DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Bin Yıl Yaşasa da Ölüm İnsana Ulaşır
Tarihî kaynakta nazım şekli ayrıca sınıflandırılmadı · 17. yüzyıl

Bin Yıl Yaşasa da Ölüm İnsana Ulaşır

Âşık Ömer, uzun ömür ve servetin ölümü durduramayacağını mezar taşı, kefen ve emanet ruh imgeleriyle hatırlatır. Dünya hevesinden sıyrılıp Tanrı aşkına yönelmeyi, rızkı paylaşmayı ve geçicilik bilinciyle yaşamayı öğütler.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ey gönül devletle âdem girse de bin yaşına

    katar bir gün ecel dünyâda âhır aşma

    1Ey gönül, insan devlet içinde bin yaşına girse bile,

    2ecel bir gün bu dünyada son aşını zehirler.

    Bin yıllık ömür ve devlet ihtimali bile ecelin tek öğünlük müdahalesi karşısında korunaksızdır. Son aşın zehirlenmesi, ölümün hayatın en sıradan ihtiyacına kadar girip bütün uzunluk ve kudret hesabını bir anda bozduğunu gösterir.

  2. 2

    Eyleme ey dil heves sammûruna hem kaşına

    Nakşına aldanma ancak âşık ol nakkaşına

    1Ey gönül, samur kürke ve gösterişli kaşa heves etme.

    2Süsüne aldanma; yalnız onu yaratan nakkaşa âşık ol.

    Samur kürk ve süslü kaş dünya gösterişinin iki yüzüdür; şair bunların çizgisine değil, onları var eden nakkaşa yönelmeyi ister. Görünür güzellik reddedilmez, fakat aşkın son durağı olmaktan çıkarılıp yaratıcıya açılan işaret sayılır.

  3. 3

    İbret ile kıl nazar halkın mezârı taşma

    Her kesin bir gün gelir elbette ol da başına

    1İbretle bak insanların mezar taşına.

    2Bir gün aynı şey mutlaka senin de başına gelir.

    Mezar taşı soyut ölüm düşüncesini herkesin görebileceği somut bir yüzeye dönüştürür. Tekrar edilen ‘senin de başına’ uyarısı, okuru başkalarının ölümünü seyreden güvenli konumdan çıkarıp aynı sonun doğrudan muhatabı yapar.

  4. 4

    Yıkılup tâ ki firâşe sûzinâk olsan gerek

    Zindeyim deyu ferahlanma helak olsan gerek

    1Sonunda yatağa düşüp acıyla yanacaksın.

    2‘Hayattayım’ diye sevinme; öleceksin.

    Yatağa düşme, yanma ve helak olma sıralaması bedenin giderek güçten çekilişini verir. ‘Hayattayım’ sevinci bu nedenle aldatıcıdır; şiir canlılığı kalıcı bir mülk değil, sona doğru ilerleyen geçici bir hâl olarak okur.

  5. 5

    Hâkten halkolduğun fikreyle hâk olsan gerek

    Nice yıllar karayerde çâk çâk olsan gerek

    1Topraktan yaratıldığını düşün; yine toprak olacaksın.

    2Nice yıllar kara yerde parça parça kalacaksın.

    Topraktan yaratılma ile toprağa dönüş aynı çemberin iki ucudur. Kara yerde parçalanma görüntüsü serttir; bedenin güzelliğine ve bütünlüğüne duyulan güveni dağıtarak ölüm öğüdünü yalnız düşünsel değil fiziksel bir gerçek hâline getirir.

  6. 6

    İbret ile kıl nazar halkın mezân taşma

    Her kesin bir gün gelür elbette ol da başına

    1İbretle bak insanların mezar taşına.

    2Bir gün aynı şey mutlaka senin de başına gelir.

    Nakaratın yeniden gelişi her anlatılan ölüm ayrıntısını ortak hükme bağlar. Mezar taşına ibretle bakmak, korkuyla donup kalmak değil; başkasının sonundan kendi hayatının ölçüsünü çıkarmak ve hazırlığı ertelememektir.

  7. 7

    Niçe erden arta kalmıştır bu

    Yanılur buna mahabbet ile dil verip seven

    1Bu yaşlı çark nice yiğitten sonra ayakta kaldı.

    2Ona sevgiyle gönül veren yanılır.

    Yaşlı çark nice yiğidin ölümünden sonra dönmeye devam eder; dünya, kendisine bağlanan herkesten daha uzun ömürlü görünür. Ona sevgiyle teslim olanın yanılması, geçici düzeni kalıcı bir dost sanmasından doğar.

  8. 8

    Mâl ile zabteylesen Karun gibi dünyâyı sen

    Âkıbet giysen gerek yensiz yakasız

    1Karun gibi dünyayı malınla ele geçirsen bile,

    2sonunda kolsuz ve yakasız gömleği giyeceksin.

    Karun ölçüsündeki servet bile kefenin kolsuz ve yakasız sadeliğini değiştiremez. Birimde malın dünyayı kuşatabilecek genişliği ile ölünün giydiği adsız gömleğin yoksunluğu karşılaştırılarak servetin ölüm önündeki etkisizliği görünür kılınır.

  9. 9

    İbret ile kıl nazar halkın mezârı taşma

    Her kesin bir gün gelür elbette ol da başına

    1İbretle bak insanların mezar taşına.

    2Bir gün aynı şey mutlaka senin de başına gelir.

    Mezar taşı nakaratı Karun örneğini kişisel bir tehdide çevirir: zenginlik hikâyesi uzakta kalmaz, dinleyenin başına gelecek sonu aydınlatır. Şair aynı iki dizeyi kullanarak her yeni delilin hükmünü pekiştirir.

