Sabır şiirleri
23 şiir · 18 şair
Sabır divan gazelinde bir erdem değil, bir yasa maddesi. Âdile Sultan “Aşkta kanun imiş âşıklara cevr eylemek” diye açar ve cefayı aşkın kuralı sayar; sabretmek de o kuralın gereği olur. Âşıklık burada bir duygu değil, şartları önceden bilinen bir yola girmektir.
Muhibbî'de sabır, yönetenin kendine yazdığı frendir. Kanûnî'nin “Sakın aldanma cihâna olmasun sende gurûr” diye başlayan gazeli ne kadar devlet bulursan kendini karınca say der, öğütlerini şeytan ve Bel'âm bin Bâûr gibi örneklerle bağlar, son beyitte de tacı ve tahtı tek soruyla ortadan kaldırır. Öğüdü veren ile öğüde en çok ihtiyacı olan aynı kişidir.
Tekke ve halk şiirinde sabır bir bekleme tekniğine dönüşür. Kul Himmet'in nefesinde yirmi dizenin beşi nakarattır ve hepsi aynı şeyi söyler: sabreyle gönül sabreyle. Beklenen şey sonsuz bir dayanma değil, gelmesi yazılmış bir saattir — son dörtlükte ölümün farz mı sünnet mi olduğu sorulur ve cevap boş bırakılır.
Kul Mustafa aynı mantığı şart cümlesine indirir: naz olmadan katlanmak, köz olmadan sönmek yoktur. Ruhsatî ise bülbüle seslenip derdini paylaşmaya çağırdıktan sonra aramanın yönünü değiştirir ve canı değil cananı aramayı söyler. Bu sayfadaki şiirler sabrın kime hizmet ettiğine göre nasıl kural, fren ve yöntem hâline geldiğini gösteriyor.
23 şiir




