kelimesi hem yara hem sevgiliye anlamına geldiği için cinas dizeyi ikiye böler.
- 5
Dâg-ı hûnîn mi olan şu'le-nisâr ey Ekrem
Âteşîn nev-çemen-i aşka yâ midir
1Ey Ekrem, ışık saçan şey kanlı bir yara izi midir,
2yoksa aşkın ateşten yeni çimenine akan bir fıskiye midir?
Mahlas beyti gazelin soru dizisini kapatmak yerine büyütüyor: yara bu kez bir bahçe fıskiyesine benzetilir, fışkıran şey su değil ışıktır. Ateşten çimen imgesi cehennemle bahçeyi tek tamlamada birleştirir; “midir” redifi sonuna kadar cevapsız kalır.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142861 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Sayfanın kitap içindeki adı “Nağme-i Seher/Kafiye-i Râ/On Altıncı Gazel”dir; künye matlaın ilk dizesiyle kuruldu, baştaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı alınmadı, mahlas dizesindeki yıldız atıldı. Kaynakta “bî-çâremidir” bitişik, “Şâm” ise dize ortasında büyük harfle dizilmiş; ikisi de değiştirilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Âh burada bir ses değil, dumandan eli olan bir cisimdir; şair o ele bakıp ne taşıdığını sorar. Cevap verilmez, ama soru ciğer paresini gösterdiği için âhın bedelini de söylemiş olur. İkinci dize âhı seher vakti yola düşen bir yolcu yapar.