Gönül Hakikatli Yârin Ucundan
Her ikinci dizesi “olmayınca” ile biten bir nefes. Şiir baştan sona şart cümlesi üstünde durur: naz olmadan katlanmak, köz olmadan sönmek, göz olmadan didar görmek yoktur. Son dörtlük aynı mantığı mevsimlere taşır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gönül hakikatli yârin ucundan
Katlanmaz billâhi naz olmayınca
Sürem dedim âriflerin izini
Söyünmez ateşim köz olmayınca
1Gönül, hakikatli yârin yüzünden
2vallahi naz olmadıkça katlanamaz
3Âriflerin izini süreyim dedim
4Ateşim köz olmayınca sönmez
- 2
Şükür hakikate olmuşum
olanlara yaman değilem
Sevdiğim bahşeylemiş bize selâm
Ya eksiği geçer az olmayınca
1Şükür, hakikate kul olmuşum
2İyi olanlara kötü değilim
3Sevdiğim bize bir selam bağışlamış
4Ya az olmayınca eksiği geçer mi
İkinci dörtlük kendini tarif eder: hakikate kul, iyilere karşı kötü değil. “Yahşi” ile “yaman” aynı dizede karşı karşıya konur; ikisi de halk dilinin kelimeleridir. Üçüncü dizede sevgiliden gelen tek şey bir selamdır, dördüncü dize de o azlığı eksiklik saymamayı öğütler.
- 3
Fettahoğlu cemalini gördüğüm
hayaline erdiğim
menzilm- alır ey sevdiğim
Ya mı görür göz olmayınca
1Fettahoğlu, yüzünü gördüğüm
2gece gündüz hayaline erdiğim
3İnkârcı menzilimi alır, ey sevdiğim
4Ya göz olmayınca didar görülür mü
Dörtlük bir adla açılır: Fettahoğlu. Ergun'un derlemesi bu adı açıklamaz, kimi kastettiği belirsizdir. Son dize nefesin en açık hükmüdür — didar görmek için önce göz gerekir; cemal gösterilse de görme yetisi olmayana bir şey vermez. Üçüncü dize kaynakta yarım bir kelimeyle dizilmiş.
- 4
Vücudum yanıptır ateşe, nâre
Gönül aşk elinden oldu
Vazgeçmem pirimden çekseler dâre
Arada engelin söz olmayınca
1Vücudum ateşe, aleve yandı
2Gönül aşkın elinden yüz parça oldu
3Darağacına çekseler pirimden vazgeçmem
4Arada engelin sözü olmayınca
Yanma burada tamamlanır: vücut nâra, gönül yüz parçaya. “Dâr” hem darağacıdır hem de Bektaşî erkânında meydanın ortasında durulan yer; “çekseler dâre” iki anlamı birden taşır. Son dizedeki “engel” halk şiirinde rakibin adıdır — pirden ayrılmanın tek yolu araya sokulan bir sözdür.
- 5
Mustafa'm vazgeçtim elde varımdan
umarım Gani Kerimden
Gönül kışı kalkmayınca serimden
Ya Bahar gelir mi yaz olmayınca
1Mustafa'yım, elimde ne varsa ondan vazgeçtim
2Gani ve Kerim olandan lütuf umarım
3Gönlümün kışı başımdan kalkmayınca
4Ya yaz olmayınca bahar gelir mi
Mahlas dörtlüğü bütün şartları bir mevsim düzenine bağlar: baştaki kış kalkmadan bahar gelmez, bahar da yazsız tamamlanmaz. “Ser” baş demektir; dert gönülde değil başta oturur ve oradan kalkacaktır. Elindekinin hepsinden vazgeçen şair yalnız Gani ve Kerim olandan inayet bekler.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 163077 numaralı sürüm esas alındı; metin Sadettin Nüzhet Ergun'un Bektaşî Şairleri ve Nefesleri derlemesinin 322–323. sayfalarından aktarılmış. Sayfa başındaki “-1-” sıra işareti metne alınmadı. Kaynakta üçüncü dörtlüğün üçüncü dizesi “Münkir menzilm- alır ey sevdiğim” diye yarım bir kelimeyle dizilmiş; düzeltilmeden bırakıldı, günümüz Türkçesi karşılığı “menzilim” okunuşuna göre verildi. Mahlas dizesindeki italik işaretleri atıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
İş Mehdî'ye kaldı nesin söyleyiKul Mustafa · Nefes→
Şiirin motoru rediftir: “olmayınca” her ikinci dizeyi bir şarta bağlar ve hiçbir şeyin kendi başına olmadığını söyler. Dördüncü dize beklentiyi tersine çevirir — ateş köz olmadan sönmez, yani sönmek için önce sonuna kadar yanmak gerekir. Sabır burada erdem değil, zorunluluktur.