Gitme Cânım Gitme Gel Yok İktizâsı Gurbetin
Şair genç sevgili İbrahim’i gurbete gitmemesi için uyarır; oranın mihnetini, kibrini ve eziyetini anlatır. Açılmamış gül gibi genç yüzün solacağından korkar ve sonunda aşk hizmetinde daima bulunan Ömer’in pişmanlığını açıklar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gitme cânım gitme gel yok gurbetin
Olma’ dahi iken sen âşinâsı gurbetin
1Gitme canım, gitme; gel, gurbete gitmeye gerek yok.
2Daha çocukken gurbetle tanışma.
- 2
Yılda bir kez çektiğim mihnetlerin cânım sana
İdemem takrîrini çoktur cefâsı gurbetin
1Gurbet yüzünden yılda bir kez çektiğim sıkıntıları sana
2anlatamam; gurbetin eziyeti çoktur.
Şair kendi yıllık mihnetini anlatılamayacak kadar çok bulur. Kişisel deneyim uyarının dayanağıdır; gurbet hakkında soyut korku üretmez, daha önce çektiği cefayı sevgiliyi korumak için tanıklığa çevirir.
- 3
Sâkin ol mihnette ol sevdâyı terk et sevdiğim
Gel ferâgat eyle bu evzâyı terk et sevdiğim
1Sakin ol, sıkıntı içinde kalma; o sevdayı bırak sevgilim.
2Gel, bu gidişten vazgeç sevgilim.
Sakinlik ve sevdadan vazgeçme çağrısı sevgilinin gidiş kararını geçici bir coşku gibi değerlendirir. “Bu evzayı terk et” sözü yalnız yoldan değil, gurbeti çekici gösteren ruh hâlinden de dönmesini ister.
- 4
Bâri gurbet elde istiğnâyı terk et sevdiğim
Dürlü mihnetle kurulmuştur belâsı gurbetin
1Hiç olmazsa gurbet elde kibri bırak sevgilim.
2Gurbetin belası türlü sıkıntıyla kurulmuştur.
Gurbet elde kibri bırakmak, yabancı yerde güvenliğin alçakgönüllülüğe bağlı olduğunu söyler. Belanın türlü mihnetle kurulması, yolculuğun tek bir tehlike değil iç içe geçmiş sıkıntılar bütünü olduğunu gösterir.
- 5
Mahrem olmak zâtına düşmez beğim tahkik sana
eder hazer kıl âşık-ı sâdık sana
1Beyim, sana kendi özüne fazla kapanmak yakışmaz.
2Sadık âşık kırılır; bundan sakın.
Sevgilinin kendi özüne kapanması sadık âşığı kırabilir. Uyarı bu kez gurbetin dış tehlikesinden ilişki içindeki uzaklığa döner; gitme kararı Ömer’in gönlünde bir inkisara dönüşür.
- 6
Sen dahi açılmadık yazık sana
Soldurur gül ruhlerin cevr ü ezâsı gurbetin
1Sen daha açılmamış taze bir gülsün; sana yazık.
2Gurbetin eziyeti gül yanaklarını soldurur.
Açılmamış taze gül gençliği ve korunmasızlığı birlikte taşır. Gurbetin eziyetinin gül yanağı solduracağı korkusu, yolculuğu bedende iz bırakacak erken yaşlanma tehdidi olarak resmeder.
- 7
Hizmet-i aşkında Ömer cümlesinden dâimim
Fursatı fevt etmedim ammâ efendim
1Ömer aşk hizmetinde herkesten daha sürekli kaldı.
2Fırsatı kaçırmadım ama efendim, yine de pişmanım.
Ömer aşk hizmetindeki sürekliliğini herkesten üstün görür. Fırsatı kaçırmadığını söylese de pişman olması, doğru hizmetin her sonucu denetleyemediğini ve sevgilinin gidişini durduramadığını kabul eder.
- 8
Sen ne bir gulâmsın sevdiğim İbrâhim’im
Olmayasın tâlib-i zevk u safâsı gurbetin
1Sevdiğim İbrahim’im, sen ne cana yakın bir genç kulusun.
2Gurbetin zevk ve eğlencesine heves etme.
İbrahim’i cana yakın genç kul diye sevgiyle anmak öğüdün sertliğini yumuşatır. Son dize gurbet zevkine heves etmeme çağrısıyla kapanır; şair görünür eğlencenin ardındaki uzun cefayı hatırlatır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.487; görünür Ömer/Âşık Ömer mahlası ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırması.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer baskısındaki 487 numaralı metnin 16 dizesi ve 8 birimi basılı sırayla, harfi harfine korunmuştur. Kaynak sürümü: ergun1936-n487-799F022ED461.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Gitti hengâm-ı şitâ geldi bahâr eyyâmıdırÂşık Ömer · Şiir→
İlk çağrı gitmeyi gereksiz sayar ve sevgiliyi geri dönmeye davet eder. Daha çocukken gurbetle tanışmama öğüdü, yolculuğun romantik değil erken yaşta ağır bir tecrübe olarak görüldüğünü açıklar.