«Ezel kâtibleri uşşâk bahtın kare yazmışlar»
Ezel kâtiplerinin âşıkların talihini kara yazdığı hükmünden yola çıkan şair, kendi bahtını iki kat karanlık görür. Aşk derdinin devasını sevgilide arar ve âşıklar arasında dildâde diye yazılır; Ferhat ile Mecnun’un geçtiği kapalı dağ/kühsâr dizesinden sonra kaza okları ve göğüsteki yaralar yazgıyı bedene taşır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
« uşşâk bahtın kare yazmışlar»
Benim kare üzre kare yazmışlar
1‘Ezel kâtipleri âşıkların bahtını kara yazmışlar.’
2Benim kara bahtımıysa karanın üstüne kara yazmışlar.
- 2
Benim ilâcı dilbere muhtâc
Seni bir beni bîçâre yazmışlar
1Benim çok büyük derdimin ilacı sevgiliye muhtaçtır.
2Seni usta bir Lokman, beni de çaresiz bir hasta diye yazmışlar.
“Derd-i firâvân” çok ve taşkın bir aşk hastalığıdır; onun ilacı herhangi bir hekime değil doğrudan dilbere muhtaçtır. Sevgilinin “hâzik-i Lokman” yazılması, onu hem usta hekim hem efsanevi bilgenin karşılığı yapar. Âşığa düşen “bîçâre” sıfatıysa teşhis ile tedavinin aynı kişinin elinde bulunduğu eşitsizliği açığa çıkarır.
- 3
Senin halka fâş etti deyu hâlâ
Beni ol âşık-ı dildâdeler yazmışlar
1‘Senin ısrâr-ı aşkın halka fâş etti’ yüzeyinde iyelik ve fail bağı kapalıdır;
2o sevgiliye gönül vermiş âşıklar beni dildâde diye yazmışlar.
“Senin ısrâr-ı aşkın halka fâş etti” dizesi iyelik ekini gösterir, fakat ısrarın kime ait olduğu, “fâş etti”nin faili ve nesnesi güvenle dağıtılamaz. Kesin sonuç ikinci dizededir: “âşık-ı dildâdeler” konuşanı “dildâde” diye yazmıştır. Kamusal aşk kimliği bu görünür adlandırmaya dayanır, ilk dizede uydurulmuş faile değil.
- 4
Benim katımda sorarsan eğer Ferhâd’ı Mecnûn’u
Birisi dağıdır anın birin kühsâre yazmışlar
1Benim gözümde Ferhat ile Mecnun’u sorarsan,
2‘Birisi dağıdır anın birin kühsâre yazmışlar’ yüzeyinde eşleme kapalıdır.
Ferhat ile Mecnun aşk ıstırabının iki tanınmış ölçüsüdür ve konuşan onların kendi “kat”ındaki yerini sorar. Ardından gelen “birisi”, “dağıdır”, “anın”, “birin” ve “kühsâre” parçaları arasındaki eşleme kapalıdır. Ferhat’ın dağ çağrışımı sezilse de iki kişiyi ayrı mekânlara kesin biçimde yerleştirmek doğru olmaz.
- 5
Kazâ oklarına Âşık Ömer göğüs gerüp durma
Güzeller az kaluptur yâre yazmışlar
1Ey Âşık Ömer, kader oklarına durmadan göğüs germe.
2Güzeller az kalmıştır; göğsümün levhasını yaralarla yazmışlar.
“Kazâ okları” önceden hükme bağlanmış belaları bedene yönelen silahlar hâline getirir; Ömer’e bunlara sürekli göğüs germemesi söylenir. Fakat “güzeller az kaluptur” yakınması kaçışın da bulunmadığını sezdirir. “Levh-i sîne” yazı levhasına çevrilen göğüstür ve kaderin yazısı orada harflerle değil yaralarla görünür.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.228 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Kazâ oklarına Âşık Ömer göğüs gerüp durma mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n228-80C061F6CDBE. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.228, PDF 204; 5 iki dizelik birim/10 dize. Editoryal ihtiyat: No.228’de ‘Senin ısrâr-ı aşkın halka fâş etti’ iyelik/fail zinciri ile ‘Birisi dağıdır anın birin kühsâre yazmışlar’ söz dizimi kapalıdır; fail ve Ferhat/Mecnun eşlemesi kesinleştirilmedi. Tarama yeniden dağıtılmadı. No.226 okunamadığı, No.232–235 eksik yaprakta kaldığı için bu partinin kapsamı dışındadır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Firkat-i cânân ile dil ıztırâb olmuş yaturÂşık Ömer · Şiir→
Tırnak içine alınan ilk dize genel bir hükmü, ezelde görev yapan kâtiplerin âşık talihini kara yazdığını aktarır. İkinci dize bu ortak yazgıyı kişiselleştirir: “baht-ı siyâh” yalnız kara değil, “kare üzre kare”dir. Yazma fiilinin tekrarı kaderi sözlü bir yakınma olmaktan çıkarıp önceden kaydedilmiş belge gibi gösterir.