DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Nedîm/Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana
Gazel · 18. yüzyıl

Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana

Sevgilinin güzelliğini haddeden geçmiş nezaket, damıtılmış gül kokusu ve tek bir bende toplanmış Frengistan gibi işlenmiş hayallerle kurup sonunda o güzeli şehirde bulamayan sekiz beyitlik gazel.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Haddeden geçmiş nezâket olmuş sana

    Mey süzülmüş şîşeden ruhsar-ı âl olmuş sana

    1Nezaket haddeden geçirilmiş de senin boyun bosun olmuş.

    2Şarap şişeden süzülmüş de al yanağın olmuş.

    Hadde, madeni ince tele çeken bir demirci aletidir; Nedîm nezaketi o tezgâhtan geçirip sevgilinin boyuna çeviriyor. Güzellik doğuştan gelen bir hâl değil, işlenmiş bir ürün olarak görünüyor.

  2. 2

    Bûy-ı gül olunmuş nâzın işlenmiş ucu

    Biri olmuş hûy birisi olmuş sana

    1Gül kokusu damıtılmış, nazının ucu işlenmiş.

    2Biri senin terin, öteki mendilin olmuş.

    Damıtılan gül normalde gül suyu verir; burada tere ve mendile dönüşüyor. Nedîm mazmunu bahçeden alıp çeyiz sandığına taşıyor, sevgiliyi eşyalarıyla birlikte görünür kılıyor.

  3. 3

    Sihr ü efsûn ile dolmuşdur derûnun ey kalem

    Zülfü Hârut’un demek mümkin ki nâl olmuş sana

    1Ey kalem, içine büyü ve efsun dolmuş.

    2Hârût’un saçı sana kamış olmuş, denebilir.

    Şair övgüyü kendinden değil kaleminden biliyor: içi büyüyle dolu bir alet. Babil’de sihir öğreten Hârût’un saçının kamışa dönüşmesi, güzelliği yazının uydurduğunu itiraf ediyor.

  4. 4

    Şöyle gird olmuş Firengistân birikmiş bir yere

    Sonra gelmiş gûşe-i ebrûda hâl olmuş sana

    1Bütün Frengistan böyle toparlanıp bir yere birikmiş.

    2Sonra gelip kaşının kenarında ben olmuş.

    Koca bir kıta yuvarlanıp kaşın ucundaki siyah noktaya sığıyor. Abartı burada süs değil ölçü aracı; benin küçüklüğü, ancak dünyanın büyüklüğüyle tartılınca anlaşılıyor.

  5. 5

    Ol sana mey nûş eder misin demiş

    El-amân ey dil ne müşkil-ter suâl olmuş sana

    1O Hristiyan güzeli sana şarap içer misin demiş.

    2Aman ey gönül, sana ne çetin bir soru sorulmuş.

    Şarabı teklif eden kilise güzeli, teklifi alan Müslüman âşık. ‘Müşkil-ter suâl’ sözü hazzın önündeki inanç engelini tek kelimeyle görünür kılıyor; cevap verilmiyor, soru askıda kalıyor.

  6. 6

    Sen ne câmın mestisin âyâ kimin hayrânısın

    Kendin aldırdın gönül n’oldun ne hal olmuş sana

    1Sen hangi kadehin sarhoşusun, kimin hayranısın acaba?

    2Kendini kaptırdın gönül; n’oldun, ne hâle geldin?

    Şair sevgiliyi bırakıp kendi gönlünü sorguya çekiyor; hangi kadeh, kimin hayranlığı, belli değil. Sarhoşluğun kaynağını bilememek, aşkın insanı önce kendine yabancılaştırdığını gösteriyor.

  7. 7

    Leblerin mecrûh olur dendân-ı sîn-i bûseden

    Lâ’lin öptürmek bu hâletle muhâl olmuş sana

    1Öpücüğün diş izinden dudakların yaralanıyor.

    2Bu durumda dudağını öptürmek sana imkânsız olmuş.

    Öpücük burada soyut bir haz değil, dişin bıraktığı somut bir iz. Hazzın kendisi yara ürettiği için ikincisi imkânsızlaşıyor; arzu kendi tekrarını engelliyor.

  8. 8

    Yok bu şehr içre senin vasfettiğin dilber Nedîm

    Bir görünmüş bir hayâl olmuş sana

    1Nedîm, senin anlattığın güzel bu şehirde yok.

    2Sana bir peri yüzü görünmüş, bir hayal olmuş.

    Gazel yedi beyit boyunca kurduğu güzeli son beyitte iptal ediyor. Şair kendi şiirine ‘hayal’ damgasını vururken övgünün nesnesini değil, üretildiği yeri işaret ediyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak’taki 162854 numaralı kalıcı sürüm esas alındı; sayfadaki vezin kaydı (fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün) korundu, yazıma dokunulmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirTahammül mülkünü yıktın Hülâgû Han mısın kâfirNedîm · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

hadde

Madeni tel hâline getirmek için geçirilen delikli çelik kalıp

yâl ü bâl

Boy bos, endam

taktîr

Damıtma, imbikten geçirme

dest-mâl

Mendil, el bezi

Hârût

Babil’de insanlara sihir öğrettiğine inanılan melek

büt-i tersâ

Hristiyan güzeli

gûşe-i ebrû

Kaşın ucu, kaş kenarı

perî-sûret

Peri yüzlü, gerçek dışı güzellikte