  10. 10

    Görünür âhır adem iklimine bir gün sefer

    Altına meşin ağaçtan bir musanna’ at çeker

    1Sonunda yokluk ülkesine bir gün yolculuk görünür.

    2Altına ağaçtan yapılmış süslü bir at çekilecek.

    Yokluk ülkesine yolculuk cenazeyi bir sefer gibi gösterir; ağaçtan yapılmış süslü at ise tabutu ağır bir ironiyle adlandırır. Kaynaktaki “meşin” kapalı bırakılır, belirli bir ağaç türü eklenmez.

  11. 11

    Gafil olma kayd.ı dünyâyı derûnundan çıkar

    Bir gün ahbâbm senin de kaddine eyler nazar

    1Gafil olma; dünya bağını gönlünden çıkar.

    2Bir gün dostların senin boyuna da bakar.

    Dünya bağının gönülden çıkarılması hazırlığın iç yönüdür; dostların bedene bakışı ise cenazenin dış sahnesini kurar. Sevilen çevre son kez yanında bulunsa da yolculuğu durduramaz, yalnız gidecek bedene tanıklık eder.

  12. 12

    İbret ile kıl nazar halkın mezârı taşma

    Her kesin bir gün gelür elbette ol da başına

    1İbretle bak insanların mezar taşına.

    2Bir gün aynı şey mutlaka senin de başına gelir.

    Tekrarlanan uyarı tabut görüntüsünü mezar taşında tamamlar. Okura gösterilen taş, başka birinin işareti olmaktan çıkar; şiirin ısrarlı ikinci tekil hitabıyla gelecekte kendi adını taşıyacak yüzey gibi düşünülür.

  13. 13

    Ârif ol aşk-ı Hudâ râh-ı selâmettir sana

    Nefsinin esrârını bilmek saâdettir sana

    1Arif ol; Tanrı aşkı senin için kurtuluş yoludur.

    2Nefsinin sırlarını bilmek senin için mutluluktur.

    Tanrı aşkı kurtuluş yolu, nefsin sırlarını bilmek de mutluluk diye tanımlanır. Ölüm korkusuna verilen cevap yalnız dünyadan kaçış değildir; insanın yönünü değiştirmesi ve içindeki benlik düzenini tanımasıdır.

  14. 14

    Dâimâ vâki’ olan mevti işârettir sana

    Sâhibi bir gün alır rûhun emânettir sana

    1Sürekli gerçekleşen ölüm sana bir işarettir.

    2Ruhun emanettir; sahibi onu bir gün geri alır.

    Her ölüm bir işaret, ruh ise sahibine geri verilecek emanettir. Bu mülkiyet dili insanın kendi hayatı üzerindeki mutlak sahiplik iddiasını sınırlar; ölüm, zorla alınan yabancı bir şey değil emanetin vadesinde teslimidir.

  15. 15

    İbret iie kıl nazar halkın mezârı taşına

    Her kesin bir gün gelür elbette ol da başına

    1İbretle bak insanların mezar taşına.

    2Bir gün aynı şey mutlaka senin de başına gelir.

    Nakarat, ruhun emanet oluşunu gündelik mezarlık tecrübesine bağlar. Başkalarının taşı yalnız kaybı değil, emanetlerin birer birer geri alındığını gösterir ve dinleyene kendi sorumluluğunu vakit varken hatırlatır.

  16. 16

    Yel gibi dünyâ içün gafil olanlar yelmesün

    Tîğ-i hirmenle vücûd-i nâzenîni delmesün

    1Gafiller dünya için rüzgâr gibi koşuşturmasın.

    2Harman kılıcı nazik bedenini delmesin.

    Dünya için rüzgâr gibi koşmak sonuçsuz telaşı anlatır; harman kılıcı ise bedenin biçilmesini çağrıştırır. Hızla kazanç arayan insan, asıl kendisini kesecek sona doğru ilerlediğini fark etmez.

  17. 17

    Ey Ömer bu sözlerim sakın sana güç gelmesün

    Kendüzüne bu yeri dünyâyı bâkî bilmesün

    1Ey Ömer, bu sözlerim sakın sana ağır gelmesin.

    2İnsan bu dünyayı kendisi için kalıcı sanmasın.

    Ömer öğüdün sertliğini kabul ederek sözlerinin ağır gelmemesini ister. Kalıcılık yanılgısı yalnız başkalarına yöneltilmez; mahlasını söyleyip kendisini de uyarının içine alması, vaazı kişisel bir hesaplaşmaya dönüştürür.

  18. 18

    İbret ile kıl nazar halkın mezârı taşma

    Her kesin bir gün gelür elbette ol da başına

    1İbretle bak insanların mezar taşına.

    2Bir gün aynı şey mutlaka senin de başına gelir.

    Son nakarat şiiri başladığı mezar taşı önüne geri getirir. Bunca örnekten sonra hüküm değişmez: insanın görevi ölümü uzak bir olay saymak değil, taşın sessiz bilgisini hayatının yönünü düzelten bir ibret olarak okumaktır.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Âşık Ömer isnadı kaynak başlığı, basılı numara ve görünür mahlasla bağlandı: Visible Ömer/Âşık Ömer in frozen historical body; comprehensive audit confirms attribution.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 Âşık Ömer baskısı; basılı No. 619; 18 birim/36 dize. Özgün yüzey korunmuş, kapalı basılı biçimlerde tahmin yapılmamıştır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirEy gönül geçti zamânın kılca kaldı tende rûhÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

sem

Zehir.

nakkaş

Şekil veren, yaratıcı sanatkâr.

çarh-ı pîrezen

Yaşlı kadına benzetilen dünya ve felek.

pîrehen

Gömlek; burada kefen.

râh-ı selâmet

Kurtuluş yolu.

tîğ-i hirmen

Harman kılıcı; ölümü anlatan mecaz.