DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Cenab Şahabeddin/Gazel - Mersiye gûne
Gazel · 19. yüzyıl

Gazel - Mersiye gûne

Mersiye havasındaki uzun şiir, kaybedilen genç kızın mezarı çevresinde düşünce, toprak, ışık ve karanlık imgelerini dolaştırır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Göründi hüsnine bir yadgâr şeklinde

    Neler ki gördüm ise şeklinde

    Neşât u gam degil amma bir emr-i mübkîdir

    Onı düşünme dem-i hoşgüvâr şeklinde

    Kalınca ü bîdil nedîme-i cânım

    Rakîk-i ruhum olan kûhsâr şeklinde

    Per-i tefekkürüme verdi lerzeler bir his

    Cihânı seyre doyan igbirâr şeklinde

    Hüdâ'dan istedim olmak o cisme bir pâbûs

    Yatub eteklerine bir mezâr şeklinde

    Bu tengnâralara düşdüm -i dilden

    Gidüb rasânet-i fikr ihtiyâr şeklinde

    Cihet cihet görerek bir amûd-ı nûrânî

    Şikeste best o rûh-ı nizâr şeklinde

    Cihât-ı hissime bir hüzn olur ki tebfermâ

    Ridâ-yı mevte giden hâr hâr şeklinde

    Binâ-yı bâsıramı hedme sa'y eder sanırım

    O hiss-i dilşiken ol gam humâr şeklinde

    Gözümle daglayarak geçmek isterim her dem

    Zemîn-i hikmete bir cûybâr şeklinde

    Husûl-i matlaba lâkin dü-dest hâil olur

    Şevâhik-i ebediyette yâr şeklinde

    Olınca secde gehim bir perdepûş her hikmet

    'Ukûlü seyrederim bîmedâr şeklinde

    Celâletindir ilâhî o hüsn-i muhteşeme

    Türâbı gösterişin perdedâr şeklinde

    Nazar gehimde teselliye biñ vesile dogar

    Da i'tirâz ederim hûşyar şeklinde

    Felek de kıydıgına nâdim oldu zannederim

    Zavallı kızcagıza verd-i târ şeklinde

    Nedir bu köhne kuyûdu mükevvenâtın kim

    Esîr-i şa'şaadır nevbahâr şeklinde

    Ben agladıkca sipihrin şükûh-ı hûnrîzi

    Güler niçün fiten-i rûzgâr şeklinde

    Lisân-ı acz-i beşerde o külfet-i nutk ol

    Terânelerde natûk inkisâr şeklinde

    Ayırma hâk-i mezârından ey hûda kalsın

    başım bu nevha ile rûhdâr şeklinde

    Ziyâret eyleyim eyvâh bu cism ü rûhumla

    Şu türbegâhı garîbü'd-diyâr şeklinde

    Hayâl-i rûşeni leylin karanlıgında dogar

    Zalâmı bekleyeyik rehgüzâr şeklinde

    Bugün de baht-ı siyeh mâni' oldı azmime âh

    Ezilmek ister idim hâksâr şeklinde

    Kapar da gözlerimi öyle aglarım dogdı

    Dem-i seher kefen-i hûnnisâr şeklinde

    Şu unf-ı azmile elbette pâymâlim olur

    Ne olsa sedd-i sırâtım gubâr şeklinde

    Fenâ bekâ gibi kuvvetlerin muhassalası

    Olur bu meyl-i firâk ıztırâr şeklinde

    O rûha fâtihâhândır şu savt-ı fikraşub

    Ki aglıyor nevehât-ı hezâr şeklinde

    1Gördüğüm her şey, onun güzelliğine bırakılmış bir hatıra biçimine büründü.

    2Ne gördüysem altın işlemeli bir anı gibi parladı.

    3Bu ne sevinçtir ne de keder; fakat ağlatan bir olaydır.

    4Onu tatlı bir zamanın hatırası gibi düşünme.

    5Canımın sırdaşı dilsiz ve gönülsüz kalınca,

    6İnce ruhum bir dağ silsilesi gibi katılaştı.

    7Bir duygu, düşünce kanatlarıma titremeler verdi;

    8Dünyayı seyretmeye doymuş bir gücenme gibi.

