DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Ol mâhın hüsnünde hâl-i mükerrem
Şiir · 17. yüzyıl

Ol mâhın hüsnünde hâl-i mükerrem

Sevgilinin yüzü Zemzem, Hacerülesved ve mihrap gibi kutsal imgelerle yüceltilir; âşığın bedeni gam eliyle çalınan bir çalgıya dönüşür, sabır öğüdüne rağmen bakış ve gülüşler onu harap eder.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ol mâhın hüsnünde

    Çâh-ı zanahdânın çeşme-i Zemzem

    1O ay yüzlünün güzelliğindeki ben çok değerlidir;

    2çenesinin kuyusu ise Zemzem çeşmesidir.

    Yüzdeki ben Hacerülesved’e, çene çukuru Zemzem kuyusuna hazırlanacak kutsal mekân dizisinin ilk parçalarıdır. Ay yüzü üzerindeki küçük koyuluk ve çukur, Kâbe çevresinin merkezî işaretleriyle değer kazanır.

  2. 2

    ’dir ey kaşı mihrâb

    Cemâlin uşşâka -i eshâb

    1Ey kaşı mihrap olan, benin Hacerülesved’dir;

    2yüzün âşıklara ve dostlara kıbledir.

    Kaş mihrap, ben Hacerülesved, yüz ise âşıkların kıblesi olur. İbadet yönünü belirleyen nesneler sevgilinin yüzünde toplanır; güzelliğe bakış, sıradan seyir değil bütün dostların yöneldiği yoğun bir bağlılık biçimidir.

  3. 3

    Görünce yüzünü ey gül’izârım

    Arzıhal sunmağa kalmaz karârım

    1Ey gül yüzlüm, yüzünü görünce

    2derhal hâlimi sunmadan duramam.

    Yüzü görmek, âşığın iç durumunu hemen arz etme ihtiyacını doğurur. Gül yüz hitabı sevgiliyi açılmış çiçeğe benzetirken kararın kalmaması, görmenin iradeyi çözen ve sözü zorunlu kılan etkisini gösterir.

  4. 4

    Artar bülbül gibi feryâd ü zârım

    Kulunum demeğe ederim hicâb

    1Bülbül gibi feryadım ve inlemem artar;

    2kulun olduğumu söylemeye utanırım.

    Bülbül benzetmesi feryadı gül yüzle doğal bir ilişkiye sokar; buna karşılık kulluğunu söylemekten utanması ses ile suskunluğu çatıştırır. Âşık hem yüksek sesle yakınır hem doğrudan bağlılığını dile getiremez.

  5. 5

    Yâr mahrem edinse kendiye bir dem

    Sînem olup bu işe her dem

    1Sevgili beni bir an kendine sırdaş etse

    2göğsüm her an çalgı kanunu gibi olur.

    Sevgilinin bir anlık mahremiyeti göğsü kanun adlı telli çalgıya dönüştürür. Beden pasif bir nesne değildir; yakınlığın ve acının titreşimlerini seslendiren bir musiki aracına dönüşerek duygunun işitilmesini sağlar.

  6. 6

    Bana bin dem gelir hayâl-i hurrem

    İniler dest-i gam urdukça

    1O bir an bana bin sevinçli zaman gibi gelir;

    2gamın eli mızrap vurdukça göğsüm inler.

    Bir anlık yakınlık bin sevinçli zamana genişler, fakat gamın eli mızrap gibi göğse vurmayı sürdürür. Zamanın büyümesi ile çalgı imgesi birleşir; mutluluk ve acı aynı beden üzerinde ardışık sesler çıkarır.

  7. 7

    Safâ kılmaz deme ol saçı Leylâ

    Etme Mecnun sıfat âh u vâveylâ

    1Saçı Leyla olan sevgiliye ‘safa vermez’ deme;

    2Mecnun gibi ah edip feryat etme.

    Leylâ saç ve Mecnun feryadı bilinen aşk hikâyesini çağırır, fakat konuşan gönle ölçülü olmasını söyler. Sevgilinin safa vermediği hükmünü acele sayar; aşırı yakınmayı azaltıp ümidi korumaya çalışır.

  8. 8

    Ne murâd istedin vermedi Mevlâ

    O da olur gönül sabreyle

    1Mevlâ istediğin hangi muradı vermedi?

    2O da olur, ey gönül; sabret, ‘bâb bâb’.

    İlk dize muradın verilmemesini soru biçiminde anar. İkinci dizedeki ‘bâb bâb’ tamlamasının tarihî bağlamdaki özel anlamı kesinleşmediğinden ‘kapı kapı’ veya ‘aşama aşama açılır’ vaadine çevrilmez; sabır buyruğuyla birlikte kaynak yüzeyi korunur.

  9. 9

    Âşık Ömer o mestâne bakışlar

    Ol lâ’l-i leblerle dişler

    1Âşık Ömer; o sarhoş bakışlar,

    2o lâl dudaklar ve inci taneleri gibi dişler;

    Mahlas, bakış, dudak ve dişleri sıralayan dört dizelik cümlenin başlangıcındadır. Bu iki dize henüz kendi yüklemine ulaşmaz; kaynakta olmayan ‘yanar’ fiili eklenmez. Lâl kırmızılığı ile inci beyazlığı ortak yıkıcı sonuca hazırlık yapar.

  10. 10

    Gelişler gülüşler tarz-ı revişler

    Harâbeder seni harâb u yebâb

    1o gelişler, gülüşler ve yürüyüş biçimleri

    2seni harap eder, ıssız bırakır.

    Önceki iki dizede başlayan özne dizisi geliş, gülüş ve yürüyüşlerle tamamlanır; hepsinin ortak yüklemi son dizedeki ‘harâbeder’dir. Böylece bakıştan yürüyüşe kadar bütün nitelikler Ömer’i harap ve yebap bırakan tek cümlede birleşir.

Kavram sözlüğü (9) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 şiir No.19 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n19-253466BB9378. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.19, PDF 121; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yalnız kanıt olarak bağlandı ve yeniden dağıtılmadı. İçerik aparatı: ‘bâb bâb’ doğrulanmamış aşama vaadine çevrilmedi; son dört dize ortak ‘Harâbeder’ yüklemine bağlandı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirOl Melek Sîmâya İmrendim Sen İmrenmez misin
Ol melek sîmâya imrendim sen imrenmez misin
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

9 kavram bulundu.

hâl-i mükerrem

Değerli ve yüceltilmiş ben.

çâh-ı zanahdân

Çene çukuru.

Hacer-ül-esved

Kâbe’nin köşesinde bulunan kutsal siyah taş.

kıble

İbadette yönelinen yön; burada sevgilinin yüzü.

kanun

Telli bir Türk musikisi çalgısı.

mıdrâb

Telli çalgıyı titreştiren mızrap.

lâ’l-i leb

Yakut kırmızılığındaki dudak.

dürdâne

İri ve değerli inci tanesi.

bâb bâb

Kaynakta yinelenen ‘bâb’ sözü; bu bağlamdaki özel anlamı kesinleştirilmemiştir.