Önce Göz ve Kaş Ettin
Sevgilinin önce işveyle yakınlaşıp âşığı kardeş saymasını, sonra sırrını yayarak rakibi sırdaş edinmesini anlatan şiir; kavuşma yoksunluğunu, gamzenin yarasını ve giderek büyüyen vefasızlığı sorgular.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Dilberâ evvel bana sen gözle hem kaş eyledin
İşve vü nâz ile geldin ciğerim taş eyledin
1Ey sevgili, önce bana göz ve kaş işareti yaptın.
2İşve ve nazla gelip ciğerimi taş ettin.
- 2
Kendi lûtfunla beni kendine kardaş eyledin
Sonra döndün sırrımı âlemlere fâş eyledin
1Kendi lütfunla beni kendine kardeş yaptın.
2Sonra dönüp sırrımı bütün dünyaya açtın.
Sevgili kendi lütfuyla âşığı kardeş diye yakına almış, sonra onun sırrını dünyaya yaymıştır. Özel güvenin kamusal ifşaya dönüşmesi, vefasızlığın yalnız uzaklaşma değil mahremiyeti bozma olduğunu anlatır.
- 3
Semt-i senin irfânına lâyık mıdır
Ettiğin cevr ü cefâ ihsânına lâyık mıdır
1Kendini uzak tutma yolu senin irfanına yakışır mı?
2Ettiğin eziyet ve cefa ihsanına yakışır mı?
Kendini uzak tutma tavrı sevgilinin irfanıyla bağdaştırılmaz. Şair cezayı onun ihsan ve anlayış iddiasıyla ölçerek davranışın kişiliğine yakışmadığını söyler; sitem ahlaki tutarlılık talebidir.
- 4
Ömrümün varı bu işler şânına lâyık mıdır
Bana nisbet ol adû bedkârı eyledin
1Ömrümün bütün varını alan bu işler şanına yakışır mı?
2Bana karşı o kötü işli düşmanı sırdaş yaptın.
Ömür boyunca elde olan her şeyi tüketen işler sevgilinin şanına uygun bulunmaz. Daha ağır olan, kötü işli rakibin sırdaş yapılmasıdır; güven konumu âşıktan alınıp düşmana verilmiştir.
- 5
Çün nasîb olmadı vuslat sen ile
Kâkülün gibi perîşân etme aklım nâz ile
1Sen seçkin şahla kavuşmak nasip olmadığından,
2Nazınla aklımı kâkülün gibi dağıtma.
Kavuşma nasip olmayınca akıl zaten dağılmaya açıktır. Şair sevgiliden nazıyla onu kâkül gibi daha da perişan etmemesini ister; dış güzelliğin biçimi iç zihinsel düzensizliğe benzetilir.
- 6
Bağrımı deldin serâpâ ile
Hâlime rahm et iki dîdem yeter yaş eyledin
1İftira eden bakışınla bağrımı baştan başa deldin.
2Hâlime acı; iki gözümü yeterince yaşla doldurdun.
İftira taşıyan gamze bağrı baştan başa deler, iki göz de yaşla dolar. Sevgiliden istenen merhamet, yaranın yeterince büyüdüğünü söyleyen ölçü çağrısıdır; acının sürdürülmemesi beklenir.
- 7
Bî kerem oldun neden günden güne ey bîvefâ
Hâtırımdan olur mu kıldığın cevr ü cefâ
1Ey vefasız, neden günden güne cömertlikten uzaklaştın?
2Ettiğin eziyet ve cefa hatırımdan çıkar mı?
Cömertliğin günden güne azalması sevgilideki değişimi süre içinde gösterir. Geçmiş cefa unutulmayacak kadar derindir; soru, hatıranın sevgili uzaklaştıkça bile silinmediğini belirtir.
- 8
Sen bu Âşık Ömer’e hiç etmedin bir kez vefâ
Eski derdimden bu derdi cümleye baş eyledin
1Sen bu Âşık Ömer’e bir kez bile vefa göstermedin.
2Bu yeni derdi eski derdimin hepsinden üstün yaptın.
Mahlas beyti sevgilinin Ömer’e tek kez vefa göstermediğini kesin hükme bağlar. Yeni dert eski acıların başına geçirilir; bu ilişki, önceki bütün yakınmaları geride bırakan en ağır tecrübe olur.
Metnin kaynağı
Basılı gövdedeki görünür Âşık Ömer mahlası doğrulandı: 15. dize “Sen bu Âşık Ömer’e hiç etmedin bir kez vefâ”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 458 numaralı metnin 16 dizesi ve 8 birimi basılı sırayla korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Dilberâ gerçi cenâbın ayn-i sırrullâhtırÂşık Ömer · Şiir→
Göz ve kaşla verilen ilk işaret, ilişkinin başlangıç davetidir. İşveyle gelen sevgilinin ciğeri taşlaştırması, yakınlaşmanın sevinç yerine duyguyu donatan ve acıya hazırlayan etkisini gösterir.