Gördüm
Şair dün gördüğü bir güzeli anlatır; yedişer dizelik beş bendin ilk ve son dizeleri aynı kafiyeyle çerçeve kurar. Ortadaki bentte yaklaşma cesareti gelir, sonunda güzel perde arkasına çekilince cihan bir yas cihanına döner.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Dün yâr-ı safâ-fezâyı gördüm
Bir mâili hoş câr içinde
Gûyâ ki Venüs bihâr içinde
Tenhâ duruyordu bir çemende
Yer yer görünürdü gamlı hande
Sevdâlar içinde bir dehende
Bir böyle meh-i safâyı gördüm
1Dün safa artıran yâri gördüm:
2hoş akan bir su içinde eğilmiş,
3sanki denizler içinde Venüs.
4Bir çimenlikte tenha duruyordu;
5yer yer gamlı bir gülüş görünürdü,
6sevdalar içindeki bir ağızda.
7Böyle bir safa ayı gördüm.
- 2
hazîn hazîn gelirdi
-i neş’at idi dudaklar
Âteş saçıyordu gül yanaklar
Âgûşuna zülfünü saçardı
Gâhî de cemâlini açardı
Gönlüm de o dilbere kaçardı
Vicdânıma aşk serpilirdi
1Zevkler hazin hazin gelirdi;
2dudaklar neşeyle ağzına kadar doluydu,
3gül yanaklar ateş saçıyordu.
4Zülfünü kucağına saçardı,
5ara sıra da yüzünü açardı;
6gönlüm de o dilbere kaçardı.
7Vicdanıma aşk serpilirdi.
Bent kendisiyle çelişerek ilerliyor: zevkler hazin gelirken dudaklar neşeyle taşıyor. Ortadaki üç dizenin -ardı kafiyesi tek bir karşılaşmayı alışkanlığa çeviriyor; geniş zamanın hikâyesi sahneyi tekrara bağlıyor. Son dize “Yatıyor!”un serpilen safalarını çağırıyor.
- 3
Âgûşuna dek takarrüb ettim
Agûşunu ettim
Simâsına bir nigâh ettim
Rûyûnda safâ ıyân olurdu
Ârızları gülsitân olurdu
Reşk-âver-i hâverân olurdu
Didâr-ı nigâra âh bittim
1Kucağına kadar yaklaştım,
2kucağını uyku yeri ettim,
3yüzüne bir bakış attım.
4Yüzünde safa açıkça görünürdü,
5yanakları gül bahçesi olurdu,
6doğu ülkelerini kıskandırırdı.
7Ah, sevgilinin yüzüne bakmaktan bittim.
Üç dize üst üste ‘ettim’ diyerek seyredeni yaklaştırır: kucağa yaklaşır, onu uyku yeri yapar ve yüze bakar. Yüzdeki safa, gül bahçesine dönen yanaklar ve doğuyu kıskandıran güzellik, son dizedeki tükenişe bağlanır.
- 4
Ettikçe sabâ kulûbu
Ettikçe o dil-rübâ tebessüm
Gûyâ ki eder safâ tebessüm
Bir mihr-i safâ-meâldir o
Hûrîlere bir misâldir o
Bir hârika-i cemâldir o
Etmez mi o mâh cânı ta'zîz
1Sabah yeli gönülleri titrettikçe,
2o gönül çelen gülümsedikçe,
3sanki safanın kendisi gülümser.
4O, sonu safa olan bir güneştir;
5o, hûrilere bir örnektir;
6o, güzelliğin bir harikasıdır.
7O ay, canı yüceltmez mi?
Sabah yeli gönülleri titretirken gönül çelen sevgili gülümser ve safanın kendisi gülüyor gibi görünür. Ardından sevgili, sonu safa olan güneş, hûrilere örnek ve güzellik harikası diye üç kez tanımlanır; soru canı yüceltip yüceltmediğini sorar.
- 5
Terketmiş idi cihânı ol dem
Mahbûbe-i âsmân-ı enver
Ol şûh-ı vefâ vü nâz-perver
Bir -i elvedâ etti
-i ihticâba gitti
Heyhât dilin safâsı bitti
Olmuştu cihân cihân-ı mâtem
1O anda cihanı terk etmişti
2o nurlu göğün sevgilisi,
3o vefalı, naz besleyen şuh.
4Bir veda bakışı fırlattı,
5gizlenme köşküne gitti.
6Heyhât, gönlün safası bitti;
7cihan bir yas cihanı olmuştu.
Kavuşma bendinden hemen sonra gelen ayrılış, sevgiliyi göğe iade ediyor: gidilen yer bir ev değil, ihticâb yani perde arkası. Şiir “gördüm” diye açılmıştı, “mâtem” diye kapanıyor; aynı kitaptaki Mahsûl-i mâtem'in kelimesi buraya, bir tek bakışın ardından düşüyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142958 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Sayfanın başındaki “İlk kez Sebat'ın üçüncü sayısında aynı isimle yayımlanmıştır” satırı Vikikaynak editörünün künye notudur, dize değildir; metne alınmadı. Geriye kalan otuz beş dize, yedişer dizelik beş bende bölündü; her bendin ilk ve son dizesi aynı kafiyeyle çerçeve kuruyor. On altıncı dize kaynakta “Agûşunu” diye şapkasız dizilmiş, bir üstteki dize “Âgûşuna” iken; düzeltilmedi. Aynı dize kalıbın iki hece altında, eksik tamamlanmadı. İkinci dizedeki “Bir mâili hoş câr içinde” ibaresi basımda bozulmuş görünüyor; özgün sütunda aynen bırakıldı, karşılığı bağlamdan “hoş akan bir su içinde eğilmiş” diye okundu — bu bir tahmindir. On bir dize dokuz hecede, feûlün yerine fa'lün ile kapanıyor.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Behiştî çehreli bir mihr-i zîbâCenab Şahabeddin · Manzume→
İlk ve son dize ‘gördüm’ fiiliyle çerçeve kurar. Denizlerin içindeki Venüs benzetmesi ile gamlı gülüş aynı görüntüde birleşir; özel adın kullanımı şairin eğitimi veya dil bilgisine ilişkin dış biyografiyle açıklanmaz.