Hafriyât-ı Mâzîye
Geçmişin kâğıtları arasında yapılan kazı, değersiz bulunan gazeller ve roman müsveddesinden kurumuş bir goncaya, oradan aynaya ve mektuba ilerler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bir gün evrâk-ı perîşânıma göz gezdirmek
İstedim; çekmeceyi açtım elim titreyerek
Bir kâğıt destesi geçti elime en evvel
Desteyi açtım; içinde var idi elli gazel!
Okudum. Elli gazelde yok idi (söz) dinecek
Bir şey. Attım yeni bir deste-i evrâkıma el;
Bu da müsveddesi bir eski romanın: (Kelebek)
İsmi hoş, kendisi manasız idi!.. Birde güzel
ilişti gözüme; ben, heyhât!
Yadigâr almış idim on sene evvel ondan
Bu güzel goncayı!.. Sonra bularak bir mir'ât
Ona baktım!.. Ne demek? On sene evvelki yüzüm
Gülüyordu bana!.. Âyineyi kırdımda gözüm
Gördi bir nâmeki yazmıştım o demde ona ben
1Bir gün dağınık kâğıtlarıma göz gezdirmek istedim.
2Çekmeceyi titreyen elimle açtım.
3Önce elime bir deste kâğıt geçti.
4Desteyi açtım; içinde elli gazel vardı.
5Okudum; elli gazelde söz denecek bir şey yoktu.
6Onları attım ve yeni bir kâğıt destesine el attım.
7Bu da Kelebek adlı eski bir romanın müsveddesiydi.
8Adı hoştu ama kendisi anlamsızdı; sonra güzel,
9Kurumuş bir gonca gözüme ilişti; ne yazık ki,
10Bu güzel goncayı on yıl önce ondan hatıra almıştım.
11Sonra bir ayna bulup ona baktım.
12Bu ne demekti? On yıl önceki yüzüm,
13Bana gülümsüyordu. Aynayı kırdım; gözüm,
14O zaman ona yazdığım bir mektubu gördü.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Cenab Şahabeddin adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 155604 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Gözünde hep cevelânı riyâh-ı sevdânın,Cenab Şahabeddin · Şiir→
Geçmişin kâğıtları arasında yapılan kazı, değersiz bulunan gazeller ve roman müsveddesinden kurumuş bir goncaya, oradan aynaya ve mektuba ilerler. Nesneler hatırayı giderek kişiselleştirir; aynanın kırılması, on yıl önceki yüzle karşılaşmanın yarattığı sarsıntıyı fiziksel bir tepkiye dönüştürür.