DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Ey güneş tal’at perî peyker misâl insâfa gel
Şiir · 17. yüzyıl

Ey güneş tal’at perî peyker misâl insâfa gel

Güneş yüzlü peri sevgili insafa çağrılır; konuşan karanlıkta kalmış ve hasretle gece gündüz ağlamıştır. Sevgilinin güzelliğini Allah’ın olgunlaştırdığı, cefanın ona nereden geçtiği sorulur. Billur boyundaki benler ve mertçe hareket övülür. Konuşan niyetinin dostlardan sorulmasını, düşmanlara inanılmamasını ister. Kaş ölüm fermanı, dudak yaralı gönle derman, kirpik ayrılık kılıcıdır; rakibe kavuşma verilmiştir. Ömer sevgiliye hidayet diler, çünkü bu sevdadan vazgeçmek imkânsızdır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ey misâl insâfa gel

    Kalmışım zulmette ben bilmem ne hâl insâfa gel

    1Ey güneş yüzlü, peri bedenli güzel; insafa gel;

    2Karanlıkta kaldım, hâlimi bilmiyorum; insafa gel.

    Güneş talat sevgilinin yüzünü ışık kaynağı, peri-peyker bedeni insanüstü güzellik yapar. Buna karşı konuşan zulmette kalır ve kendi hâlini bilemez; insaf isteği ışığı karanlıkta bırakılan âşığa yöneltir.

  2. 2

    Gör güzellikte kemâl etmiş seni

    Bu cefâlar sana kimden intikal insâfa gel

    1Yaratıcı Allah’ın seni güzellikte olgunlaştırdığını gör;

    2Bu cefalar sana kimden geçti? İnsafa gel.

    Güzellikte kemal sevgilinin kendi başarısı değil Bârî Hudâ’nın yaratıcı işi olarak gösterilir. Bu ilahî kaynağa rağmen cefanın ona kimden “intikal” ettiği sorusu, eziyeti yaradılışın zorunlu parçası saymaz.

  3. 3

    Hasretinden gice gündüz ağlarım ey mâhitâb

    İki dîdem yaş ile gerdûna döndü âsiyâb

    1Hasretinden gece gündüz ağlarım ey ay ışığı;

    2İki gözüm yaşla gök değirmenine döndü.

    Mâhitap hitabı sevgiliyi ay ışığına çevirirken hasret gece gündüz kesintisiz ağlatır. İki gözün yaşla gerdun değirmeni olması, dönen gök ile durmadan akan gözleri büyük bir su düzeneğinde birleştirir.

  4. 4

    Cünbüşün merdâne gördüm ey şeh-i âlî cenâb

    Hoş dizilmiş hâl insâfa gel

    1Ey yüce ve soylu şah, hareketini mertçe gördüm;

    2Billur boyna benler hoş dizilmiş; insafa gel.

    Cünbüşün merdane oluşu sevgilinin hareketinde cesaret ve canlılık görür; âlîcenaplık soylu huy ekler. Billur gerdene dizilmiş benler, saydam beyaz yüzey üzerindeki koyu işaretlerle beden ayrıntısını tamamlar.

  5. 5

    Sana kim kasdeylemem anlaya gör ef’âlimi

    Bir tesellî kıl bugün gör derdimendin hâlimi

    1Sana kastetmediğimi, davranışlarımı anlayarak gör;

    2Bugün teselli et, dertlinin hâlini gör.

    Konuşan sevgiliye kastetmediğini söyler ve hükmün ef’aline bakılarak verilmesini ister. Beklediği büyük ödül değil bir günlük tesellidir; derdimendin hâlini görmek, insafın ilk somut eylemi olarak sunulur.

  6. 6

    Sorma anlar ne bilür ahvâlimi

    Var beni eyle sual insâfa gel

    1Düşmanlara sorma, onlar hâlimi ne bilir?

    2Dostlara git, beni sor; insafa gel.

    A’dâ konuşanın ahvalini bilmeyen ve güvenilmemesi gereken çevredir; sevgilinin bilgisi yanlış tanıklıkla bozulabilir. Ahbaplara sormak ise niyeti dost bilgisine teslim eder, insaf doğru şahidi seçme meselesi olur.

  7. 7

    Kaşların tuğrâya benzer gösterir

    Leblerin cânâ dil-i mecrûha derman gösterir

    1Kaşların tuğraya benzer, ölüm fermanı gösterir;

    2Ey sevgili, dudakların yaralı gönle derman gösterir.

    Kaş tuğra gibi hükümdarlık işaretidir ve üzerinde katil fermanı taşır; sevgilinin yüzü hüküm belgesine dönüşür. Buna karşı dudak yaralı gönle derman gösterir, aynı yüzde ölüm buyruğu ile iyileşme ihtimali durur.

  8. 8

    Kirpiğin müjgânları bir gösterir

    Bed rakîbe eyledin her dem visâl insâfa gel

    1Kirpiklerin ayrılık kılıcı gösterir;

    2Kötü rakibe her zaman kavuşma verdin; insafa gel.

    Müjganlar tîğ-ı hicran, yani ayrılık kılıcıdır; göz çevresi kaş fermanındaki tehdidi uygular. Konuşana silah düşerken bed rakibe sürekli vuslat verilmesi, insafsızlığı eşitsiz paylaştırma üzerinden açıklar.

  9. 9

    Cevr ü fende düşmeye Mevlâ hidâyet eyleye

    Tâ ki çektiğim ne sevdâdır firâset eyleye

    1Mevlâ onu eziyet hünerine düşmekten sakınıp doğru yola iletsin;

    2Çektiğim sevdanın ne olduğunu anlayabilsin.

    Dua sevgilinin “cevr ü fen”e düşmemesi için Mevlâ’dan hidayet ister; konuşan yalnız cezalandırma talep etmez. Firâset kazanırsa çekilen sevdanın niteliğini anlayacak, böylece insaf bilgisizlikten anlayışa geçecektir.

  10. 10

    Âşık Ömer ol cenâne Hak hidâyet eyleye

    Yoksa vazgelmek bu sevdâdan muhâl insâfa gel

    1Âşık Ömer o sevgiliye Hak’tan hidayet diler;

    2Yoksa bu sevdadan vazgeçmek imkânsızdır; insafa gel.

    Mahlaslı kapanış hidayet duasını doğrudan canana yöneltir ve değişim umudunu korur. Alternatif, konuşanın sevdadan vazgeçmesi değildir; bunun muhâl sayılması insaf çağrısını zorunlu ve tekrarlı kılar.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.364 gövdesinde “Âşık Ömer ol cenâne Hak hidâyet eyleye” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n364-15F50D755CAD. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.364, PDF 290–291; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirEy güzel hançer çeküp kasdetme insân üstüneÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

güneş tal’at

Güneş yüzlü.

perî peyker

Peri bedenli.

Bârî Hudâ

Yaratıcı Allah.

gerden-i billûra

Billur boyna.

a’dâlara

Düşmanlara.

ahibbâya

Dostlara.

katl-i ferman

Ölüm fermanı.

tîğ-ı hicran

Ayrılık kılıcı.