    9Tanrıdan o bedene ayak örtüsü olmayı diledim,

    10Eteklerine bir mezar gibi uzanmayı istedim.

    11Gönlün sarp geçitlerinden bu dar boğazlara düştüm.

    12Düşüncenin sağlamlığı gidip yerini ağır bir yaşlılığa bıraktı.

    13Her yönde nurdan bir sütun görerek,

    14O zayıf ruhun kırık ve bağlı hâlini seyrettim.

    15Duyularımın her yanını ateş gibi bir hüzün kaplar,

    16Ölüme giden dikenli bir örtü gibi.

    17Sanki görüş yapımı yıkmaya çalışıyor,

    18Gönül kıran o duygu, o kederli sersemlik.

    19Her an gözlerimle dağlayıp geçmek isterim,

    20Hikmet toprağında akan bir dere gibi.

    21Fakat isteğe ulaşmama iki elim engel olur,

    22Sonsuzluğun doruklarında duran sevgili gibi.

    23Her hikmet, secde yerimi örten bir perde olunca,

    24Akılları dayanaksız ve başıboş görürüm.

    25Ey Tanrım, o görkemli güzellik senin yüceliğindir;

    26Toprağı ona perde eden de senin gösterişindir.

    27Bakışımda teselli için bin yol doğar,

    28Ama yine de uyanık bir zihinle itiraz ederim.

    29Gökyüzünün yaptığına pişman olduğunu sanırım,

    30Zavallı kızcağıza kararmış bir gül verdiği için.

    31Varlığın bu eskimiş bağları nedir ki,

    32İlkbahar bile onların parıltısına esir olur?

    33Ben ağladıkça göğün kan döken görkemi,

    34Zamanın fitneleri gibi neden güler?

    35İnsan aczinin dilinde konuşma yükü olmasın;

    36Kırgınlık, nağmelerde konuşsun.

    37Ey Tanrım, başımı mezar toprağından ayırma;

    38Bu ağıtla ruh taşıyan bir varlık gibi orada kalsın.

    39Eyvah, bedenim ve ruhumla ziyaret edeyim,

    40O türbeyi gurbette kalmış biri gibi.

    41Onun aydınlık hayali gecenin karanlığında doğar;

    42Karanlığın yolunu gözler gibi bekleyelim.

    43Bugün de kara talih yolculuğuma engel oldu, ah!

    44Toprakla bir olmuşçasına ezilmek isterdim.

    45Gözlerimi kapatır ve öyle ağlarım ki doğan,

    46Seher vakti kan saçan bir kefene döner.

    47Bu sert kararla, yoluma çıkan ne varsa çiğnerim;

    48Yolumu kesen şey toz kadar hafif bile olsa.

    49Yoklukla kalıcılık gibi güçlerin bileşkesi,

    50Bu ayrılık isteğini zorunlu bir yazgıya çevirir.

    51Düşünceyi altüst eden bu ses, o ruha Fatiha okur;

    52Bülbülün ağıtları gibi ağlayarak.

    Mersiye havasındaki uzun şiir, kaybedilen genç kızın mezarı çevresinde düşünce, toprak, ışık ve karanlık imgelerini dolaştırır. Teselli arayışı sürekli itirazla bölünür; göğün pişmanlığı, mezara bağlanma arzusu ve bülbül ağıtları, kişisel yasın kozmik bir kırılma gibi yaşandığını gösterir.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Şiir, bağlı kaynakta Cenab Şahabeddin adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.

Atıf kanıtını aç ↗

Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 170367 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirGazel (sana redifli)
Vermez miyim şu ömr-i siyeh-rûzı ben sana
Cenab Şahabeddin · Beş beyitli gazel

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

ıztırar

Zorunluluk, çaresizlik.

zernigâr

Altınla bezenmiş ve işlemeli görünüş.

ebkem

Konuşamayan, dili tutulmuş ve sessiz.

iğbirâr

Kırılma sonucu doğan güceniklik ve dargınlık.

girîve

Aşılması güç sarp dağ geçidi.

hûn-nisâr

Kan saçan ve kan döken.