Ne Sâmân-ı Tahammül Var Ne Sabr-ı Bî-vefâ Kaldı
Tahammül imkânının ve sabrın tükenişini sevgiliye bırakan gazel; vefanın karşılıksızlığını, İskender'in dünya aynasının yok oluşunu ve yorulan kalem atını işler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ne var ne sabr-ı bî-vefâ kaldı
İşim ey -ı ‘âşıkân âhir sana kaldı
1Ne dayanacak imkân var ne de vefasız sabır kaldı;
2ey âşıkların dermanı, işim sonunda sana kaldı.
- 2
Ne çekdimse mükâfât-ı vefâdır bana ammâ sen
Ne cevr itdinse cümle yanına ey kaldı
1Ne çektiysem vefanın bana verdiği karşılıktır; ama senin
2ettiğin bütün eziyetler, ey cefası bol sevgili, yanında kaldı.
Hesap iki taraflı tutulur: âşığın çektiği vefasının ödülüdür, sevgilinin ettiği ise yanına kâr kalmıştır. ‘Yanına kalmak’ deyimi hukukî bir eksiklik bildirir. Beyit acıyı değil cezasızlığı şikâyet konusu yapar.
- 3
Henüz âsârı ile yâd iderler sûretâ baksın
Ne İskender ne hod kaldı
1Görünüşte baksınlar: onu hâlâ eserleriyle anarlar;
2ne İskender kaldı ne de dünyayı gösteren aynası.
İskender ile dünyayı gösteren aynası, bir sahipten geriye ne kaldığını ölçmek için anılır. Görünüşte anılmak sürer, ama nesne de kişi de yok olmuştur. Beyit şöhreti kalıcılık kanıtı saymaz; anılmakla var olmak arasına mesafe koyar.
- 4
Ne var gel makdeminle hâkden ref‘ ile teşrîf it
Gözüm yollarda ey nûr-ı basar çün kaldı
1Gel; gelişinle beni topraktan kaldırıp onurlandır;
2ey gözümün nuru, gözüm yollarda, geriye yalnız ayak izin kaldı.
Davet bir kaldırma isteğidir: âşık topraktadır, gelen kişi onu yerden alacaktır. İkinci dize bekleyişi göz ile yol arasında kurar ve geriye kalan tek şeyi söyler — ayak izi. Sevgiliden arda kalan, kendisi değil bastığı yerin biçimidir.
- 5
O rütbe ‘arsa-i ma‘nâda itdim
Tekâpûdan âhir Râsimâ kaldı
1Anlam alanında dizginleri o kadar gevşettim ki
2ey Râsim, kalemin doru atı koşmaktan sonunda yorgun kaldı.
Makta şiir yazmayı at koşturmaya çevirir: anlam bir meydan, kalem bir doru attır. Dizginin gevşetilmesi serbestliği, atın yorulması ise sınırı gösterir. Gazel böylece kendi bitişini konu edinir; söz, atın soluğu kesildiği yerde durur.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.8c2d8694-1cea-4c15-8f4a-330635b74145:g35-pdf210. Ana açık edisyon G35'i basılı s.197/PDF 210'de 5 beyit, basılı ölçü satırı ve G36/PDF 210 sınırıyla verir. Ana “mükâfât” ve redifler korunmuştur; İ “mükâfâta” ve redif eksikleri gövdeye alınmadı. AVESIS CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Nigâh-ı mestini fitneyle rû-be-rû gördükEğrikapılı Mehmed Râsim · Gazel→
Beyit iki yokluğu sayarak açılır ve sabrı ‘bî-vefâ’ diye niteler: dayanak sanılan şey de terk etmiştir. Redif ilk dizede tükenmeyi, ikincisinde havale etmeyi anlatır. Aynı sözcük hem bitişi hem geriye kalan tek çıkışı taşımış olur.