DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Enderunlu Fâzıl/Felekden Nâ-ümîdiz Sanma Kim Dil-hâhımız Vardır
Gazel · 18.–19. yüzyıl

Felekden Nâ-ümîdiz Sanma Kim Dil-hâhımız Vardır

Felekten ümitsiz görünen konuşucu, dünyevi bağların ötesinde Allah'a, gönül yoluna ve iç saraydaki şaha sahip olduğunu söyler.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Felekden nâ-ümîdiz sanma kim dil-hâhımız vardır

    Alâyıkdan fakat bir âhımız vardır

    1Bizi felekten ümitsiz sanma; gönlümüzün istediği vardır;

    2dünya bağlarından yalnız göğe yükselen bir ahımız vardır.

    Matla, konuşucuların felekten ümitsiz sanılmasına itiraz eder; gönüllerinde bir arzu vardır. Dünyevi bağlardan ayrılan ahın arşa yükselişi bu yönelişin sesidir. ‘Sanma’ buyruğu okuru daha ilk dizede yanlış hükümden çevirir.

  2. 2

    Görinür yerli yurdlı sâhibi var herkesiñ ammâ

    Bizim bir -ı nâdire bir Allahımız vardır

    1Görünüşte herkesin yeri, yurdu ve sahibi vardır ama

    2bizim mekândan münezzeh, eşsiz bir Allah'ımız vardır.

    İnsanların görünür yurt ve sahiplerine karşı Allah lâ-mekân sıfatıyla anılır. ‘Görinür’ sözü başkalarının yurdunu görünüş katına indirirken ‘bizim’ zamiri yurtsuzluğu bir ayrıcalık gibi sahiplenir.

  3. 3

    -i Hakka sa'y it zâhidâ savm u ibâdetle

    Göñül dirler bizim nezdîk-ter bir râhımız vardır

    1Ey zahit, oruç ve ibadetle Hakk'a ulaşmaya çalış;

    2bizim için gönül denilen daha yakın bir yol vardır.

    Zahidin oruç ve ibadet yolu reddedilmez; konuşucu yalnız gönlün kendisi için daha yakın bir ulaşma yolu olduğunu belirtir. ‘Nezdîk-ter’ karşılaştırması iki yolu doğru-yanlış değil uzak-yakın ekseninde ayırır.

  4. 4

    Rüsûm-ı câhı bilmez câhil-i âdâb-ı dünyâyız

    Rumûz-ı gayba mahrem bir dil-i âgâhımız vardır

    1Makam törelerini bilmeyen dünya adabı cahilleriyiz;

    2ama gaybın sırlarına yakın uyanık bir gönlümüz vardır.

    Dünya makamlarının töresini bilmemek dışarıdan cehalettir; buna karşı gayb sırlarına mahrem gönül içsel bilginin merkezi sayılır. ‘Rüsûm’ ile ‘rumûz’ arasındaki ses yakınlığı öğrenilmemiş töre ile bilinen sırrı yan yana tartar.

  5. 5

    Gedâ-yı bî-penâhız Fâzılâ sûretde biz ammâ

    Göñül dirler serây-ı sînede bir şâhımız vardır

    1Ey Fâzıl, görünüşte sığınaksız bir yoksuluz ama

    2göğüs sarayında gönül denen bir şahımız vardır.

    Makta görünüşte sığınaksız yoksulluğu göğüs sarayındaki şah ile tersine çevirir. ‘Sûretde’ kaydı bu yoksulluğu yalanlamadan görünüş katına hapseder; gönül aynı dizede hem tebaa hem hükümdar yeri olur.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

DEU-AVESIS.093eb627-58cb-4491-b014-6db560254022:gazel-57-pdf890. Gazel 57; basılı s.874/PDF 890. Numara, on dize, sonraki sınır, Unicode glifler ve aruz kalıbı exact görselde doğrulandı; dipnotlar gövde dışı. CC BY 4.0 profil sayfasında exact PDF'nin yanındadır, PDF içine gömülü değildir.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirNakş-ı Zerrîn Şu'le Virmiş Hücreden
Nakş-ı zerrîn şu'le virmiş hücreden
Enderunlu Fâzıl · Kıta

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

dil-hâh

Gönlün istediği

alâyık

Dünyevi bağlar

arş-peymâ

Arşa yükselen

lâ-mekân

Mekândan münezzeh

vusûl

Ulaşma

rüsûm-ı câh

Makam töreleri

rumûz-ı gayb

Gayb sırları

gedâ-yı bî-penâh

Sığınaksız yoksul