Gönül ser-mest olup sahbâ-yı lâ'lin yâda geldikçe
Sekiz beytin hepsi “geldikçe” ile kapanır; her seferinde hatıranın, alışkanlığın ya da hesabın sırası gelir. Gazel medrese terimleriyle Ferhad–Şîrîn hikâyesini aynı düzlemde tutar, makta'da şiirin kendisi dosta neşe, hasetçiye zehir olur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gönül ser-mest olup sahbâ-yı lâ'lin yâda geldikçe
Olur dehşet-figen rûh-ı Cem'e feryâda geldikçe
1Dudağının şarabı hatıra geldikçe gönül kendinden geçer,
2feryada başladıkça Cem'in ruhuna dehşet salar.
- 2
Cemâdâtı ser-â-ser -i hüzn eden âhım
îcâb eder çarh-ı cefâ mu'tâda geldikçe
1Cansız varlıkları baştan başa hüzünle ağlatan âhım,
2cefa çarkı alışkanlığa döndükçe sevinç sebebi olur.
Beyit iki uçta duruyor: âh taşı bile ağlatır, ama eziyet alışkanlığa dönünce sevinç doğurur. “Mu'tâd” burada eşiği düşüren şeydir; cefanın tekrarı acıyı azaltmaz, âşığın ölçüsünü değiştirir ve aynı âh iki zıt sonucu üretir.
- 3
ancak eder ma'nâ-yı ma'dûmiyyeti intâc
Olur vakf-ı fenâ eşyâ bütün îcâda geldikçe
1Sonradan var olmak, yalnızca yokluğun anlamını doğurur;
2eşya var edildikçe hepsi yok olmaya adanır.
Gazelin kelâm diline en çok yaklaştığı yer: hudûs, ma'dûmiyyet, îcâd, fenâ — dördü de medrese terimi. Var olmanın kendisi yok olmanın ilanı sayılıyor; “vakf” kelimesi de eşyayı fenâya bağışlanmış bir mülk gibi gösterir.
- 4
Ne hoştur cilve-i aşk-ı emel-fersâ ki Şîrîn'in
Komuş cân şekline âzârını Ferhâd'a geldikçe
1Emel yıkan aşkın cilvesi ne hoştur ki Şîrîn,
2sıra Ferhad'a gelince eziyetini can biçimine sokmuş.
Ferhad ile Şîrîn hikâyesi tek beyte sığdırılıyor: sevgilinin eziyeti âşık için can hâline gelir, yani öldüren şey aynı zamanda yaşatandır. “Emel-fersâ” aşkın umudu yıprattığını söyler, buna rağmen beyit “ne hoştur” diye başlar.
- 5
Seni tasvîr eden ressâm-ı sun 'un kilk-i destinde
Olur tîg-ı gamze-i bî-dâda geldikçe
1Seni resmeden yaratıcı ressamın elindeki kalem,
2o insafsız gamzenin kılıcına gelince yüz parça olur.
Yaratıcı “ressâm-ı sun'” diye anılıyor; sevgilinin güzelliği, yaratıcının kendi aletini kırdığı yer olarak kuruluyor. Gamze bir kılıç olduğu için onu çizmeye kalkan kamış kalem yarılır ve resmetmekle yaralanmak aynı hamlede birleşir.
- 6
Getir rûz-ı hesâbı yâdına bir kerre ey zâlim
Kalem cevrinden acz-âver olur ta'dâda geldikçe
1Ey zalim, bir kere hesap gününü hatırına getir;
2kalem senin cevrini saymaya kalkınca âciz kalır.
Önceki beyitteki kalem burada mahşer kâtibinin kalemi olur: biri güzelliği çizerken kırılıyordu, bu sefer eziyeti sayarken tükeniyor. Sevgiliye yönelen tehdit böylece bir muhasebe diliyle kurulur ve gazelin kelâm damarına bağlanır.
- 7
Anılsın neş'e-i zahmınla bî-hûş olduğum eyyâm
Ser-â-pâ çâk olur cism-i za'îfim yâda geldikçe
1Yaranın neşesiyle kendimden geçtiğim günler anılsın;
2o günler hatıra geldikçe zayıf bedenim baştan aşağı yarılır.
Beyit anılmayı istiyor ve anmanın bedelini de söylüyor: hatıra bedeni yeniden yarar. Matladaki “yâda geldikçe” burada geri dönerek gazeli kendi başına bağlıyor; ilkinde hatıra sarhoş ediyordu, şimdi parçalıyor.
- 8
Neşât-engîz olur ahbâba satr-ı şi'rim ey Ekrem
Döner mâr-ı -güstere hassâda geldikçe
1Ey Ekrem, şiirimin satırı dostlara neşe verir;
2hasetçiye gelince öldürücü zehir saçan bir yılana döner.
Makta şiirin kendisini konu ediyor: aynı satır okuruna göre şerbet ya da zehir olur. Yazının düz bir çizgi olan “satr”ı, kıskananın karşısında kıvrılan bir yılana dönüşüyor; benzetme biçim üzerinden kurulduğu için soyut kalmaz.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142909 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Metin kitapta “Kafiye-i Hâ / Üçüncü Gazel” fihrist maddesiyle duruyor; bu bir ad değil kitaptaki yerin künyesidir, o yüzden başlık matlaın ilk dizesinden kuruldu. Sayfada bölüm künyesi satırı yok: on altı dizenin on altısı şiire ait ve sekiz beyte bölündü. Makta dizesindeki “*Ekrem*” yıldızları atıldı, mahlas dizenin içinde olduğu için korundu. Beşinci beyitte “ressâm-ı sun 'un” ve ikinci beyitte “mu'tâda” yazımlarında ayın kesmesi boşlukla ayrılmış ya da kesme olarak dizilmiş; dizgi düzeltilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Redif iki dizede iki ayrı fiile bağlanıyor: önce hatıraya gelmek, sonra feryada gelmek. Cem şarabın efsanevî mucidi sayılır; âşığın sarhoşluğunun onun ruhunu ürkütmesi, aşkın içkiden ağır bir sarhoşluk olduğu iddiasıdır.