DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Ey güzel, gözün gibi büyüsü çok başka bir afet var mı?
Şiir · 17. yüzyıl

Ey güzel, gözün gibi büyüsü çok başka bir afet var mı?

Şair sevgilinin gözünü büyülü afet, boyunu Sidre ağacının son noktası sayar. Cefa, naz ve ayrılık arasında rahat bulamayan âşık, aşk sarhoşluğunu meyhaneye ve Elest meclisine bağlar. Zahidin sevgiyi yasaklamasına karşı kutsal bir kanıt ister; kapanışta kendisini sevgilinin kulu olarak açıkça tanıtır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Dilberâ gibi bir sihri çok âfet mi var

    kaddin gibi bir müntehâ kâmet mi var

    1Ey güzel, gözün gibi büyüsü çok başka bir afet var mı?

    2Sidre ağacına ulaşan boyun gibi yüce bir boy var mı?

    Göz büyülü afet, boy ise Sidre’nin son sınırı olarak tanıtılır. İki aşırı benzetme sevgilinin güzelliğini hem tehlikeli hem ulaşılmaz yaparak âşığın karşısındaki üstünlüğü kurar.

  2. 2

    Gâh çevrin gâh nâzın geh gamın çekmekteyim

    Derdine bir kez düşen bîçâreye râhat mı var

    1Bazen eziyetini, bazen nazını, bazen kederini çekiyorum.

    2Senin derdine bir kez düşen çaresiz için rahat var mı?

    Cefa, naz ve gam sırayla taşınırken derdi bir kez tadan kişiye rahat kalmaz. Aşk geçici bir duygu değil, farklı biçimlerde sürekli yük üreten geri dönülmez bir düşüştür.

  3. 3

    Bendene meylin çün olmaz zerre-i mikdârdan

    Bâri öldür cevrile kurtar beni efkârdan

    1Kuluna zerre kadar bile ilgi göstermiyorsun.

    2Hiç değilse eziyetle öldür de beni düşünceden kurtar.

    Sevgilinin zerre kadar meyletmemesi, âşığı ölüm talebine götürür. Eziyetle öldürülmek bile bitmeyen düşünceden kurtuluş sayıldığı için umutsuzluk en keskin sınırına ulaşır.

  4. 4

    Açamam çeşmim cemâlin görmeğe ağyârdan

    Dôstlar gelmez başa kuvvetli bir sâat mi var

    1Rakipler yüzünden güzel yüzünü görmek için gözümü açamıyorum.

    2Dostlar, böylesi bir güçlükle başa çıkılacak uygun saat var mı?

    Rakipler güzel yüzü görmeyi engeller ve gözün açılması bile toplumsal baskıya bağlı hâle gelir. Dostlara yöneltilen soru, bu güç dengesini aşacak uygun zaman bulunmadığını sezdirir.

  5. 5

    Niçe demler firkatinle olmuşum

    Ol sebebten çarh çeşmim içre dâim

    1Nice zamandır ayrılığınla sıkıntıya uğradım.

    2Bu yüzden gök gözümde sürekli meyhaneye dönüştü.

    Uzayan ayrılıkta gök, ağlayan gözün içinde meyhaneye dönüşür. Şarap dışarıdan içilmez; dünyayı sürekli değişen suretlerle gösteren sarhoşluk âşığın kendi bakışında doğar.

  6. 6

    Âdeme bin dürlü sûret gösterir yek lâhzede

    Âşıkın keyfine mey gibi ya bir hâlet mi var

    1İnsana bir anda bin türlü görünüş gösterir.

    2Âşığın keyfine şarap gibi etki eden başka bir hâl var mı?

    İnsana bin görünüş sunan hâl, şarabın verdiği değişime benzetilir. Şair acı ile keyfi ayırmaz; aşkın sarhoşluğu, sıkıntıyı da kendine özgü bir zevk tecrübesine çevirir.

  7. 7

    Niçe bir fâriğ olam serv-i sanevber sevmeden

    Bülbülün kasdı ’tir vech-i gülter sevmeden

    1Servi ve çam gibi boyu sevmekten nasıl vazgeçebilirim?

    2Bülbülün amacı, ezel sözünden beri gül yüzü sevmektir.

    Servi boyu sevmekten vazgeçemeyen konuşan, bülbülün gülü Elest’ten beri sevdiğini söyler. Böylece kişisel tercih yaratılıştan önce verilmiş ezelî bir söz gibi savunulur.

  8. 8

    Men’edersin zâhidâ uşşâkı dilber sevmeden

    Bize bildir görelim hakkında bir âyet mi var

    1Ey zahit, âşıkları güzel sevmekten menediyorsun.

    2Bize göster: Bunun hakkında bir ayet var mı?

    Zahidin yasağı karşısında ayet istenmesi, aşkı din dışı sayan hükme meydan okumadır. Şair güzel sevmeyi suçlayan kişiden yorum değil açık ve kutsal bir delil talep eder.

  9. 9

    Dilber Allah’ı seversen bendeni etme

    Sen güzeller pâdişâhısın güzel ben sana kul

    1Ey güzel, Tanrı’yı seversen kulunu üzme.

    2Sen güzellerin padişahısın, ben de sana kulum.

    Tanrı sevgisi adına merhamet isteyen kul, karşısındakini güzeller padişahı ilan eder. Dini yemin ve saray hiyerarşisi, âşığın hem yakarışını hem boyun eğişini güçlendirir.

  10. 10

    İşidüp âh ü figanım der imişsin kimdir ol

    Benden Âşık Ömer’i sormaklığa hâcet mi var

    1Ahımı ve feryadımı duyup ‘Bu kim?’ dermişsin.

    2Âşık Ömer’i benden sormana gerek var mı?

    Sevgilinin ‘kimdir’ sorusu, bütün şiir boyunca yükselen ahı tanımamazlıktan gelmektir. Ömer son soruyla kimliğinin acısından zaten belli olduğunu, ayrıca açıklamaya gerek kalmadığını söyler.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 20. dize “Benden Âşık Ömer’i sormaklığa hâcet mi var”.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 526 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirEy güzel, âşık yay kaşlarının eziyetini çeker
Dilberâ çevrin çeker âşık kemân ebrûların
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

çeşmin

Gözün.

Sidre-i

İslamî gelenekte göğün son sınırındaki ağaca ilişkin.

mihnetzeda

Sıkıntıya uğramış.

meykede

Meyhane.

Elest

Ruhların ezelî sözleşmesiyle ilgilidir.

melûl

Üzgün.