Esdikçe bâd-ı subh perîşânsın ey gönül
Şairin baştan sona kendi gönlüne seslendiği; onu sabah rüzgârında dağılan, akılla anlaşamayan ve hac kervanının meşalesi kadar görünür bir konuk olarak anlatan sekiz beyitlik gazel.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Esdikçe perîşânsın ey gönül
Benzer esîr-i -i cânânsın ey gönül
1Sabah rüzgârı estikçe dağılıyorsun, ey gönül.
2Anlaşılan sevgilinin alnına düşen saçın esirisin, ey gönül.
- 2
Gül mevsiminde tevbe-i meyden benim gibi
Zannım budur ki sen de peşîmânsın ey gönül
1Gül mevsiminde şaraptan tövbe ettiğine benim gibi
2sen de pişman olmuşsundur diye düşünüyorum, ey gönül.
Tövbenin kendisi değil, zamanlaması pişmanlık üretiyor: gül açarken verilmiş bir söz mevsimin ortasında taşınamaz hâle geliyor. Şair suçunu paylaşmak için gönlünü de aynı hâlde sanıyor.
- 3
Eşkimde böyle şu’le nedendir meğer ki sen
Çün giryede pinhânsın ey gönül
1Gözyaşımdaki bu alev nedendir? Demek ki sen
2yanışını ve harını ağlayışın içine gizlemişsin, ey gönül.
Su ile ateş aynı damlada buluşuyor; gözyaşı akarken yanıyor. Gizlenen şeyin söneceği sanılır, oysa gönül saklandığı yerde parlamayı sürdürüyor ve kendini yaşla ele veriyor.
- 4
Ben sana bâde içme güzel sevme mi dedim
Benden niçün bu gûne girîzânsın ey gönül
1Ben sana şarap içme, güzel sevme mi dedim?
2Neden benden böyle kaçıp duruyorsun, ey gönül?
Şair yasak koymadığını hatırlatarak gönlünün kaçışını anlamsız buluyor. Serzeniş, izin verenle izin isteyenin aynı kişi olmasından doğan tuhaf bir yalnızlık taşıyor.
- 5
Bigânedir mu’âmeleniz akl u hûş ile
Gûyâ derûn-ı sînede mihmânsın ey gönül
1Akıl ve şuurla aranız yabancı.
2Sanki göğsün içinde konuk olarak duruyorsun, ey gönül.
Gönül kendi göğsünde ev sahibi değil misafir. Akılla selamlaşmayan bir konuk, kaldığı yeri her an terk edebileceği için hiçbir kararın tarafı sayılmıyor.
- 6
Ayîne oldu bir nigeh-i hayretinle âb
Bi’llâh ne saht âteş-i sûzânsın ey gönül
1Ayna senin bir şaşkın bakışınla suya döndü.
2Vallahi ne çetin bir yakıcı ateşsin, ey gönül.
Cilalı maden tek bakışta eriyip su oluyor. Gönlün ısısı burada bir duygu abartısı değil, sert cismi çözecek kadar somut bir güç olarak ölçülüyor.
- 7
Hac yollarında gibi
Erbâb-ı ‘aşk içinde nümâyânsın ey gönül
1Hac yollarındaki kervan meşalesi gibi
2aşk ehlinin arasında göze çarpıyorsun, ey gönül.
Kervan meşalesi hem yol gösterir hem yerini ele verir. Gönlün aşk ehli içinde seçilir olması, ona itibar kazandırırken saklanma imkânını da elinden alıyor.
- 8
-i mahabbeti sundun Nedîme çün
Lutf eyle câmı bâri biraz kansın ey gönül
1Sevgi kadehini Nedîm’e sundun madem,
2lütfet de bari kadeh biraz kansın, ey gönül.
Kadehi uzatan da doldurması istenen de gönül. Şair sevgiliden değil kendi içinden merhamet dileniyor; verilen az, isteyen ise kendi elinden başka kapı bilmiyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak’taki 145218 numaralı kalıcı sürüm esas alındı; sayfadaki vezin kaydı (mef’ûlü fâ’ilâtü mefâ’îlü fâ’ilün) korundu.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Rüzgâr saçı dağıtır, gönül de onunla birlikte dağılır. Şair perişanlığın sebebini içeride değil dışarıdaki tek bir tutamda buluyor; esaret, kımıldayan bir ipe bağlı.