DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Gel bana cevr etme dilber dîn ü îmân aşkına
Şiir · 17. yüzyıl

Gel bana cevr etme dilber dîn ü îmân aşkına

Şair sevgiliye din, iman, yaratıcı ve kutsal kitaplar aşkına cefa etmemesi için yalvarır. Ölüm ve toprak altında kalma uyarısı, yapılanların karşılığını bulma düşüncesiyle sürer; rakiplerin sözüne uymaması istenir ve Ömer sevgilinin nazı arttıkça gamzesinin yabancılaşacağını söyleyerek ulu sultan adına ağlatılmamayı diler.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Gel bana cevr etme dilber dîn ü îmân aşkına

    Seni yoktan var iden ol aşkına

    1Gel, bana cefa etme sevgili; din ve iman aşkına;

    2Seni yoktan var eden zengin ve eksiksiz Sübhan aşkına.

    “Dîn ü îmân aşkına” kişisel ricayı en temel inanç değerlerinin hürmetine bağlar. Sevgilinin yoktan var edilmesi “Gani Sübhan” adıyla anılır; cefa etmeme talebi böylece âşığın acısından önce yaratılış borcu ve kutsal yemin üzerinden güç kazanır.

  2. 2

    Sen bilürsün senden özge yok benim

    Tevrat ile hem Zebûr İncîl ü Fürkan aşkına

    1Sen bilirsin, senden başka mağara dostum/sevgilim yoktur;

    2Tevrat, Zebur, İncil ve Furkan aşkına.

    Konuşan sevgiliden başka “Yâr-ı gar”ı olmadığını söyler; tamlama mağara arkadaşlığını ve yakın dostluğu çağrıştırır. Tevrat, Zebur, İncil ve Furkan’ın birlikte sayılması, ricayı dört kutsal kitabın toplam hürmetine sunar ve yalnız İslami değil geniş vahiy zinciri kurar.

  3. 3

    Kendine mağrûr olma âkıbet ölsen gerek

    Bunca yıllar olup inleyüp kalsan gerek

    1Kendine güvenip gururlanma; sonunda ölmen gerekir;

    2Nice yıllar toprak olup inleyerek kalman gerekir.

    “Kendine mağrûr olma” güzelliğin ya da gücün kalıcı sanılmasına karşı ölüm uyarısıdır. “Ölsen gerek / kalsan gerek” zorunluluk kipleri, sevgilinin bir gün toprağa dönüşmesini kaçınılmaz gösterir; yıllarca inleme ihtimali bugünkü cefanın gelecekteki yalnızlığına ayna olur.

  4. 4

    Hep bana ettiklerini sevdiğim bulsan gerek

    Bu cefâdan Arş-ı Rahmân aşkına

    1Sevdiğim, bana ettiklerinin hepsini bulman gerekir;

    2Bu cefadan vazgeç, Rahman’ın Arşı aşkına.

    Yapılanların “hep” bulunması, davranışın karşılıksız kalmayacağı ahlaki döngüyü ifade eder. “Ferâgat” cefayı bırakma buyruğudur; Rahman’ın Arşı gibi en yüksek kutsal mekânın hürmeti anılarak önceki ölüm tehdidi yeniden merhamet duasına çevrilir.

  5. 5

    Bîvefâdarlıkta ne var söyle gel

    Şimdi benden eyi m-oldu sevdiğim sana o

    1Ey ceylan gözlüm, vefasızlıkta ne var, söyle gel;

    2Şimdi “benden eyi m-oldu ... sana o el” [basılı dizim kapalı].

    Ceylan gözlü sevgiliye vefasızlığın ne kazandırdığı sorulur; “söyle gel” hem açıklama hem yaklaşma çağrısıdır. “Benden eyi m-oldu sevdiğim sana o el” basılı yüzeyi karşılaştırma, yabancı el ve kişi ekleri bakımından kapalıdır; kesin rakip hikâyesi kurulmaz.

  6. 6

    Bîhûde söz söylemeği görmedim sana mahal

    Uyma adûlar sözüne aşkına

    1Boş söz söylemeyi sana uygun görmedim;

    2Düşmanların sözüne uyma, adalet terazisinin hakkı için.

    Konuşan sevgiliye boş söz söylemeyi yakıştırmaz; “mahal” uygun yer ve imkân anlamıyla davranış sınırı çizer. Asıl uyarı rakiplerin sözüne uymamaktır; “hakk-ı mîzân” adalet terazisinin hürmetini çağırır ve doğru hükmü söylentinin karşısına koyar.

  7. 7

    Der Ömer dilber ne aceb olur

    Dürlü nâzı öğrenince gamzesi ağyâr olur

    1Ömer der: Güzel, bu nasıl cefa işi olur?

    2Türlü nazı öğrenince yan bakışı yabancı olur.

    Mahlaslı soru “cevr ü cefâ kâr olur” diyerek eziyetin nasıl bir kazanç ya da iş olabileceğini sorgular. Sevgili türlü nazı öğrendikçe “gamze”nin ağyâr olması, yan bakışın âşığa yabancı ve rakip gibi davranmasını anlatır; güzellik davranışla karşı cepheye geçer.

  8. 8

    Ben gibi sana o eller sanma dostum yâr olur

    Gel beni ağlatma bu dem ulu sultân aşkına

    1O ellerin benim gibi sana dost ve yâr olacağını sanma;

    2Gel, bu anda beni ağlatma, ulu sultan aşkına.

    “O eller” dışarıdaki kişileri topluca gösterir ve onların konuşan kadar dost olamayacağını ileri sürer. Son yalvarış “bu dem” diyerek acının şimdi durmasını ister; “ulu sultân aşkına” dünyevi ya da kutsal hükümdar hürmetini açık bırakıp şiiri ağlatmama çağrısıyla kapatır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 No.293 gövdesinde “Der Ömer dilber ne aceb cevr ü cefâ kâr olur” mahlası görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n293-4542CAF5EBD0. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.293, PDF 242–243; 8 iki dizelik birim/16 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirGel bezme kadem bas leb-i mercânım içersinÂşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Gani Sübhan

Varlığı sınırsız ve eksiklikten uzak Allah.

Yâr-ı garım

Mağara dostum; çok yakın yoldaşım.

türâb

Toprak.

kıl ferâgat

Vazgeç, bırak.

âhu gözlüm

Ceylan gözlüm.

hakk-ı mîzân

Adalet terazisinin hakkı/hürmeti.

cevr ü cefâ kâr

Eziyet ve cefanın iş ya da kazanç oluşu sorusu.

el

Yabancılar veya dışarıdaki kişiler.