Ey güneş tal’at perî peyker misâl insâfa gel
Güneş yüzlü peri sevgili insafa çağrılır; konuşan karanlıkta kalmış ve hasretle gece gündüz ağlamıştır. Sevgilinin güzelliğini Allah’ın olgunlaştırdığı, cefanın ona nereden geçtiği sorulur. Billur boyundaki benler ve mertçe hareket övülür. Konuşan niyetinin dostlardan sorulmasını, düşmanlara inanılmamasını ister. Kaş ölüm fermanı, dudak yaralı gönle derman, kirpik ayrılık kılıcıdır; rakibe kavuşma verilmiştir. Ömer sevgiliye hidayet diler, çünkü bu sevdadan vazgeçmek imkânsızdır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ey misâl insâfa gel
Kalmışım zulmette ben bilmem ne hâl insâfa gel
1Ey güneş yüzlü, peri bedenli güzel; insafa gel;
2Karanlıkta kaldım, hâlimi bilmiyorum; insafa gel.
- 2
Gör güzellikte kemâl etmiş seni
Bu cefâlar sana kimden intikal insâfa gel
1Yaratıcı Allah’ın seni güzellikte olgunlaştırdığını gör;
2Bu cefalar sana kimden geçti? İnsafa gel.
Güzellikte kemal sevgilinin kendi başarısı değil Bârî Hudâ’nın yaratıcı işi olarak gösterilir. Bu ilahî kaynağa rağmen cefanın ona kimden “intikal” ettiği sorusu, eziyeti yaradılışın zorunlu parçası saymaz.
- 3
Hasretinden gice gündüz ağlarım ey mâhitâb
İki dîdem yaş ile gerdûna döndü âsiyâb
1Hasretinden gece gündüz ağlarım ey ay ışığı;
2İki gözüm yaşla gök değirmenine döndü.
Mâhitap hitabı sevgiliyi ay ışığına çevirirken hasret gece gündüz kesintisiz ağlatır. İki gözün yaşla gerdun değirmeni olması, dönen gök ile durmadan akan gözleri büyük bir su düzeneğinde birleştirir.
- 4
Cünbüşün merdâne gördüm ey şeh-i âlî cenâb
Hoş dizilmiş hâl insâfa gel
1Ey yüce ve soylu şah, hareketini mertçe gördüm;
2Billur boyna benler hoş dizilmiş; insafa gel.
Cünbüşün merdane oluşu sevgilinin hareketinde cesaret ve canlılık görür; âlîcenaplık soylu huy ekler. Billur gerdene dizilmiş benler, saydam beyaz yüzey üzerindeki koyu işaretlerle beden ayrıntısını tamamlar.
- 5
Sana kim kasdeylemem anlaya gör ef’âlimi
Bir tesellî kıl bugün gör derdimendin hâlimi
1Sana kastetmediğimi, davranışlarımı anlayarak gör;
2Bugün teselli et, dertlinin hâlini gör.
Konuşan sevgiliye kastetmediğini söyler ve hükmün ef’aline bakılarak verilmesini ister. Beklediği büyük ödül değil bir günlük tesellidir; derdimendin hâlini görmek, insafın ilk somut eylemi olarak sunulur.
- 6
Sorma anlar ne bilür ahvâlimi
Var beni eyle sual insâfa gel
1Düşmanlara sorma, onlar hâlimi ne bilir?
2Dostlara git, beni sor; insafa gel.
A’dâ konuşanın ahvalini bilmeyen ve güvenilmemesi gereken çevredir; sevgilinin bilgisi yanlış tanıklıkla bozulabilir. Ahbaplara sormak ise niyeti dost bilgisine teslim eder, insaf doğru şahidi seçme meselesi olur.
- 7
Kaşların tuğrâya benzer gösterir
Leblerin cânâ dil-i mecrûha derman gösterir
1Kaşların tuğraya benzer, ölüm fermanı gösterir;
2Ey sevgili, dudakların yaralı gönle derman gösterir.
Kaş tuğra gibi hükümdarlık işaretidir ve üzerinde katil fermanı taşır; sevgilinin yüzü hüküm belgesine dönüşür. Buna karşı dudak yaralı gönle derman gösterir, aynı yüzde ölüm buyruğu ile iyileşme ihtimali durur.
- 8
Kirpiğin müjgânları bir gösterir
Bed rakîbe eyledin her dem visâl insâfa gel
1Kirpiklerin ayrılık kılıcı gösterir;
2Kötü rakibe her zaman kavuşma verdin; insafa gel.
Müjganlar tîğ-ı hicran, yani ayrılık kılıcıdır; göz çevresi kaş fermanındaki tehdidi uygular. Konuşana silah düşerken bed rakibe sürekli vuslat verilmesi, insafsızlığı eşitsiz paylaştırma üzerinden açıklar.
- 9
Cevr ü fende düşmeye Mevlâ hidâyet eyleye
Tâ ki çektiğim ne sevdâdır firâset eyleye
1Mevlâ onu eziyet hünerine düşmekten sakınıp doğru yola iletsin;
2Çektiğim sevdanın ne olduğunu anlayabilsin.
Dua sevgilinin “cevr ü fen”e düşmemesi için Mevlâ’dan hidayet ister; konuşan yalnız cezalandırma talep etmez. Firâset kazanırsa çekilen sevdanın niteliğini anlayacak, böylece insaf bilgisizlikten anlayışa geçecektir.
- 10
Âşık Ömer ol cenâne Hak hidâyet eyleye
Yoksa vazgelmek bu sevdâdan muhâl insâfa gel
1Âşık Ömer o sevgiliye Hak’tan hidayet diler;
2Yoksa bu sevdadan vazgeçmek imkânsızdır; insafa gel.
Mahlaslı kapanış hidayet duasını doğrudan canana yöneltir ve değişim umudunu korur. Alternatif, konuşanın sevdadan vazgeçmesi değildir; bunun muhâl sayılması insaf çağrısını zorunlu ve tekrarlı kılar.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.364 gövdesinde “Âşık Ömer ol cenâne Hak hidâyet eyleye” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n364-15F50D755CAD. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.364, PDF 290–291; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Güneş talat sevgilinin yüzünü ışık kaynağı, peri-peyker bedeni insanüstü güzellik yapar. Buna karşı konuşan zulmette kalır ve kendi hâlini bilemez; insaf isteği ışığı karanlıkta bırakılan âşığa yöneltir.