DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Ey yüzü gül gonca fem sen bir yana ben bir yana
Şiir · 17. yüzyıl

Ey yüzü gül gonca fem sen bir yana ben bir yana

Gül yüzlü sevgiliyle yolların ayrılması, gurbet adımı ve matem ritüelleriyle anlatılır. Kara taşla dövünme, açık göğüs, eğilmiş boy, şaşkın talihin ayırması ve yeniden görüşme ihtimali arasında konuşan son kez yüzü görmenin dayanılmaz olmasından korkar; yüksek sevgiliye el-firak diyerek kader hükmünü kabul eder.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ey yüzü gül sen bir yana ben bir yana

    Ey sen bir yana ben bir yana

    1Ey yüzü gül, ağzı gonca; sen bir yana, ben bir yana;

    2Ey İrem bahçesinin gülü; sen bir yana, ben bir yana.

    Yüz gül, ağız “gonca fem” ve sevgili İrem bahçesinin çiçeğidir; ayrılık anı güzellik portresini silmez. İki kez tekrarlanan “sen bir yana ben bir yana” bu parlak yüzü konuşandan uzak iki ayrı alana yerleştirir ve övgüyü veda acısıyla keser.

  2. 2

    Gayrı ey şûhum seninle elvedâlar idelim

    Gurbete artık kadem sen bir yana ben bir yana

    1Artık ey şuhum, seninle vedalaşalım;

    2Gurbete artık adım atalım; sen bir yana, ben bir yana.

    “Gayrı” artık geri dönüşsüz bir zaman eşiğidir; şuh sevgiliyle elvedalaşma kararı alınır. Gurbete “kadem” koymak soyut ayrılığı bedensel adıma dönüştürür, nakarat da bu ilk adımın iki kişiyi karşıt yönlere götürdüğünü tekrarlar.

  3. 3

    Ağlayıp mâtem kılalım zâr ü efgan iderek

    Döğünüp âh-ı sûzân iderek

    1Ağlayıp matem tutalım, inleyip feryat ederek;

    2Kara taşla dövünüp yakıcı ah ederek.

    Matem yalnız ağlamak değildir: “zâr ü efgan” sesli yakınmayı, kara taşla dövünmek bedensel cezayı getirir. “Âh-ı sûzân”ın yakıcılığı soğuk ve sert taşla karşılaşır; yas ritüeli ses, ateş ve taşın aynı bedende birleştiği bir sahne olur.

  4. 4

    Yakamız yollarda yırtıp iderek

    Gidelim şol kaddi ham sen bir yana ben bir yana

    1Yollarda yakamızı yırtıp göğsü çıplak ederek;

    2Şu beli bükülmüş halde gidelim; sen bir yana, ben bir yana.

    Yakanın yırtılması ve göğsün “üryân” edilmesi acıyı dışarıdan okunur hale getirir. “Kaddi ham” eğilmiş bedenin son görüntüsüdür; yollarda ilerleyen kişi dik yürüyemez, ayrılık onu hem çıplak hem bükülmüş biçimde gurbete taşır.

  5. 5

    Bir birimizden ayırdı bizi

    Dostlarım yâdeyleyip âh eylesin her gâh bizi

    1Yolunu şaşırmış talih bizi birbirimizden ayırdı;

    2Dostlarım bizi anıp her zaman ah etsin.

    Ayıran sevgililerin kendi kararı değil “tâli’-i gümrah”, yani yolunu şaşırmış talihtir. Dostlardan her zaman kendilerini yâd edip ah etmelerini istemek, özel ayrılığı toplumsal hafızaya bırakır; iki kişilik hikâye çevrenin anma görevine dönüşür.

  6. 6

    Yanıla bir gün mülâkat eyleye ol şah bizi

    Dilde dursun bu elem sen bir yana ben bir yana

    1Bir gün şaşıp o şah bizimle buluşa [kip olasılık taşır];

    2Bu acı gönülde dursun; sen bir yana, ben bir yana.

    “Yanıla bir gün” beklenmedik veya şaşırtıcı bir buluşma ihtimali açar; kip gerçekleşmeyi garanti etmez. Şah sevgiliyle mülakat umudu sürse de “dilde dursun bu elem” acının hafızadan silinmeyeceğini söyler, olası kavuşmayı geçmiş ayrılığın tanığıyla sınırlar.

  7. 7

    Ey Ömer kâretti câna

    Havfım oldur rûyini görmek ola

    1Ey Ömer, ayrılık ve özlem cana işledi;

    2Korkum şudur: yüzünü görmek dayanılmaz olsun.

    Ayrılık ile iştiyak birlikte cana “kâr” eder; hem uzaklık hem özlem aynı yarayı derinleştirir. Konuşanın korkusu sevgilinin yüzünü görememek değil, görmenin “mâlâyutâk” yani taşınamaz hale gelmesidir; arzu kendi gerçekleşmesini tehlikeye dönüştürür.

  8. 8

    Elfirâk ey dilber-i elfirâk

    Bu imiş takdîr hem sen bir yana ben bir yana

    1Ayrılık, ey yüce yaradılışlı sevgilim, ayrılık;

    2Takdir buymuş: sen bir yana, ben bir yana.

    “Elfirâk”ın iki kez söylenmesi normal vedadan daha kesin bir ayrılık çığlığıdır; “âlîcenâb” hitabı sevgilinin yüceliğini korur. Son hüküm kişisel seçime değil “takdîr”e bağlanır, nakarat kaderin iki bedeni ayrı yana koyan sonucu olarak kapanır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.290 gövdesinde “Ey Ömer kâretti câna iftirâk u iştiyâk” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n290-787511841BFC. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.290, PDF 240–241; 8 iki dizelik birim/16 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirEyâ şûh-i cefakârım niçun insâfa gelmezsinÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

gonca fem

Gonca ağızlı.

gül-i bâğ-ı İrem

İrem bahçesinin gülü.

seng-i siyehle

Kara taşla.

sîne üryân

Göğsü çıplak.

tâli’-i gümrah

Yolunu şaşırmış talih.

iftirâk u iştiyâk

Ayrılık ve özlem.

mâlâyutâk

Dayanılamaz, taşınamaz.

âlîcenâbım

Yüce yaradılışlı sevgilim.