Gör ne hil‘atdur nazar kıl sünbül-i ra‘nâsına
Sevgilinin sümbül saçını gökten inmiş bir hilat gibi gösteren gazel, melek yaradılışını rakibin şeytanca ayartmasına karşı korur; yüz mumunu güneş ve aydan üstün tutup aşk derdinin saklanamayacağını söyler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Gör ne hil‘atdur nazar kıl sünbül-i ra‘nâsına
‘Âlem-i bâlâdan inmiş kâmet-i zîbâsına
1Şu hilate bak; onun güzel sümbül saçını seyret:
2güzel boyuna sanki yüce âlemden inmiştir.
- 2
Haslet ü hûy-ı melâ’ik yaraşur merdümlere
Uymasun dîv-i rakîbüñi ol perî igvâsına
1Meleklerin huyu ve yaradılışı insanlara yaraşır;
2o peri, rakip şeytanın ayartısına uymasın.
Melek yaradılışlı sevgilinin insanlara uygun davranması istenir; peri kadar güzel olanın rakip şeytanın ayartısına uymaması öğütlenir. Melek-peri-şeytan karşıtlığı tarihsel şiir dilinin ahlaki rolleridir, güncel inanç toplulukları hakkında hüküm değildir. Rakip, sevgiliyi âşıktan uzaklaştıran baştan çıkarıcı güçtür.
- 3
Gerçi ‘âlemden ganîdür hüsn-i bî-hem-tâ ile
Sad hezârân âferîn ammâ ki istignâsına
1Eşsiz güzelliğiyle dünyaya muhtaç değildir gerçi;
2ama onun kayıtsızlığına da yüz bin aferin.
Sevgilinin güzelliği benzersiz olduğu için kimseye ihtiyacı yoktur; âşıktan beklenen onun istiğnasını övmektir. Beyit, karşılık talebini geri çeker ve güzelliğin kendi kendine yeten konumunu kabul eder. Övgü, erişememenin mazereti değil sevgilinin üstünlüğünü kuran bilinçli bir söz edimidir.
- 4
Şem‘-i ruhsâruñ komaz ragbet sipihrüñ zerrece
Mihr-i ‘âlem-tâbına mâh-ı cihân-ârâsına
1Yüzünün mumu, göğün zerrece ilgi duymasına imkân bırakmaz;
2dünyayı aydınlatan güneşine ve dünyayı süsleyen ayına.
Yüzün mumu varken gök, ne güneşine ne ayına zerrece ilgi duyar. Sevgilinin parlaklığı kozmik ışıkların işlevini gereksiz bırakır; mum normalde küçükken burada gök cisimlerini aşar. Sipihr imgesi sahneyi göğe genişletir, fakat asıl vurgu yüzün tek başına bütün ışık kaynaklarının yerini almasıdır.
- 5
Bâkıyâ tîg-i cefâdan sîne kim sad-çâk ola
Kâdir olmaz ‘aşk eri derd-i dilüñ ihfâsına
1Ey Bâkî, cefa kılıcıyla göğsü yüz parçaya ayrılan kişi
2bir aşk eriyse gönül derdini saklamaya güç yetiremez.
Cefa kılıcıyla göğsü yüz parçaya ayrılan gerçek aşk eri, gönül derdini gizleyemez. Bedendeki yarıklar iç acının dışarı açılan izleridir; ‘ihfâ’ artık iradeyle yapılabilecek bir saklama değildir. Makta, önceki beyitlerde övülen güzelliğin âşık üzerinde bıraktığı görünür hasarı son delil olarak sunar.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.4543efa5-2233-4958-a504-0b76689cc339:g409-pdf300. Açık lisanslı tez ekinde G.409, basılı 282/PDF 300, 5 beyit; şiir-numarası → vezin bağlantısı PDF 65–66'daki Tablo 2'de açık. Sabahattin Küçük neşri yalnız sınır ve kısa okuma farkları için yalnızca araştırma amacıyla tanıktır. CC BY profil-ek ilişkisindedir; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Sevgilinin güzel sümbüle benzeyen saçı, zarif boyuna yüce âlemden gönderilmiş bir hilat gibi görülür. Saç bedeni örten sıradan unsur olmaktan çıkar, göksel bir onur giysisine dönüşür. Beyit görünüşü kutsallaştırmadan, güzelliğin değerini yukarıdan bağışlanmış kaftan benzetmesiyle büyütür.