Îd-i Ekberdir Bu Gün Meydâna Geldi Tîğ Taş
Dört tıraş töreni bir bayram gibi anlatılır: kılıç ve taş meydana gelir, cilalanan ayna yüzün kendisidir. Gazel kılığı bir inanç bildirimi sayar, sırrı söylemeyi izne bağlar ve son beyitte şairin bütün sermayesini eski bir şala indirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Îd-i ekberdir bu gün meydâna geldi taş
Katl-i nefsin sâbiti olduk kamumuz
1Bugün en büyük bayramdır; meydana kılıç ve taş geldi.
2Nefsi öldürmenin ispatı olduk, hepimiz dört tıraşlıyız.
- 2
Biz şeb ü rûz eyledik urup mir’âtımız
Kendi başın kendi rişin kendi şârib kendi kaş
1Gece gündüz aynamızı cilalayıp parlattık:
2kendi başını, kendi sakalını, kendi bıyığını, kendi kaşını.
Ayna cilalamak tasavvufta kalbi arıtmanın klasik mecazıdır; burada cilalanan yüzey yüzün kendisi olur. İkinci dize dört uzvu “kendi” tekrarıyla sayar ve bir tören ritmi kurar — dört tıraşın listesi böylece hem erkânın maddesi hem dizenin ölçüsü hâline gelir.
- 3
Hâricîler bağrı yansın gördüğünce zâtımız
Bin teberrâya muvâfık oldu bil gel bu maâş
1Hâricîler bizi gördükçe içleri yansın;
2bil ki bu yaşayış bin teberrâya denk düştü.
Teberrâ, Ehl-i beyt'in düşmanlarından uzak durmaktır ve genellikle sözle yapılır. Beyit onu görünüşe devrediyor: tıraşlı yüz, söylenmeye gerek kalmadan bin lânete denk bir bildirimdir. “Hâricî” sözü burada tarihsel mezhep polemiğinin dışlayıcı diliyle karşı tarafı adlandırır; bu aktarım güncel bir topluluğa yöneltilmiş onay değildir.
- 4
Tekye-i aşkın içinde baş açık abdâl olub
Serfürû ettik bu dem meydâna verdik cân ü baş
1Aşk tekkesinin içinde başı açık abdal olup
2bu an baş eğdik, meydana can ve baş verdik.
“Baş açık” gezmek abdal geleneğinin işaretidir; serfürû etmek ise baş eğmek, teslim olmak. “Baş” kelimesi beyitte iki kez ve iki anlamda geçer: açıkta duran baş ve meydana verilen baş. İlk beyitteki ustura böylece kurban mecazına dönüşür.
- 5
sikkemizdir âdem-i hâki biziz
Murtezâ’dan destur olsa eylesem bu sırrı fâş
1Dört unsur bizim damgamızdır, topraktan yaratılan insan biziz.
2Murtezâ'dan izin olsa bu sırrı açığa vururdum.
Dört unsur — toprak, su, hava, ateş — bir mühür sayılır; sikke hem paraya basılan damga hem dervişin başlığıdır, dolayısıyla beden bir alâmet hâline gelir. İkinci dize sırrı söylemeyi izne bağlar: Hurûfî metinlerin sık kullandığı bir gizlilik kaydı ve gazelin en sessiz beyti.
- 6
İnlesem çeksem melâmet tâblını Seyyid vâr
Gûşa gelse âteşimden kaynasa dağ ile taş
1İnleyip Seyyid gibi melâmet davulunu çalsam,
2sesim kulağa gelse ateşimden dağ ile taş kaynardı.
Bektaşî şiirinde “Seyyid” adı en çok Seyyid Nesîmî için kullanılır ve kınanmayı göze almanın simgesidir. Davul imgesi melâmeti gizlenecek değil ilan edilecek bir şey sayar. Kaynakta “tabl” kelimesi “tâblını” diye dizilmiş; düzeltilmedi.
- 7
Evliyânın kuluyuz biz Balım'ın kurbânıyız
İsm ile Vîrâni’yiz bir köhne şâl oldu kumâş
1Velîlerin kuluyuz, Balım'ın kurbanıyız;
2adımızla Vîrânî'yiz, kumaşımız bir eski şal oldu.
Mahlas beyti şairi Balım Sultan'a bağlar; Ergun'un “Balım Sultan'a intisab ettiği anlaşılan” hükmü bu tür dizelere dayanır, oysa TEİS kaydı bu bağı tarih bakımından tartışmalı sayar. “Köhne şâl” şairin başka gazelinde de tek serveti olarak geçer: kumaş burada bir yoksulluk beyanıdır.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 144616 numaralı sürüm esas alındı; on dört dizenin tamamı alındı, gövdedeki sıra numarası (“—12—”) dize sayılmadı. Altıncı beyitte “tabl” (davul) kelimesi “tâblını” biçiminde dizilmiş; son beyitte “Balım'ın” düz kesme işaretiyle, şiirin geri kalanı eğik kesme işaretiyle yazılmış. İkisi de kaynaktaki gibi bırakıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Men gulâm-ı Hayder’im İlyâ’ya yoldaş olmuşamVirânî · Gazel→
“Çar tıraş”, Kalenderî-Bektaşî erkânında saçın, sakalın, bıyığın ve kaşın kazınmasıdır. Beyit bu töreni bayram diliyle anlatır ve “katl-i nefs” mecazını gerçek bir kesme aletine bağlar: meydana gelen tîğ hem usturadır hem nefsi öldüren kılıç. Mecaz burada bedende gerçekleşiyor.