Hasretle Ciğerim Eyledin Pürhûn
Şair hasret ve ayrılığın ciğerini kana buladığını söyler; sevgiliyi güzellerin önderi ve yıkık gönlün mimarı diye çağırır. Verilen sözün unutulmasını sorgular, kara ah dumanını arşa çıkarır ve rakibi sevindirmeden dönmesini ister.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Hasretle ciğerim eyledin
Derd-i firâkınla olmuşam
1Hasretle ciğerimi kana buladın;
2ayrılık derdinle güçsüz düştüm.
- 2
Eğlenme hûpların tez gel
Harâbe gönlümün tez gel
1Gecikme, güzellerin önderi; çabuk gel.
2Yıkık gönlümün mimarı, çabuk gel.
Sevgili hem güzellerin serdarı hem harap gönlü onaracak mimardır. Askerî önderlik ile yapı kurma gücü birleşir; “tez gel” tekrarı onarımın ertelenemeyecek kadar acil olduğunu duyurur.
- 3
Böyle midir her dem âşıka kârın
Bu mudur benimle
1Âşığa her zaman yaptığın bu mudur?
2Benimle verdiğin söz ve ant böyle miydi?
İki soru sevgilinin davranışını hem genel âşıklık töresine hem özel sözleşmeye göre yargılar. Kâr, ahit ve ikrar kelimeleri aşkı hesap ve bağlılık düzeni içinde sorgular.
- 4
Yoğ imiş zerrece namûs ü ârın
Unuttun mu kavl ü karârı tez gel
1Demek sende zerre kadar namus ve utanma yokmuş;
2sözünü ve kararını unuttun mu? Çabuk gel.
Suçlama sertleşerek utanma duygusunun yokluğuna kadar varır. Ardından gelen soru kesin hükmü biraz geri açar: belki sevgili bütünüyle vefasız değil, yalnız verdiği sözü unutmuştur.
- 5
Senden ayrılalı ey yüzü Mâh’ım
Yeter karâr oldu eğlenme şâhım
1Senden ayrılalı, ey ay yüzlüm,
2beklemek yeter; gecikme, ey şahım.
Ay yüzlü ve şah hitapları sevgiliyi göksel ve hükmeden bir konuma çıkarır. Buna karşılık konuşan bekleyişin sınırına geldiğini bildirir; övgü ile sabırsız uyarı aynı birimde yan yana durur.
- 6
Arş’a çıktı gitti
Artmakta gönlümün efkârı tez gel
1Kara dumanım yükselip arşa çıktı;
2gönlümün düşünceleri artıyor, çabuk gel.
İçteki ah kara dumana dönüşüp göğün en yüksek katına ulaşır. Duman yükseldikçe efkâr da çoğalır; sevgilinin gecikmesi kişisel sıkıntıyı kozmik ölçekte görünür kılar.
- 7
Anca çektim cefâ
Hûpların şâhısın ahde kıl vefâ
1Gam yolunda bunca eziyet çektim;
2güzellerin şahısın, verdiğin söze vefa göster.
Râh-ı gam aşkı uzun ve acılı bir yol olarak kurar. Sevgiliye yeniden şah denmesi yalnız övgü değildir; yüksek mevki, ahde sadakat sorumluluğunu da beraberinde getirir.
- 8
olaydı süreydim safâ
Güldürme bendene ağyârı tez gel
1Kısmet olsa da sevinç sürsem;
2rakibi kuluna güldürme, çabuk gel.
Safaya erişme dileği henüz gerçekleşmemiş bir ihtimaldir. Rakibin gülmesi âşığın aşağılanması demektir; sevgilinin gelişi hem sevinç sağlayacak hem bu kamusal yenilgiyi önleyecektir.
- 9
Ey Ömer murâdın bulmak dilersen
Âşık’ın duâsın almak dilersen
1Ey Ömer, muradını bulmak istiyorsan,
2âşığın duasını almak istiyorsan...
Mahlaslı kapanışta sözün yönü kısa süreliğine kendine öğüt verir gibi görünür. Murada erişmek ile dua almak aynı koşula bağlanır; son iki dize sevgilinin geri dönmesini bu ahlaki çağrıyla temellendirir.
- 10
Keyfiyet-i hâlden bilmek dilersen
Gittiğin yerlerden tez varı tez gel
1Hâlimin nasıl olduğunu bilmek istiyorsan,
2gittiğin yerlerden tez dön, çabuk gel.
Hâlin bilgisi uzaktan edinilemez; sevgilinin bizzat dönmesi gerekir. “Tez var, tez gel” yoğun tekrarı şiirin bütün çağrılarını tek bir harekette toplar ve bekleyişi dönüş talebiyle kapatır.
Metnin kaynağı
Âşık Ömer kimliği Ergun dizisi, görünür mahlas yüzeyi ve TEİS kamu otoritesiyle sınırlı olarak bağlandı.
Atıf kanıtını aç ↗Ergun 1936, No. 64; tarama s. 139; 10 birim/20 dize. Kayıt kaynakta “Hasretle ciğerim eyledin pürhûn” ile başlar, “Gittiğin yerlerden tez varı tez gel” ile biter; hemen ardından gelen kayıt “Şol nûr-i cemâle zeynolan teller” dizesiyle açılır. Dizeler kaynağından korundu. Sessiz kaynak düzeltmesi yapılmadı. Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryasınca hazırlandı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Hayâl-i aşkınla Mecnûn’a döndümÂşık Ömer · Koşma→
Hasret bedende kanlı bir yaraya, ayrılık ise gücü tüketen sürekli bir derde dönüşür. Pürhûn ile zebun sözcükleri ilk birimde hem yaralanmayı hem iradenin zayıflamasını birlikte kurar.