DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Virânî/Fazl-ı Hak'kın Sırrına Her Kim ki Âgâh Olmadı
Gazel · 17. yüzyıl

Fazl-ı Hak'kın Sırrına Her Kim ki Âgâh Olmadı

Beş beytin hepsi “olmadı” redifiyle kapanıyor ve her biri bir olumsuzluk hükmü veriyor: görmeyen, anlamayan, kabul etmeyen kimsenin eline ne geçmediğini sayar. Şiir Hurûfî yüz okumasını bir bilgi şartı, yoksulluğu da bir kazanç sayan bir ölçüt listesine dönüştürüyor.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    ’kın sırrına her kim ki âgâh olmadı

    Kaldı zulmette vücûdu şehrine şâh olmadı

    1Hakk'ın fazlının sırrından haberdar olmayan kimse

    2karanlıkta kaldı; kendi bedeninin şehrine padişah olamadı.

    Beden bir şehir, insan da o şehrin padişahı sayılır; bilgisiz kalan kişi kendi mülkünde bile hükümsüzdür. “Fazl” Hurûfî sözlüğünde yalnız lütuf değil, öğretinin adını da taşıyan yüklü bir kelimedir; redif olan “olmadı” daha ilk beyitte hükmü eksiklik üzerine kuruyor.

  2. 2

    Her kim etti ile candan şehâdet âdeme

    oldu ol şeytân-ı olmadı

    1İnsana candan ve doğrulukla tanıklık eden kimse

    2ikrar ehli oldu, yolunu şaşırmış şeytana benzemedi.

    Ölçüt Âdem'e secde kıssasından alınıyor: İblis'i düşüren şey bilgi değil, insanda Hakk'ı görmeyi reddetmesidir. “İkrar” Bektaşî erkânında yola girerken verilen sözün adıdır; beyit böylece bir kelâm tartışmasını doğrudan tekke terimine bağlar.

  3. 3

    Hatt-ı zâtında Alelarş- istevâ’mn sırrını

    Anlayub eyleyen âlemde olmadı

    1Kendi yüzünün çizgilerinde “arşa istivâ etti” âyetinin sırrını

    2anlayıp kavrayan kimse dünyada yolsuz kalmadı.

    “Hat” hem yüzdeki çizgi hem yazı demek; beyit bu çift anlamla Hurûfî yüz okumasını kurar: arşa oturan kudretin izi insanın yüzünde aranır. Âyet iktibası kaynakta “istevâ’mn” diye bozuk dizilmiş, düzeltilmeden bırakıldı ve okunuşu günümüz Türkçesi sütununda gösterildi.

  4. 4

    Görmeyen kendi cemâlinde beyân-ı

    Doğmadı mağribden ol yüz gösterüb mâh olmadı

    1Hakk'ın fazlının açıklamasını kendi yüzünde görmeyen kimse

    2batıdan doğmadı; yüz gösterip ay olamadı.

    Güneşin batıdan doğması kıyamet alâmetidir; burada aynı imge tersine çevrilip bir uyanışın adı yapılır. İkinci dize aynı kişiyi bir de ay olarak deneyip yine olumsuzlar: kendi yüzünü okumayan ne doğabilir ne ışık verebilir.

  5. 5

    Ey Virânî Fakrü fahr’i her kim ettiyse kabûl

    Eğnine giydi nesneden ikrâh olmadı

    1Ey Virânî, “yokluk benim övüncümdür” sözünü kabul eden kimse

    2sırtına keçe giydi, hiçbir şeyden tiksinmedi.

    Mahlas beyti dört olumsuz hükümden sonra tek olumlu davranışı gösterir: “el-fakru fahrî” sözünü kabul etmek. Keçe hırka abdalın kılığıdır ve “ikrâh olmadı” ile birleşince yoksulluk bir eksiklik değil bir arınma sayılır. Beyit kendi hükmünü yoksullukla övünme sözü ve abdal kılığı üzerinden tamamlar.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144616 numaralı sürüm esas alındı; gövdenin başındaki sıra numarası (“—5—”) derlemeye ait olduğu için alınmadı, geriye on dize kaldı. Üçüncü beytin ilk dizesinde âyet iktibası “Alelarş- istevâ’mn” diye dizilmiş (okunuşu “istevâ’nın”); beşinci beyitte “Fakrü fahr’i” yazımı kesme işaretini kelimenin içine almış. İkisi de kaynaktaki gibi bırakıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirÎd-i Ekberdir Bu Gün Meydâna Geldi Tîğ Taş
Îd-i ekberdir bu gün meydâna geldi tîğ taş
Virânî · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Fazl-ı Hak

Hakk'ın lütfu; Hurûfî sözlüğünde öğretinin adını da taşır

zulmet

karanlık

sıdk

doğruluk, içten olma

Ehl-i ikrâr

yola girerken söz vermiş olanlar

gümrâh

yolunu şaşırmış

fehm

anlayış, kavrayış

bîrâh

yolsuz, yolu olmayan

nemed

keçe; dervişin keçe hırkası