DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Tanrı hatadan korusun; o yabancıyla kim konuşur
Şiir · 17. yüzyıl

Tanrı hatadan korusun; o yabancıyla kim konuşur

Şair, saki gözlü ve hileli bakışlı sevgilinin yabancılarla konuşmasına kıskançlıkla karşı çıkar. Öfkelendiğinde kan döken, güldüğünde âşıkların aklını bölen güzel hem hükümdar hem iki yüzlü bir eziyet hançeridir. Dostlardan incitmemesini isteyen Ömer, rakip üzerinden sevgiliye ulaşmanın tehlikesini ve sultana yakınlığın yakıcı bedelini anlatır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Hak hatâdan saklasın ol ile kim söyleşür

    Çeşmi sâkî mekkâr ile kim söyleşür

    1Tanrı hatadan korusun; o yabancıyla kim konuşur?

    2Gözü saki, yan bakışı hilekâr olanla kim konuşabilir?

    İlk soru, sevgilinin bir yabancıyla konuşmasını neredeyse ilahi koruma gerektiren bir hata sayar. Saki göz ile hilekâr yan bakış, sohbet edilecek kişiyi değil karşısındakini sarhoş edip aldatan tehlikeli güzeli tarif eder.

  2. 2

    Hışma gelse her nigâhı niçe yüz bin kan eder

    Kim ne haddi zâlim ü hünkâr ile kim söyleşür

    1Öfkelense her bakışı yüz binlerce kişiyi kan içinde bırakır.

    2Kimin ne haddine; zalim bir hükümdarla kim konuşabilir?

    Sevgilinin tek bakışı öfkeyle birleşince sayısız kan dökebilecek bir hükme dönüşür. Âşığın ‘kimin ne haddine’ sorusu, zalim hükümdarla konuşmayı eşitler arası ilişki değil can pahasına girilen bir saray huzuru gibi gösterir.

  3. 3

    Her kaçan kılsa yâr başlar gülmeğe

    Bir belâ dahi budur uşşâkın aklın bölmeğe

    1Sevgili ne zaman söz söylese gülmeye başlar.

    2Bu da âşıkların aklını dağıtan başka bir beladır.

    Sevgilinin konuşurken gülmesi, tatlı bir yakınlık gibi görünse de âşıkların aklını bölen yeni bir beladır. Şeker dudak ve tatlı iş sıfatları, bu zihinsel yıkımı acı değil çekici bir lezzet kılığında sunar.

  4. 4

    Şâd merkolmaz isen de nesne kalmaz ölmeğe

    Ol şeker leb yâr-ı şîrinkâr ile kim söyleşür

    1Gönlün hoş tutulmazsa ölmek için geride hiçbir şey kalmaz.

    2O şeker dudaklı, tatlı işler yapan sevgiliyle kim konuşabilir?

    Neşeye erişemeyen âşık için yaşamın geriye kalan tek eylemi ölüm olur. Bu keskin son sınır, sevgilinin tatlı sözünü sıradan bir sohbetten çıkarıp akıl ile hayat üzerinde belirleyici bir güce yükseltir.

  5. 5

    Söyleniz dostlar cenânım hâtırım incitmesin

    Merdüm-i çeşmimdir aklım gibi kayup gitmesin

    1Dostlar, canım sevgilime söyleyin de gönlümü incitmesin.

    2Göz bebeğimdir; aklım gibi kaybolup gitmesin.

    Dostların aracı kılınması, sevgiliyle doğrudan konuşmanın güçlüğünü gösterir. Göz bebeği sayılan güzelin akıl gibi kaybolması, âşığın hem en değerli varlığını hem de kendini yönetme yetisini aynı anda yitirme korkusudur.

  6. 6

    Ehl-i diller yâr ile dost olduğum ta’n etmesin

    Yâra yol bulmak kolay ağyâr ile kim söyleşür

    1Gönül ehli, sevgiliyle dost olduğum için beni ayıplamasın.

    2Sevgiliye yol bulmak kolay olsa rakiple kim konuşur?

    Gönül ehlinin ayıplamasına karşı verilen cevap, rakiple konuşmanın isteğe değil zorunluluğa dayandığını açıklar. Sevgiliye doğrudan yol açık olsaydı âşık, kıskandığı yabancıyı aracı edinmek zorunda kalmayacaktı.

  7. 7

    Câna ne işler geçti ey kaşı keman

    Tîr-i gamzen bir yanan dökmektedir kanım heman

    1Ey keman kaşlı, ok ucun canıma neler yaptı.

    2Yan bakışının oku durmadan kanımı döküyor.

    Kaşa keman, kirpiğe ok ucu denmesi yüzü kurulmuş bir savaş aracına çevirir. Yan bakış oku sürekli kan dökerken sevgilinin güzelliği uzaktan seyredilen bir biçim değil canın içinde süren yara hâline gelir.

  8. 8

    Dâimâ yol beklemektir kârı hiç vermez aman

    İki yüzlü hançer-i âzâr ile kim söyleşür

    1İşi hep yol gözleyip pusu kurmaktır, bana hiç aman vermez.

    2İki yüzlü eziyet hançeriyle kim konuşabilir?

    Eziyet hançerinin yol beklemesi, saldırının rastlantı değil sürekli kurulan bir pusu olduğunu düşündürür. Hançerin iki yüzlü oluşu hem keskin iki ağzı hem sevgilinin değişken davranışını aynı imge içinde toplar.

  9. 9

    Her kaçan Âşık Ömer yanında bir cânân olur

    Gül gibi tâli’ güler hem açılur handân olur

    1Âşık Ömer’in yanında ne zaman bir sevgili bulunsa,

    2Talihi gül gibi güler, kendisi de neşeyle açılır.

    Sevgilinin Ömer’in yanında bulunduğu an talih gül gibi açılır; yakınlık âşığın yüzüne de neşe verir. Fakat bu kısa mutluluk, ardından gelen hükümdar benzetmesiyle güvenli bir beraberlik olmaktan çıkar.

  10. 10

    Bu meseldir âteş-i sûzân olur

    Bî tevekkuf tâ bekey hünkâr ile kim söyleşür

    1Atasözüdür: Sultana yakınlık yakıcı ateştir.

    2Durmadan ve daha ne zamana dek hükümdarla konuşulabilir?

    Sultana yakınlığın yakıcı ateş sayılması, şiirin bütünündeki çekim ve korkuyu özlü bir sözde toplar. Ömer hem hükümdar sevgiliyle konuşmayı arzular hem de bu huzurda kesintisiz kalmanın insanı yakacağını bilir.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Basılı gövdedeki görünür Ömer/Âşık Ömer mahlası doğrulandı: 17. dize “Her kaçan Âşık Ömer yanında bir cânân olur”.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 566 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirTanrı nasip etse sevgiliyle sarmaş dolaş olsam
Hak müyesser kılsa olsam yâr ile sarmaş dolaş
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

yâd

Yabancı, el.

gamzesi

Yan bakışı, süzgün bakışı.

tekellüm

Konuşma, söz söyleme.

merdüm-i çeşm

Göz bebeğimdir.

peygânın

Ok ucun, temrenin.

kurb-i sultân

Sultana yakınlık.