Ferdâ
Ferdâ, geleceği gençliğe ait bir mülk gibi sunmakla başlayıp onu emanet ve hesap sorumluluğuna dönüştürür; vatan imgeleri, zamanın sessiz takibi ve ilerleme buyruğu, II. Meşrutiyet çevresindeki tarihsel gençlik hitabesini kurar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
senin; senin bu , bu inkılâb...
Her şey senin değil mi ki zâten?.. Sen, ey ,
Ey çehre-yî behîc-i ümîd, işte ma’kesin
Karşında: Bir semâ-yı seher, sâf ü bî-sehâb,
Âgûş-ı lerze-dârı açık, bekliyor., şitâb!
Ey fecr-i hande-zâd-ı hayât, işte herkesin
Enzârı sende; sen ki hayâtın ümidisin.
Alnında bir sitâre-yi nev, yok, bir âfitâb,
Âfâka doğ, önünde şu mâzî-yi
Sönsün müebbeden.
1Yarın senindir; bu yenilenme, bu devrim senin...
2Zaten her şey senin değil mi? Sen, ey gençlik,
3ey umudun aydınlık yüzü, işte yansıman
4karşında: Bulutsuz, duru bir seher göğü;
5titreyen kucağını açmış, bekliyor; acele et!
6Ey hayatın gülümseyişten doğan şafağı, herkesin
7bakışları sende; çünkü sen hayatın umudusun.
8Alnında yeni bir yıldız, hayır, bir güneş var;
9ufuklara doğ da önünde acılarla dolu geçmiş
10sonsuza dek sönsün.
- 2
Sönsün müebbeden o cehennem; senin bugün
Cennet kadar güzel vatanın var. Şu gördüğün
Zümrüd bakışlı, inci şetâretli kızcağız
Kimdir bilir misin? Vatanın... şimdi saygısız
Bir göz bu nazlı çehreye - Allah esirgesin! -
Kem bir nazarla baksa tahammül eder misin?
İster misin, şu ak sakalın pâk ü muhteşem
Pîşâni-yî vekârına, bir kirli el demem,
Hattâ yabancı bir el uzansın? Şu makberi.
Razı olur musun, taşa tutsun şu serseri?
Elbet hayır, o makber, o pîşâni-yî vakur
Kudsî birer misâl-i vatandır... vatan
İnsanların omuzları üstünde yükselir.
1O cehennem sonsuza dek sönsün; bugün senin
2cennet kadar güzel bir vatanın var. Gördüğün
3zümrüt bakışlı, inci neşeli şu küçük kız
4kimdir, bilir misin? Vatanın... Şimdi saygısız
5bir göz bu nazlı yüze — Allah esirgesin! —
6kötü bir bakışla baksa buna dayanabilir misin?
7İster misin ki şu ak sakalın temiz ve görkemli,
8vakarlı alnına kirli bir el, demem,
9hatta yabancı bir el uzansın? Ya şu mezarı
10bir serserinin taşlamasına razı olur musun?
11Elbette hayır; o mezar ve o vakarlı alın
12vatanın kutsal birer örneğidir; vatan, gayretli
13insanların omuzları üzerinde yükselir.
İkinci bölüm vatanı önce genç bir kız, ardından ak sakallı vakarlı bir yüz ve mezar üzerinden somutlaştırır. Bu üç imgeye yönelen kötü bakış, yabancı el ve taşlama ihtimalleri koruma duygusunu harekete geçirir. Kadın bedeni, yaşlı erkek yüzü ve mezarın vatan temsiline dönüştürülmesi dönemin milliyetçi hitabe tekniğidir; yaşayan kişilere yönelik şiddet izni değildir.
- 3
Gençler, bütün ümîd-i vatan şimdi sizdedir:
Her şey sizin, vatan da sizin, her şeref sizin;
Lâkin unutmayın ki zaman tünd ü mutmain
Bir ile ta’kîb eder bizi.
Önden koşan, fakat yine dikkatle her izi
Ta’mîke yol bulan bu yanılmaz muâkıbin
Şermende-yi itâbı kalırsak, yazık!.. Demin
"Ferda senin!" dedim, beni alkışladın; hayır.
