DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Gurbette günüm geçti; Rahmân’ı andım, ağladım
Şiir · 17. yüzyıl

Gurbette günüm geçti; Rahmân’ı andım, ağladım

Gurbette geçen günlerine ağlayan şair, dostlarına kavuşma imkânı bulamaz. Yusuf’un kuyusu ve Yakup’un acısıyla kendi menzilini anlatır; sevgilinin nazlı görünüşünü ve eski gezintileri hatırlar. Rüzgârın kendisine mihnet hırkası giydirdiğini söyleyen Âşık Ömer, dünya sefasını göremeden dert ve kavgayla geçen zamanına ağıt yakar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Geçti gurbette günüm Rahmân’ım andım ağladım

    Derdime bulmadım Nu’mân’ım andım ağladım

    1Günüm gurbette geçti; Rahmân’ı andım ve ağladım.

    2Derdime merhem bulamadım; Numan’ı andım ve ağladım.

    Gurbet yalnız coğrafi uzaklık değil, merhem bulunamayan bir iç durumdur. Rahmân ve Numan adları, sıkıntı anında ilahî merhametle mezhep büyüğünü hatırlatır; anmak her seferinde ağlamaya bağlanır.

  2. 2

    Cân ü dil arzûlar oldu yâr ile yârânımı

    Vâsıl olmaklığa yok imkânım andım ağladım

    1Canım ve gönlüm sevgilimi ve dostlarımı özledi.

    2Onlara kavuşmaya imkânım yok; andım ve ağladım.

    Can ve gönül birlikte sevgiliyi ve dost çevresini özler. Kavuşma imkânsızlığı bedensel yol ayrılığını kesinleştirir; tekrar edilen andım ağladım sözü, belleğin teselli değil yeni gözyaşı ürettiğini gösterir.

  3. 3

    Ey dirîga menzilim Yûsuf gibi eyledim

    Bu gönül Yâ’kub’unu derd ile seyyâh eyledim

    1Eyvah, menzilimi Yusuf’un kuyusu gibi derin yaptım.

    2Bu gönül Yakup’unu dertle gezgin hâle getirdim.

    Yusuf’un kuyusu sıkışmış menzili, Yakup ise oğul hasretiyle dolaşan gönlü temsil eder. Şair iki peygamber kıssasının ayrılık taraflarını kendi içinde birleştirerek gurbet acısına kutsal hikâye ölçeği kazandırır.

  4. 4

    Şerve baktım sâye düştü gönlüme âh eyledim

    Seyre çıktım sohbet-i yârânım andım ağladım

    1Basılı dizedeki ‘şerve’ yüzeyine baktım; gölge gönlüme düşünce ah ettim.

    2Gezintiye çıktım, dost sohbetini andım ve ağladım.

    ‘Şerve’ kelimesinin baskı yüzeyi anlamı kesinleştirmeye yetmez; modern satır bu kapalılığı açıkça korur. Gölge, seyir ve dost sohbeti ise anlaşılır hatıra parçalarıdır; dışarı çıkmak eski meclisi yeniden düşündürür.

  5. 5

    Kıldığı dem ol güzel bin nâz ile arz-ı cemâl

    Gitti sabrım rûberû ol yâra ettim

    1O güzel bin nazla yüzünü gösterdiği zaman,

    2Sabrım gitti; sevgilinin karşısında hâlimi anlattım.

    Güzelin bin nazla yüzünü göstermesi âşığın sabrını bir anda tüketir. Sevgiliyle yüz yüze kalınca hâlini anlatması, uzun süre içte taşınan gurbet ve özlemin doğrudan söze döküldüğü andır.

  6. 6

    Ben vefâsın istedim kıldı cefâyı isticâl

    Yâr ile evvel geçen seyrânım andım ağladım

    1Ben vefasını istedim, o eziyeti çabucak artırdı.

    2Sevgiliyle önceki gezintilerimi andım ve ağladım.

    Âşık vefa isterken sevgili cefayı hızlandırır; beklentiyle karşılık arasındaki terslik ayrılığı büyütür. Önceki gezintilerin hatırlanması, bugünkü eziyeti geçmişteki ortak sevinçle karşılaştırır.

  7. 7

    Ey dirîğa tâli’imden yüz çevirdi rûzigâr

    Bana mihnet hırkasın âhır giyürdü rûzigâr

    1Eyvah, talihimden esen rüzgâr yüzünü çevirdi.

    2Rüzgâr sonunda bana sıkıntı hırkasını giydirdi.

    Talihle ilişkilendirilen zaman rüzgârı önce yüz çevirir, sonra şaire mihnet hırkası giydirir. Değişken kader böylece hem yönünü kesen bir güç hem de bedene yapışan sıkıntı giysisi olur.

  8. 8

    Nâzenin ömrüm suhûletle geçirdi rûzigâr

    Vâdi-i gamda giden kervânım andım ağladım

    1Nazlı ömrümü kolaylıkla geçirip tüketti.

    2Gam vadisinde giden kervanımı andım ve ağladım.

    Zaman, nazlı ömrü kolayca geçirip tüketen faildir. Gam vadisinden uzaklaşan kervanı anmak, kaybolan yılları toplu bir yolculuk görüntüsünde geride bırakır ve ağlayışı geçmişe bağlar.

  9. 9

    Şübhesiz Âşık Ömer firkatteyim her rûz ü şeb

    Değmedik bir dem safâsına cihânın ne aceb

    1Şüphesiz Âşık Ömer’im; gece gündüz ayrılıktayım.

    2Şaşılır ki dünyanın bir anlık sefasına bile erişmedik.

    Mahlasla konuşan şair gece gündüz ayrılıkta bulunduğunu kesinleştirir. Dünyanın bir anlık sefasına bile değmemiş olmak, kişisel gurbeti hayatın bütünü hakkında acı bir son hükme dönüştürür.

  10. 10

    Çektiğim gavgaları fikre getürdüm cümle hep

    Mihnet ü gamla geçen devrânım andım ağladım

    1Çektiğim bütün kavgaları aklıma getirdim.

    2Sıkıntı ve kederle geçen zamanımı andım ve ağladım.

    Son dize devranı mihnet ve gamla özetler. Şiir, ilk beyitteki tek gurbet gününden bütün bir zamanın ağıdına doğru genişler ve anmakla ağlamak arasındaki bağı tamamlar.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 17. dize “Şübhesiz Âşık Ömer firkatteyim her rûz ü şeb”.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 422 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirGeçti yârın hadden özge firkati bu cânımaÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

gurbet

Yurdundan ve yakınlarından uzak yer.

em

İlaç, merhem.

çâh

Kuyu.

arzıhâl

Kişinin durumunu anlatması.

mihnet hırkası

Sıkıntının sürekli bir giysi gibi taşınması.

devrân

Geçen zaman, hayat dönemi.