Tanrı hatadan korusun; o yabancıyla kim konuşur
Şair, saki gözlü ve hileli bakışlı sevgilinin yabancılarla konuşmasına kıskançlıkla karşı çıkar. Öfkelendiğinde kan döken, güldüğünde âşıkların aklını bölen güzel hem hükümdar hem iki yüzlü bir eziyet hançeridir. Dostlardan incitmemesini isteyen Ömer, rakip üzerinden sevgiliye ulaşmanın tehlikesini ve sultana yakınlığın yakıcı bedelini anlatır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Hak hatâdan saklasın ol ile kim söyleşür
Çeşmi sâkî mekkâr ile kim söyleşür
1Tanrı hatadan korusun; o yabancıyla kim konuşur?
2Gözü saki, yan bakışı hilekâr olanla kim konuşabilir?
- 2
Hışma gelse her nigâhı niçe yüz bin kan eder
Kim ne haddi zâlim ü hünkâr ile kim söyleşür
1Öfkelense her bakışı yüz binlerce kişiyi kan içinde bırakır.
2Kimin ne haddine; zalim bir hükümdarla kim konuşabilir?
Sevgilinin tek bakışı öfkeyle birleşince sayısız kan dökebilecek bir hükme dönüşür. Âşığın ‘kimin ne haddine’ sorusu, zalim hükümdarla konuşmayı eşitler arası ilişki değil can pahasına girilen bir saray huzuru gibi gösterir.
- 3
Her kaçan kılsa yâr başlar gülmeğe
Bir belâ dahi budur uşşâkın aklın bölmeğe
1Sevgili ne zaman söz söylese gülmeye başlar.
2Bu da âşıkların aklını dağıtan başka bir beladır.
Sevgilinin konuşurken gülmesi, tatlı bir yakınlık gibi görünse de âşıkların aklını bölen yeni bir beladır. Şeker dudak ve tatlı iş sıfatları, bu zihinsel yıkımı acı değil çekici bir lezzet kılığında sunar.
- 4
Şâd merkolmaz isen de nesne kalmaz ölmeğe
Ol şeker leb yâr-ı şîrinkâr ile kim söyleşür
1Gönlün hoş tutulmazsa ölmek için geride hiçbir şey kalmaz.
2O şeker dudaklı, tatlı işler yapan sevgiliyle kim konuşabilir?
Neşeye erişemeyen âşık için yaşamın geriye kalan tek eylemi ölüm olur. Bu keskin son sınır, sevgilinin tatlı sözünü sıradan bir sohbetten çıkarıp akıl ile hayat üzerinde belirleyici bir güce yükseltir.
- 5
Söyleniz dostlar cenânım hâtırım incitmesin
Merdüm-i çeşmimdir aklım gibi kayup gitmesin
1Dostlar, canım sevgilime söyleyin de gönlümü incitmesin.
2Göz bebeğimdir; aklım gibi kaybolup gitmesin.
Dostların aracı kılınması, sevgiliyle doğrudan konuşmanın güçlüğünü gösterir. Göz bebeği sayılan güzelin akıl gibi kaybolması, âşığın hem en değerli varlığını hem de kendini yönetme yetisini aynı anda yitirme korkusudur.
- 6
Ehl-i diller yâr ile dost olduğum ta’n etmesin
Yâra yol bulmak kolay ağyâr ile kim söyleşür
1Gönül ehli, sevgiliyle dost olduğum için beni ayıplamasın.
2Sevgiliye yol bulmak kolay olsa rakiple kim konuşur?
Gönül ehlinin ayıplamasına karşı verilen cevap, rakiple konuşmanın isteğe değil zorunluluğa dayandığını açıklar. Sevgiliye doğrudan yol açık olsaydı âşık, kıskandığı yabancıyı aracı edinmek zorunda kalmayacaktı.
- 7
Câna ne işler geçti ey kaşı keman
Tîr-i gamzen bir yanan dökmektedir kanım heman
1Ey keman kaşlı, ok ucun canıma neler yaptı.
2Yan bakışının oku durmadan kanımı döküyor.
Kaşa keman, kirpiğe ok ucu denmesi yüzü kurulmuş bir savaş aracına çevirir. Yan bakış oku sürekli kan dökerken sevgilinin güzelliği uzaktan seyredilen bir biçim değil canın içinde süren yara hâline gelir.
- 8
Dâimâ yol beklemektir kârı hiç vermez aman
İki yüzlü hançer-i âzâr ile kim söyleşür
1İşi hep yol gözleyip pusu kurmaktır, bana hiç aman vermez.
2İki yüzlü eziyet hançeriyle kim konuşabilir?
Eziyet hançerinin yol beklemesi, saldırının rastlantı değil sürekli kurulan bir pusu olduğunu düşündürür. Hançerin iki yüzlü oluşu hem keskin iki ağzı hem sevgilinin değişken davranışını aynı imge içinde toplar.
- 9
Her kaçan Âşık Ömer yanında bir cânân olur
Gül gibi tâli’ güler hem açılur handân olur
1Âşık Ömer’in yanında ne zaman bir sevgili bulunsa,
2Talihi gül gibi güler, kendisi de neşeyle açılır.
Sevgilinin Ömer’in yanında bulunduğu an talih gül gibi açılır; yakınlık âşığın yüzüne de neşe verir. Fakat bu kısa mutluluk, ardından gelen hükümdar benzetmesiyle güvenli bir beraberlik olmaktan çıkar.
- 10
Bu meseldir âteş-i sûzân olur
Bî tevekkuf tâ bekey hünkâr ile kim söyleşür
1Atasözüdür: Sultana yakınlık yakıcı ateştir.
2Durmadan ve daha ne zamana dek hükümdarla konuşulabilir?
Sultana yakınlığın yakıcı ateş sayılması, şiirin bütünündeki çekim ve korkuyu özlü bir sözde toplar. Ömer hem hükümdar sevgiliyle konuşmayı arzular hem de bu huzurda kesintisiz kalmanın insanı yakacağını bilir.
Metnin kaynağı
Basılı gövdedeki görünür Ömer/Âşık Ömer mahlası doğrulandı: 17. dize “Her kaçan Âşık Ömer yanında bir cânân olur”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 566 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Hak müyesser kılsa olsam yâr ile sarmaş dolaşÂşık Ömer · Şiir→
İlk soru, sevgilinin bir yabancıyla konuşmasını neredeyse ilahi koruma gerektiren bir hata sayar. Saki göz ile hilekâr yan bakış, sohbet edilecek kişiyi değil karşısındakini sarhoş edip aldatan tehlikeli güzeli tarif eder.