Bir şey senin değil, sana vedîadır;
Her şey vedîadır sana, ey genç, unutma ki
Senden de bir hesâb arar âtî-yi müştekî.
1Gençler, vatanın bütün umudu şimdi sizdedir:
2Her şey size aittir; vatan da, her şeref de sizindir;
3ama unutmayın, sert ve kendinden emin zaman
4sessiz bir adımla bizi izler.
5Önden koşan, yine de her izi dikkatle
6derinleştirmeyi bilen bu yanılmaz takipçinin
7azarlaması karşısında utanırsak yazık! Az önce
8"Yarın senin!" dedim, beni alkışladın; hayır.
9Hiçbir şey senin değil; yarın sana emanettir.
10Her şey sana emanettir, ey genç; unutma ki
11şikâyetçi gelecek senden de hesap sorar.
Üçüncü bölüm “her şey sizin” sözünü hemen geri alır: Zaman sessiz fakat yanılmaz bir takipçidir; yarın mülk değil emanettir. Geleceğin hesap soran ve şikâyet eden bir özneye dönüşmesi, gençliği alkıştan sorumluluğa taşır. Geçmişe hükmeden bakışın bir gün gelecek tarafından yargılanacağı düşüncesi hitabenin ahlaki merkezidir.
- 4
Mâzîye şimdi sen bakıyorsun pür intibah.
Âtî de senden eyleyecek böyle iştibâh.
Her uzvu gird-bâd-ı havâyicle sarsılan
Bir neslin oğlusun; bunu yâd et zamân zamân.
Asrın, unutma, bârikalar asr-ı feyzidir:
Her yıldırımda bir gece, bir gölge devrilir,
Bir ufk-ı i’tilâ açılır, yükselir hayât;
Yükselmeyen düşer: ya terakkî, ya !
Yükselmeli, dokunmalı alnın semâlara;
Doymaz beşer dedikleri kuş i’tilâlara...
Uğraş, didin, düşün, ara, bul, koş, atıl, bağır;
Durmak zamânı geçti, çalışmak zamânıdır!
1Şimdi sen geçmişe uyanık bir dikkatle bakıyorsun;
2gelecek de senden böyle kuşkulanacak.
3İhtiyaçların kasırgasıyla her yanı sarsılan
4bir kuşağın oğlusun; bunu zaman zaman hatırla.
5Unutma, çağın verimli yıldırımlar çağıdır:
6Her yıldırımda bir gece ve bir gölge devrilir,
7yükselişin bir ufku açılır, hayat yükselir;
8yükselmeyen düşer: Ya ilerleme ya gerileme!
9Yükselmeli, alnını göklere değdirmelisin;
10insan denen kuş yükselişlere doymaz...
11Uğraş, didin, düşün, ara, bul, koş, atıl, seslen;
12durma zamanı geçti, çalışma zamanıdır!
Son bölüm, ihtiyaç kasırgasıyla sarsılan kuşağı yıldırım ve yükseliş imgeleriyle çalışmaya çağırır. “Ya ilerleme ya gerileme” ikiliği ara seçenekleri silen polemikçi bir modernleşme söylemidir. Ardışık emirler şiirin temposunu hızlandırır; bunlar II. Meşrutiyet çevresindeki tarihsel gençlik seferberliğinin sözleridir, gençlerin değerini yalnız üretkenliğe bağlayan zamansız bir hüküm değildir.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak oldid 145469; 46 dizelik tam gövde. ‘Bugünün gençlerine’ ithafı gövdenin önündeki parateksttir. Kaynak beşinci dizeyi ‘bekliyor., şitâb!’ biçiminde verir. Sayfa şiir düzeyinde bir aruz kalıbı adlandırmaz.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Karıncayı tanırsınızTevfik Fikret · manzume→
Açılış, yarını ve yenilenmeyi gençliğe verirken şafağı açık bir gök ve gençliği hayatın umudu olarak kişileştirir. Yıldızın güneşe çevrilmesi beklentiyi büyütür; geçmişin sönmesi, acılı mirasın kendiliğinden yok olduğu bir olgu değil, hitabenin arzusudur. Beşinci dizede kaynağın noktalaması bozuktur; dize, kucağını açmış geleceğin acele çağrısı olarak okunur.